Yapay Zeka Finansı Dönüştürüyor, İnsanlar Karar Veriyor

Bu yıl 4'üncüsü düzenlenen Octet World Fintech Day'de, B2B finansın geleceğine ilişkin dönüşüm başlıkları ele alındı. Uzmanlar, 2030'a giden süreçte rutin finans operasyonlarını yapay zeka ajanlarının üstleneceğini; stratejik karar, son imza ve hesap verebilirliğin ise insanda kalacağını vurguladı.

“Oyunu Kim Kuruyor? Paylaşılan Güç, Ortak Sorumluluk” temasıyla gerçekleştirilen etkinliğin moderatörlüğünü Stratejist ve Gazeteci Güzem Yılmaz Ertem üstlendi. Etkinliğe Octet Türkiye CEO'su Derya Ekemen Fidan, İş Fütüristi, Ekonomist ve Yazar Ufuk Tarhan ile Hilti Türkiye Finans Direktörü Burçin Özozan katıldı. Etkinlikte finansal teknolojilerin yalnızca işlemleri dijitalleştiren araçlardan öteye geçerek şirketlerin karar süreçlerini destekleyen yapılara dönüşeceği üzerinde duruldu. Bankaların finansal altyapısı, finteklerin çevikliği, regülasyonun oluşturduğu güven ortamı ve teknolojinin veri işleme kapasitesinin ancak gerçek müşteri ihtiyaçları etrafında bir araya geldiğinde değer oluşturabileceği ifade edildi.

“Oyunun merkezinde müşteri var”

Fintek ekosistemindeki rol paylaşımını değerlendiren Octet Türkiye CEO'su Derya Ekemen Fidan, bankaların finansal altyapıyı sağladığını, finteklerin çevik çözümler ve güçlü kullanıcı deneyimleri geliştirdiğini, düzenleyici kurumların ise yasal çerçeveyi oluşturduğunu söyledi. Ekemen Fidan, tüm bu yapıların gerçek bir müşteri ihtiyacına yanıt verdiğinde anlam kazandığına dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Bugünün dünyasında oyunun merkezindeki temel aktör müşteri. Asıl değer, müşterinin ihtiyacını doğru anlamak ve bu ihtiyaca yönelik çözüm üretmekle ortaya çıkıyor. Şirketlerin farklı banka, tahsilat ve ödeme kanallarında bulunan verilerinin tek noktada birleştirilmesi, dijitalleşmenin ilk adımını oluşturuyor. Ancak veriyi bir araya getirmek tek başına yeterli değil. Bu verilerin yalnızca raporlama amacıyla değil; nakit akışını izlemek, gecikmeleri erken fark etmek, kanal performanslarını değerlendirmek ve geleceğe yönelik kararlar almak için kullanılması gerekiyor. Finans ekipleri de bu dönüşümle birlikte geçmişi raporlayan bir fonksiyon olmaktan çıkarak şirketlerin strateji süreçlerine katkı sağlayan yapılara dönüşüyor.”

KOBİ'lere dijital deneyimi de anlatmalıyız

Şirketin KOBİ'lere yönelik yapılanmasını genişlettiğini açıklayan Fidan, büyük ölçekli şirketlerle yürütülen çalışmaların yanı sıra KOBİ'lere özel bir yapı oluşturduklarını dile getirdi. Anadolu'nun farklı bölgelerinde kurulan ekiplerle KOBİ'lere doğrudan ulaşmaya başladıklarını aktaran Fidan, finansal okuryazarlığın dijital çözümlerin iş süreçlerinde nasıl kullanılacağına ilişkin bilgi ve deneyimle birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Müşteri ihtiyacının ürün geliştirme sürecinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Fidan, Doğrudan Borçlandırma Sistemi'ni bu yaklaşıma örnek göstererek sözlerini şöyle sürdürdü: “KOBİ'lere yalnızca finansal okuryazarlığı değil, dijital çözümleri iş süreçlerinde nasıl kullanabileceklerini de anlatmamız gerekiyor. Çünkü dijitalleşmenin gerçek karşılığı, bir teknolojinin varlığından çok işletmenin günlük operasyonunu ne ölçüde kolaylaştırdığıyla ortaya çıkıyor. Daha önce şirketler, farklı bankalardaki bayi limitlerini ayrı ayrı sorgulamak zorundaydı. Şirketimizin çözümüyle bu bilgiler artık tek platformda görüntülenebiliyor. Böylece finansal operasyonlar daha bütüncül bir bakış açısıyla izlenebiliyor ve daha etkin yönetilebiliyor. Tüm bunlara baktığımızda önümüzdeki dönemde rekabet, daha fazla ekran veya özellik sunmaktan çok, müşterinin operasyonel karmaşasını ve karar yükünü ne ölçüde azalttığınızla şekillenecek.”

Finans ekipleri stratejik iş ortağına dönüşüyor

Güzem Yılmaz Ertem'in dijitalleşmenin finans ekiplerinin rolünü nasıl değiştirdiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Hilti Türkiye Finans Direktörü Burçin Özozan, geçmişte finansal ve operasyonel verilerin farklı sistemlerde bulunması nedeniyle ekiplerin zamanının önemli bölümünü farklı kaynaklardaki verileri toplamak, bütüncül hale getirmek ve analiz edilebilir duruma getirmek için harcadığını anlattı. Entegre sistemler ve otomasyon sayesinde bugün verilere daha hızlı ve bütüncül biçimde ulaşabildiklerini kaydeden Özozan şöyle konuştu: “Artık zamanımızı veri hazırlamak yerine veriyi yorumlamaya, farklı senaryoları değerlendirmeye ve iş birimleriyle birlikte daha hızlı ve isabetli kararlar almaya ayırabiliyoruz. Finans geçmişte daha çok 'Ne oldu?' sorusuna yanıt veren bir fonksiyondu. Bugün ise 'Ne olabilir?' ve 'En doğru kararı nasıl alabiliriz?' sorularına odaklanan; satış, pazarlama ve operasyon ekipleriyle birlikte çalışan stratejik bir iş ortağına dönüştü. Ancak burada amaç, her yeni teknolojiyi sisteme dahil etmek değil; işimize ve müşterimize gerçek katkı sağlayan çözümleri doğru şekilde kullanmak. Süreçlerde sağlanan her iyileşme yalnızca şirket içi verimliliği artırmıyor, müşteri deneyimine de doğrudan yansıyor.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı