Genç görünmek, vücudun da genç kaldığı anlamına gelmeyebilir. İngiltere ve ABD’de yüz binlerce kişinin sağlık verilerini inceleyen araştırmacılar, daha yakın tarihlerde doğan kuşakların önceki nesillere kıyasla biyolojik açıdan daha yaşlı göründüğünü tespit etti.
Washington Üniversitesi Tıp Fakültesi öncülüğünde hazırlanan çalışma, 22 Haziran 2026’da hakemli bilimsel dergi Nature Medicine’da yayımlandı. Araştırmada İngiltere Biyobankası’ndaki 154 bin 169 kişinin verileri incelendi; sonuçların bir bölümü ABD’deki “All of Us” programına katılan 10 bin 262 kişi üzerinde de test edildi.
Takvim yaşı ile biyolojik yaş aynı değil
Takvim yaşı, kişinin doğumundan itibaren geçen süreyi ifade ediyor. Biyolojik yaş ise kan değerleri, metabolizma, bağışıklık sistemi ve organların çalışma durumu gibi göstergeler üzerinden vücudun ne ölçüde yıprandığını ortaya koymaya çalışıyor.
Araştırmacılar biyolojik yaşı hesaplamak için albumin, kreatinin ve çeşitli iltihap göstergelerinin de aralarında bulunduğu dokuz kan parametresini kullanan “PhenoAge” yönteminden yararlandı. Ayrıca sonuçların güvenilirliğini değerlendirmek amacıyla farklı biyolojik yaş hesaplama yöntemleri ve metabolizma verileri de incelendi.
Daha genç doğum gruplarında yaş farkı büyüdü
İngiltere verilerine göre 1965-1974 yılları arasında doğanlarda, 1950-1954 doğumlulara kıyasla standartlaştırılmış biyolojik yaş farkı yüzde 23 daha yüksek çıktı. Bu oran, kişilerin doğrudan yüzde 23 daha hızlı yaşlandığı anlamına gelmiyor; gruplar arasındaki istatistiksel biyolojik yaş farkını gösteriyor.
ABD’de yapılan doğrulama analizinde ise 1990-1999 yıllarında doğan katılımcıların standartlaştırılmış PhenoAge yaş farkının, 1965-1969 doğumlulara göre yüzde 92 daha yüksek olduğu belirlendi. Araştırmacılar bu bulgunun daha büyük ve farklı toplumları kapsayan çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguladı.
Genç yaşta kanser riskiyle bağlantı bulundu
Çalışmada biyolojik yaşı takvim yaşından daha ileri görünen kişilerde, 55 yaşından önce teşhis edilen katı tümör riskinin de yükseldiği görüldü. İngiltere grubunda biyolojik yaş farkındaki her bir standart sapmalık artış, erken başlangıçlı katı kanser riskinde yüzde 8’lik yükselişle ilişkilendirildi.
Bağlantının özellikle akciğer, mide-bağırsak sistemi ve rahim kanserlerinde öne çıktığı bildirildi. Biyolojik yaşlanması en ileri gruptaki kişilerin erken başlangıçlı katı kanser riski, en düşük gruba göre yüzde 15 daha yüksek bulundu.
Organlara özgü incelemelerde de dikkat çekici sonuçlar elde edildi. Bağışıklık sisteminin ileri biyolojik yaşta görünmesi genç yaşta akciğer kanseriyle, yağ dokusundaki hızlanmış yaşlanma ise erken başlangıçlı kalın bağırsak kanseriyle ilişkilendirildi.
Neden daha hızlı yaşlanıyoruz?
Araştırma, genç kuşakların biyolojik yaşlanmasının neden hızlandığını kesin olarak açıklamıyor. Bilim insanları obezite ve metabolik bozuklukların daha erken yaşlarda başlaması, kalitesiz beslenme, uzun süre hareketsiz kalma, uyku düzeninin bozulması, hava kirliliği ve çevresel kimyasallara maruz kalma gibi birçok etkenin birlikte rol oynayabileceğini düşünüyor.
Araştırmanın kıdemli yazarı Yin Cao, kan örneklerinin kişilerin geçmişte maruz kaldığı çevresel ve yaşam tarzına bağlı etkilerin biyolojik izlerini taşıyabileceğini belirtti. Cao’ya göre biyolojik yaş göstergeleri gelecekte yüksek riskli kişilerin henüz sağlıklıyken belirlenmesine ve erken tarama programlarının kişiselleştirilmesine yardımcı olabilir.
Araştırma kanserin nedenini kanıtlamıyor
Uzmanlar, elde edilen sonuçların hızlanmış biyolojik yaşlanmanın doğrudan kansere yol açtığını kanıtlamadığı konusunda uyarıyor. Çalışma gözlemsel olduğu için biyolojik yaşlanma ve kanser riskinin ortak çevresel, genetik veya yaşam tarzı etkenlerinden kaynaklanması da mümkün.
Bilim insanları ayrıca araştırmanın ağırlıklı olarak İngiltere ve ABD’deki katılımcılara dayanmasının sonuçların diğer ülkelere doğrudan uyarlanmasını zorlaştırdığını belirtiyor. Daha kesin sonuçlara ulaşılabilmesi için kişilerin biyolojik yaşlarının yıllar boyunca tekrar tekrar ölçüldüğü uzun süreli çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.




