Destek ödemeleriyle birlikte üreticinin eline geçecek tutarın buğdayda ton başına 19 bin 514 TL, arpada ise 15 bin 764 TL olacağı açıklandı. Ancak özellikle hububat üretiminin yoğun yapıldığı Yozgat’ta çiftçiler, açıklanan fiyatların artan maliyetler karşısında yetersiz kaldığını belirterek revizyon çağrısında bulundu.

Üreticiler, mazot, gübre, tohum, ilaç, sulama ve işçilik giderlerinde yaşanan artışların tarladaki kazancı azalttığını ifade ediyor. Çiftçilere göre açıklanan alım fiyatı, kağıt üzerinde desteklerle yükselmiş görünse de üretim maliyetleri dikkate alındığında beklentinin gerisinde kaldı.

Buğday ve arpa alım fiyatları açıklandı

2026 yılı için açıklanan TMO hububat alım fiyatları şöyle oldu:

Ekmeklik buğday: Ton başına 16 bin 500 TL

Makarnalık buğday: Ton başına 16 bin 500 TL

Arpa: Ton başına 12 bin 750 TL

Bakanlık açıklamasına göre üreticilere temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında dekara toplam 980 TL ödeme yapılacak. Bu desteğin ton başına karşılığı 3 bin 14 TL olarak hesaplandı.

Bu destekler eklendiğinde üreticinin ton başına toplam geliri buğdayda 19 bin 514 TL’ye, arpada ise 15 bin 764 TL’ye ulaşacak.

Ancak sahadaki üretici, yalnızca açıklanan fiyatlara değil, bu fiyatların maliyetler karşısında ne kadar yeterli olduğuna bakıyor. Yozgatlı çiftçilerin tepkisinin merkezinde de bu hesap yer alıyor.

Yozgatlı çiftçiler fiyatı yeterli bulmadı

Türkiye’nin önemli hububat üretim merkezlerinden biri olan Yozgat’ta çiftçiler, açıklanan fiyatların beklentiyi karşılamadığını dile getirdi. Üreticilere göre tarlaya atılan her adım artık yüksek maliyet anlamına geliyor.

Gübre fiyatları, mazot giderleri, tohum maliyeti, ilaçlama, biçerdöver ücreti ve nakliye gibi kalemler üreticinin yükünü artırıyor. Çiftçiler, ürün fiyatının bu giderleri karşılamaması halinde tarımsal üretimin sürdürülebilir olmaktan çıkacağını savunuyor.

Yozgat Merkez Divanlı Mahallesi Muhtarı Mikail Avcı, üreticinin zor bir dönemden geçtiğini belirterek açıklanan fiyatın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Avcı’ya göre buğdayda üreticinin rahat nefes alabilmesi için fiyatın en az 22-23 TL seviyesinde olması gerekiyor.

“Çiftçi kazanmazsa üretim de azalır”

Üreticilerin en büyük endişesi yalnızca bu sezon elde edecekleri gelir değil, gelecek yıllarda üretimin devam edip etmeyeceği. Çiftçiler, emeğinin karşılığını alamayan üreticinin ekim yapmaktan vazgeçebileceğini belirtiyor.

Bu durum yalnızca çiftçiyi değil, gıda arzını ve piyasadaki fiyat dengesini de etkileyebilir. Çünkü buğday ve arpa, hem doğrudan temel gıda üretiminde hem de hayvancılıkta yem maliyetleri açısından kritik öneme sahip.

Bu nedenle hububat alım fiyatları, yalnızca üreticinin cebine girecek para olarak görülmüyor. Aynı zamanda ekmek fiyatından yem maliyetlerine, hayvansal üretimden gıda enflasyonuna kadar geniş bir alanı ilgilendiriyor.

Üretici neden revizyon istiyor?

Çiftçilerin revizyon talebinin temelinde artan girdi maliyetleri yer alıyor. Üreticilere göre son yıllarda tarımsal üretimde en büyük sorun, ürün fiyatı ile maliyet arasındaki makasın daralması.

Bir üretici tarlasını ekmeden önce tohum alıyor, gübre kullanıyor, mazot harcıyor, ilaçlama yapıyor ve sezon boyunca birçok farklı giderle karşılaşıyor. Hasat dönemine gelindiğinde ise biçerdöver, nakliye ve depolama masrafları devreye giriyor.

Tüm bu maliyetler hesaplandığında, çiftçi eline kalan net kazancın oldukça sınırlı olduğunu söylüyor. Bu nedenle açıklanan fiyatın yalnızca ton bazında değil, üreticinin gerçek maliyeti üzerinden değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

“En az 20 lira olmalı” çağrısı

Yozgatlı üreticilerden Ali Sarı da açıklanan fiyatların beklentinin altında kaldığını belirterek buğdayda taban fiyatın daha yüksek olması gerektiğini ifade etti. Sarı’ya göre üreticinin ayakta kalabilmesi için buğday fiyatının en az 20 lira seviyesinde olması gerekiyor.

Bir diğer üretici Erhan Avcı ise özellikle mazot ve gübre fiyatlarındaki artışa dikkat çekti. Avcı, mevcut maliyetlerle üretim yapmanın her geçen yıl daha da zorlaştığını belirterek, çiftçinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi.

Üreticilerin ortak görüşü, destek ödemelerinin önemli olduğu ancak tek başına yeterli olmadığı yönünde. Çiftçiler, alım fiyatının doğrudan maliyetleri karşılayacak ve üreticiyi üretimde tutacak seviyede belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

TMO’dan erken ödeme mesajı

Çiftçilerin fiyat tepkileri sürerken TMO cephesinden de ödeme sürecine ilişkin açıklama geldi. TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, 2026 hasat döneminde ürün alımlarının devam edeceğini ve ödemelerin bu yıl daha kısa sürede yapılmasının planlandığını belirtti.

Güldal, üreticilerin ürünlerini TMO’ya güvenle teslim edebileceğini ifade ederek, açıklanan fiyatların altında satış yapılmaması çağrısında bulundu.

Bu açıklama, özellikle ürününü hasat sonrası hızlı şekilde nakde çevirmek isteyen üreticiler için önem taşıyor. Çünkü çiftçinin en büyük sorunlarından biri de hasat döneminde ürününü düşük fiyattan tüccara satmak zorunda kalması.

TMO’nun erken ödeme planı, üreticinin finansman ihtiyacını azaltabilir. Ancak çiftçilere göre ödeme süresinin kısalması olumlu olsa da asıl sorun alım fiyatının maliyetleri karşılayıp karşılamadığı.

Tüccara düşük fiyattan satış endişesi

Yozgatlı üreticilerin dikkat çektiği bir diğer konu da tüccara düşük fiyattan satış meselesi. Çiftçiler, nakit ihtiyacı nedeniyle bazı üreticilerin ürününü TMO fiyatının altında satmak zorunda kalabildiğini belirtiyor.

Bu durum üreticinin gelir kaybını artırırken, piyasada fiyat baskısına da yol açabiliyor. TMO’nun alım sürecinde aktif ve hızlı davranması, çiftçinin ürününü değerinde satabilmesi açısından kritik görülüyor.

Üreticiler, alım noktalarının yeterli olması, randevu süreçlerinin hızlı işlemesi ve ödemelerin gecikmemesi halinde tüccara düşük fiyattan satışın azalabileceğini düşünüyor.

Hububat fiyatı neden tüm piyasayı ilgilendiriyor?

Buğday ve arpa fiyatları yalnızca çiftçilerin değil, tüketicilerin de yakından takip etmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Çünkü hububat, gıda zincirinin en temel ürünlerinden biri.

Buğday; un, ekmek, makarna, bulgur ve birçok temel gıda ürününün ana hammaddesi. Arpa ise hayvancılıkta yem maliyetlerinin önemli kalemlerinden biri. Bu nedenle hububat fiyatındaki her değişim, zaman içinde ekmekten ete, sütten yem fiyatlarına kadar geniş bir alanda etkili olabiliyor.

Üreticinin zarar etmesi halinde ekim alanlarının azalması, uzun vadede arz sorunlarını gündeme getirebilir. Bu da fiyat istikrarı açısından risk oluşturabilir.

Üretici ne bekliyor?

Yozgatlı çiftçiler, açıklanan fiyatların yeniden gözden geçirilmesini istiyor. Üreticilerin beklentisi, maliyetleri dikkate alan, çiftçiye kazanç sağlayan ve üretimi teşvik eden bir fiyat politikası uygulanması.

Çiftçiler ayrıca destek ödemelerinin zamanında yapılmasını, mazot ve gübre maliyetlerinin azaltılmasını, alım sürecinin hızlı ilerlemesini ve TMO’nun piyasada güçlü şekilde yer almasını talep ediyor.

Üreticiye göre tarımda sürdürülebilirlik için yalnızca ürün fiyatı değil, tüm üretim zinciri birlikte ele alınmalı. Girdi maliyetleri düşmediği sürece açıklanan alım fiyatlarının çiftçiyi memnun etmesi zor görünüyor.

Sonuç: TMO fiyatları açıklandı, tartışma bitmedi

2026 yılı TMO hububat alım fiyatlarının açıklanmasıyla birlikte buğday ve arpa piyasasında yeni dönem başladı. Buğday için ton başına 16 bin 500 TL, arpa için 12 bin 750 TL alım fiyatı belirlenirken, desteklerle birlikte üreticinin eline geçecek toplam tutar da duyuruldu.

Ancak Yozgat başta olmak üzere birçok üretim bölgesinde çiftçiler açıklanan rakamları yeterli bulmadı. Üreticiler, artan maliyetler karşısında bu fiyatlarla kazanç elde etmenin zor olduğunu belirterek revizyon çağrısı yaptı.

TMO ise alımların süreceğini, üreticilere ödemelerin daha erken yapılmasının planlandığını ve çiftçilerin açıklanan fiyatların altında ürün satmaması gerektiğini vurguluyor.

Önümüzdeki günlerde hasadın hızlanmasıyla birlikte hem piyasa fiyatlarının hem de üreticinin TMO’ya yöneliminin daha net görülmesi bekleniyor. Ancak şimdiden görünen tablo şu: Hububat fiyatı, bu yıl da yalnızca tarım sektörünün değil, ekonominin ve sofraların en önemli gündemlerinden biri olmaya devam edecek.