{
“title”: “Şirketler Savaş Belirsizliğine Karşı ‘Dijital İkiz' Çözümüyle Savunma Yapıyor”,
“description”: “Savaş ortamındaki belirsizlik, ‘Dijital İkiz' teknolojisinin benimsenmesini hızlandırdı. Uzmanlar, bu sistemlerin şirketlerin tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getireceğini vurguluyor.”,
“content”: “Savaşın getirdiği belirsizlik, 'Dijital İkiz' (Digital Twin) teknolojisinin yaygınlaşmasına neden oldu. TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Mehmet Sarıdoğan, savaşın yarattığı satın alma ve tedarik krizlerine karşı şirketlerin tedarik ağlarının sanal kopyalarını oluşturan sistemleri daha fazla kullandığını ifade etti. Sarıdoğan, bu belirsizlik ortamında ayakta kalacak şirketlerin yalnızca en fazla stoğa sahip olanlar değil, aynı zamanda en etkili stok yönetimini gerçekleştirenler olacağını ve bunun dijital ikiz teknolojisi ile mümkün olacağını belirtti.nnUluslararası ticaretin temel taşını oluşturan tedarik zinciri, 2026 yılında meydana gelen ağır jeopolitik gerginlikler ışığında tarihi bir değişim sürecine girdi. ABD-İsrail ittifakı ve İran arasındaki çatışma, Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinin yüzde 90 oranında azalmasına sebep oldu ve Basra Körfezi'nden gelen enerji kaynaklarının akışı neredeyse tamamen durdu. Savaş öncesinde dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nda, mart ayı boyunca gerçekleşen toplam gemi geçişi, normalde tek bir günde görülen seviyelere kadar düştü.nnKüresel piyasalardaki enerji baskısını yorumlayan Dr. Mehmet Sarıdoğan, güncel jeopolitik krizlerin enerji maliyetleri üzerindeki etkisinin tedarik zincirlerinde domino etkisi yarattığını vurguladı. Sarıdoğan, petrol fiyatlarındaki her ani artışın nakliye maliyetlerinin yanı sıra petrokimya, plastik, tekstil ve gıda gibi birçok sektörün maliyetlerini de yukarı çektiğini kaydetti. IMF'nin Ocak 2026 güncellemelerine göre, küresel büyümenin yüzde 3,3 seviyesine düştüğünü, IIF verilerine göre ise 348 trilyon dolara ulaşan küresel borç stokunun bu maliyet artışlarını finanse etmeyi her zamankinden daha zor hale getirdiğini ifade etti. Faiz ve likidite baskılarının tedarik finansmanına olan etkisi, firmaların nakit akışını yönetmek için satın alma birimlerini bir kalkan olarak kullanmasını zorunlu kılmaktadır.nnDünya ticaretindeki yapısal değişimlere dikkat çeken Dr. Mehmet Sarıdoğan, Dünya Ticaret Örgütü verilerinin küresel ticaretin yönünü köklü biçimde değiştirdiğini belirtti. Sarıdoğan, sanayi şirketlerini bekleyen yeni dönemi şu sözlerle özetledi: '2026 için mal ticareti hacim büyümesi beklentisinin yüzde 0,5'e düşmesi, buna karşılık hizmet ticaretinin yüzde 4,4 ile direnç gösteriyor olması sanayi şirketleri için yeni bir dönemin başlangıcını işaret ediyor. Mal ticaretindeki durgunluk ve lojistik hatlardaki tıkanıklıklar, özellikle ithalata bağımlı üretim yapan Türk sanayicileri için teslimat sürelerinde ve maliyetlerde beklenmedik sapmalara yol açıyor. 1 Ocak 2026 itibarıyla kalıcı hale gelen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, bu duruma ek bir vergi ve raporlama yükü getirerek satın alma performans göstergelerini daha da zorlaştırıyor. İş dünyası, bu karmaşık ortamda önemli bir dayanıklılık testinden geçerken, şirketler artık yalnızca maliyet avantajına dayanmayan, riskleri öngörebilen ve hızlı adaptasyon sağlayan tedarik zinciri modellerine yönelmektedir. Bu modelin merkezinde, akıllı stok yönetimi ve yapay zekanın iş süreçlerine entegre edilmesinin en ileri aşamalarından biri olan dijital ikiz teknolojisi yer almaktadır.'nnDr. Sarıdoğan, geçmişte yaygın olan 'Tam Zamanında' (Just-in-Time – JIT) üretim ve tedarik modelinin artık sürdürülebilirliğini yitirdiğini belirterek, Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklıklar ve Kızıldeniz'deki saldırıların lojistik sürelerinin uzamasına ve öngörülebilirliğin kaybolmasına neden olduğunu vurguladı. Bu durum, firmaları 'Her İhtimale Karşı' (Just-in-Case – JIC) modeline, yani stratejik stoklamaya yönlendirmiştir. Geçmişte her stok bir 'maliyet yükü' olarak görülürken, günümüzde üretim hattının durmasının maliyeti, stok tutmanın maliyetinin çok üstüne çıkmıştır. Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır. Başarılı şirketler yalnızca 'depoyu dolduranlar' değil, dijital ikizleri sayesinde hangi ürünlerden ne kadar stoklamaları gerektiğini bilen 'akıllı stok yönetimi yapanlar' olacaktır.nnDr. Sarıdoğan, dijital ikiz teknolojisinin iş süreçlerine entegrasyonunun avantajlarını şu şekilde sıraladı: 'Bir şirketin tüm tedarik ağının sanal bir kopyasını oluşturan bu sistemler, 'Hürmüz Boğazı 3 ay daha kapalı kalırsa ne olur?' veya 'Lojistik maliyetleri yüzde 50 artarsa hangi tedarikçiyi değiştirmeliyim?' gibi sorulara saniyeler içinde yanıt verebiliyor. 2026 itibarıyla bu sistemler, temsilci (agentic) nitelik kazanarak, liman kapanması durumunda rotaları otonom olarak değiştirebilir veya navlun fiyatlarını yeniden müzakere edebilir hale gelecektir. Şirketlerin gelecekteki başarıları, eski teknolojileri yenileriyle değiştirme ve tedarikçi tabanlarını hızla genişletme yeteneklerine bağlı olacaktır.'nn'Satın alma artık bir savunma hattıdır' diyen Dr. Sarıdoğan, sözlerini şu şekilde tamamladı: 'Bir fabrikanın durması, sadece o şirketin kaybı değil, Türkiye'nin üretim kapasitesinin zayıflamasıdır. Bizler, İran'dan gelen kritik bakır, alüminyum ve plastiklerin alternatif





