Güneş Yıldıztan Davası: 7 Yıllık Sessizliğin Ardından Kan Donduran Gerçek

Kocaeli'de 2017 yılının son günlerinde kaybolan 27 yaşındaki dört çocuk annesi Güneş Yıldıztan'ın akıbeti, yıllar sonra yapılan bir ihbarla gün yüzüne çıktı. Soruşturmanın ilerleyen sürecinde hazırlanan iddianame, töre cinayetinin tüm ayrıntılarını gözler önüne sererken DNA sonuçları ve kefen fotoğrafları derin bir şok yarattı.


Kaybolmadan Önceki Son Günler

Güneş Yıldıztan, 4 Aralık 2017'de birlikte olduğu Mehmet A. ile Denizli'ye kaçtı. Ancak bu kaçış uzun sürmedi. Aile büyükleri Mehmet A.'nın babasını arayarak baskı kurdu, onu ölümle tehdit etti. Bu baskılar sonucunda ikili geri döndü; Mehmet A., 18 Aralık 2017'de Güneş'i Darıca Polis Merkezi'ne bıraktı.

Güneş, karakoldaki ifadesinde eşi Nihat Yıldıztan'ın kendisini dövdüğünü, vücudunda sigara söndürdüğünü ve canından korktuğunu söyleyerek şikâyetçi oldu. Yetkililer onu bir kadın sığınma evine yerleştirdi. Ne var ki Güneş, yalnızca birkaç gün sonra, 25 Aralık 2017'de eşiyle barıştığını beyan ederek kurumdan ayrıldı. Beş gün sonra, 30 Aralık'ta bir daha hiç görünmedi.


7 Yıllık Sessizlik, Tek Bir İhbarla Bozuldu

Güneş Yıldıztan hakkında yedi yıl boyunca herhangi bir resmi işlem kaydına rastlanmadı. 8 Şubat 2024'te Kocaeli Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği'ne gelen bir ihbar, soruşturmanın fitilini ateşledi. İhbarcı, kadının ailesine teslim edildiğini ve altı yıldır kendisinden haber alınamadığını bildirdi.

Yaklaşık dört aylık teknik ve fiziki takip sürecinin ardından Kocaeli, İstanbul ve Van'da eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. 26 şüpheli gözaltına alındı; eş Nihat Yıldıztan da dahil olmak üzere 11 kişi tutuklandı.


İddianamede Öne Çıkan Bulgular

Telefon kayıtları belirleyici oldu. HTS incelemeleri, Güneş'in 30 Aralık 2017 gece yarısı saat 00.30'da telefonuyla iletişiminin tamamen kesildiğini ortaya koydu. Yaklaşık dört buçuk saat sonra ise telefonu, şüpheli Muhsin Yıldıztan'ın hattından sinyal vermeye başladı. O gece boyunca diğer şüphelilerin baz kayıtları bölgede aktif hareketlilik gösterdi.

Gizli ihbar, ölüm biçimini tarif etti. 7 Haziran 2024'te gelen gizli bir ihbarda Güneş'in İlimtepe mevkiindeki ormanlık alana götürüldüğü, el ve ayakları bağlandıktan sonra üzerine benzin dökülerek yakıldığı ileri sürüldü.

Kefen fotoğrafı önceden gönderilmişti. Bir tanık, Güneş'in kaçmadan önce kayınbiraderi Saim Yıldıztan'ın kendisine kefen fotoğrafı gönderdiğini ve "Sonun böyle olacak" dediğini aktardı. Güneş'in kardeşi Habip Doğan ise aile büyüğü Seracettin Yıldıztan'ın annelerine telefonda "Güneş şerefimizi ayaklar altına aldı, namusumuzu temizleyeceğiz, onu öldüreceğiz" dediğini söyledi.

DNA testi, aileyi sarstı. Cinayet soruşturması kapsamında dört çocuğa uygulanan DNA testinin sonuçları, evlilik içinde doğan üç çocuğun babasının koca Nihat Yıldıztan değil, kayınbirader Saim Yıldıztan olduğunu gösterdi. Dördüncü çocuğun ise ne Nihat ne de Saim'le biyolojik bağı bulunmadığı belirlendi.

Boşanma, kadın ölüyken gerçekleşti. Nihat Yıldıztan, 20 Aralık 2017'de "zina" gerekçesiyle boşanma davası açtı. Güneş'in hiçbir duruşmaya katılmadığı, resmi boşanmanın ise muhtemelen çoktan hayatını kaybetmiş olduğu 29 Eylül 2019 tarihinde tamamlandığı görüldü.

Güneş Yıldıztan


"Aile Meclisi" Kararı ve Sanıkların Savunması

Savcılık değerlendirmesine göre, öldürme kararı aile büyükleri Seracettin, Bedir, Osman ve Mustafa Yıldıztan tarafından alındı. Kararın fiilen uygulanmasında Saim, Muhsin ve Nihat Yıldıztan'ın rol üstlendiği öne sürülürken Ferhat, Barış, Mehmet Ziya ve Ahmet Yıldıztan'ın eyleme yardım ettiği belirtildi.

Sanık Nihat Yıldıztan ise ifadesinde "Eşim kendi isteğiyle gitmiş olabilir, öldürülmemesi yönünde karar aldık" dedi. Saim Yıldıztan, Güneş'le herhangi bir ilişkisi bulunmadığını savundu. 27 Mart'taki ilk duruşmada tüm sanıklar suçlamaları reddederek tahliye talebinde bulundu. Mahkeme, Muhsin ve Saim Yıldıztan'ın tutukluluğunun devamına oybirliğiyle karar verirken Nihat Yıldıztan'ın tutukluluğu oy çokluğuyla sürdürüldü. Barış Yıldıztan ise tahliye edildi.


19 Kasım 2025'te hazırlanan ve Kocaeli 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, 11 sanık hakkında "töre saikiyle kasten öldürme", "azmettirme" ve "yardım etme" suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Dava görülmeye devam ediyor.