Ege Üniversitesi (EÜ) Etnografya Müzesi, kültürel mirasın önemini vurgulayan bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Müze bünyesinde gerçekleştirilen programda, ‘Türkiye'den Almanya'ya 50 Yıllık Koleksiyon Sevdası' başlıklı bir söyleşi düzenlendi. Moderatörlüğünü EÜ Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Sağlamtimur'un üstlendiği etkinliğe; Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, akademisyenler ve birçok öğrenci katıldı. Söyleşide, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü emekli öğretim görevlisi ve Kâğıt ve Kitap Sanatları Müzesi ile 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi'nin kurucusu Nedim Sönmez, 50 yıllık koleksiyonculuk yolculuğunu ve edindiği kültürel deneyimleri dinleyicilerle paylaştı.
Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren EÜ Etnografya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Dilek Maktal Canko, Nedim Sönmez'in üniversiteye katkılarının sadece fiziksel mekanlarla sınırlı kalmadığını vurguladı. Sönmez'in bir okul oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Maktal Canko, ‘Nedim Sönmez'in üniversitemize sağladığı katkılar yalnızca kurduğu müzelerle değil; o, usta-çırak ilişkisiyle yeni uzmanların yetişmesine de katkıda bulundu. 2006 yılında kurduğu 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi, benim de öğrencisi olduğum Sanat Tarihi bölümü için mükemmel bir merkezdi. Müzecilik ve galericilik alanında en temel bilgileri ondan öğrendim. Sönmez'in dostluk biriktirmenin yanı sıra öğrenci yetiştirmek gibi önemli bir misyonu vardı; bugün benim öğrencilerim de burada çalışıyor' şeklinde konuştu.
Koleksiyonculuk sürecine nasıl başladığını paylaşan Nedim Sönmez, bu tutkunun lise yıllarında başladığını ifade etti. Sönmez, ‘Lise birinci sınıfta Anadolu'daki el işlerini araştırmaya başladım. Köylerde yaşayan insanlarla görüştüm. El işlerinin isimleri, yapım süreçleri, ne zaman yapıldıkları, kullanılan boyalar ve amaçları hakkında sorular hazırladım. Bütün bunları daha lise öğrencisiyken yaptım. Aile yadigârı eşyalarım zamanla sistemli bir koleksiyona dönüştü. Nenemden kalan 90-100 parça eser, daha sonra 260 parçaya ulaştı. Bu gerçekten bilinçli bir toplamaydı ve o zaman gerçek bir koleksiyona dönüştü' diye belirtti.
Ebru sanatı ve renkli kâğıt tarihi üzerine yaptığı araştırmaları da paylaşan Sönmez, 16. yüzyılın sonlarında İstanbul'un bu alandaki merkezi konumunu vurguladı. Sönmez, ‘1550-1650 yılları arasında yaklaşık 2 bin 500'den fazla albüm olduğunu keşfettim. 1567-1600 yılları arasında İstanbul'dan Avrupa'ya giden yaklaşık 4 bin renkli kâğıt tespit ettim. Bu, pek bilinmeyen bir bilgi. 30 Yıl Savaşları sonrası Avrupa'daki ucuz malzeme arayışıyla mukavva ve renkli kâğıt kullanımı büyük bir gelişim gösterdi. Ebru, kola kâğıdı ve şablonlu püskürtme kâğıtları gibi tekniklerle büyük bir zenginlik oluştu' dedi.
Söyleşinin sonuna yaklaşırken, Öğr. Gör. Nedim Sönmez, yaşamın en değerli birikiminin insan ilişkileri olduğunu hatırlattı. Katılımcıların sorularını yanıtlayan Sönmez, ‘Hayatta en önemli şeyin ne olduğunu öğrendim. En büyük koleksiyon, tanıdığınız, tanıştığınız insanlar ve dostluklardır. O, benim için her şeyden daha değerlidir' ifadelerini kullandı.





