Çekya’da kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadeleyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin dikkat çeken bir karar alındı. Andrej Babiš hükümeti, önceki yönetimin sözleşmenin onaylanması amacıyla aldığı kararı iptal etti.

Yeni kararla birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin Çekya Parlamentosundaki onay sürecinin devam ettirilmemesi kararlaştırıldı. Ancak Çekya sözleşmeyi daha önce yürürlüğe koymadığı için yaşanan gelişmenin hukuki karşılığı “sözleşmeden çekilme” değil, onay sürecinin durdurulması oldu.

Çekya İstanbul Sözleşmesi’nden çekildi mi?

Çekya, İstanbul Sözleşmesi’ni 2 Mayıs 2016 tarihinde imzaladı ancak parlamentodaki onay sürecini tamamlamadı. Avrupa Konseyi’nin 15 Temmuz 2026 tarihli kayıtlarında da Çekya’nın imzacı olduğu, buna karşılık sözleşmeyi onaylamadığı görülüyor.

Bu nedenle hükümetin son kararı, yürürlükte bulunan bir uluslararası sözleşmeden çıkılması anlamına gelmiyor. Karar, önceki hükümetin sözleşmeyi onaylatmak amacıyla başlattığı siyasi ve parlamenter sürecin sona erdirilmesi anlamına geliyor.

Önceki hükümet onay sürecini 2023’te başlatmıştı

Petr Fiala liderliğindeki önceki Çekya hükümeti, Haziran 2023’te İstanbul Sözleşmesi’nin onaylanması yönündeki teklife destek vermişti. Hükümet, hazırlanan metni parlamentonun değerlendirmesine sunmuştu.

Ancak sözleşme Ocak 2024’te Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senatoda yeterli desteği bulamadı. Oylamaya katılan 71 senatörden 34’ü sözleşmenin onaylanması yönünde oy kullandı. Kabul edilmesi için gereken çoğunluk iki oy farkla sağlanamadı.

Yeni hükümetin 2023 tarihli kararı iptal etmesiyle birlikte, Senatoda daha önce durdurulan süreç tamamen gündemden kaldırılmış oldu.

Sözleşmeye neden karşı çıkılıyor?

İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkan Çekyalı siyasetçiler, ülkenin mevcut yasalarının kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle mücadele için yeterli olduğunu savunuyor.

Muhalif kesimler ayrıca sözleşmede kullanılan “toplumsal cinsiyet” kavramının geleneksel kadın ve erkek rollerini tartışmaya açtığını ve sözleşmenin hukuki bir düzenlemeden çok ideolojik bir metin olduğunu ileri sürüyor.

Sözleşmeyi destekleyenler ise metnin aile yapısını veya evlilik tanımını değiştirmediğini; temel amacının şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması ve kamu kurumları arasında etkili bir mücadele sistemi kurulması olduğunu belirtiyor.

Muhalefetten hükümete eleştiri

Hükümetin aldığı karar, Çekya’daki muhalefet partileri ve insan hakları savunucuları tarafından eleştirildi. Eski Adalet Bakanı Eva Decroix, kararın mevcut durumda büyük bir hukuki etkisinin bulunmadığını ancak hükümetin değerleri ve öncelikleri konusunda güçlü bir siyasi mesaj verdiğini söyledi.

Eleştirilerde, kadına yönelik şiddetle mücadelenin kültürel ve ideolojik tartışmaların konusu haline getirilmemesi gerektiği vurgulandı.

İstanbul Sözleşmesi neleri kapsıyor?

Avrupa Konseyi tarafından 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi; kadına yönelik şiddetin önlenmesi, mağdurların korunması, şiddet faillerinin cezalandırılması ve devlet kurumları arasında koordinasyon sağlanmasını amaçlıyor.

Sözleşme; aile içi şiddet, cinsel saldırı, taciz, zorla evlendirme ve ısrarlı takip gibi eylemlere karşı yasal ve kurumsal önlemler alınmasını öngörüyor. Taraf ülkelerden mağdurlar için sığınma evleri, danışmanlık hizmetleri ve etkili başvuru mekanizmaları oluşturması isteniyor.

Çekya’nın aldığı son kararla birlikte ülke, İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan ancak ulusal onay işlemlerini tamamlamayan Avrupa ülkeleri arasında kalmaya devam edecek.