Rize'deki TOBB Fen Lisesi öğrencileri, çay atığından yola çıkarak neredeyse yüzde 100 antibakteriyel özellik gösteren bir kaplama ürünü tasarladı. Türkiye'nin çay başkenti Rize'de, çay atığının değerlendirilmesi amacıyla dikkat çeken bir bilimsel çalışma gerçekleştirildi. 10. sınıf öğrencileri Derin Şengül, Çağan Gültekin ve Leyla Omar, bölgede bol miktarda bulunan çay atığını kullanarak antibakteriyel bir kaplama geliştirdi.
Yılda yaklaşık 83 bin ton çay atığı üretiliyor. Çay bahçelerinden toplanan yeşil çay filizlerinin işlenmesi sırasında elde edilen lifler, çay atığı olarak biliniyor. Öğrenciler, bu atığı bilimsel bir fırsata çevirerek çay posasındaki doğal bileşenleri ve gümüş nanoparçacıkları kullanarak hijyenik bir yüzey kaplama teknolojisi geliştirdi.
“Gümüşün Yeşil Yolculuğu” adı verilen proje, laboratuvar testlerinde yüzde 99,5'e kadar antibakteriyel etki gösterdi. Proje, TÜBİTAK 2204A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması'nda ilk 6 arasında yer alarak önemli bir başarı elde etti. Projenin sağlık ve hijyen alanında daha fazla testle geliştirilmesi planlanıyor.
Geliştirilen kaplama, su bazlı vernik ve benzeri malzemelerle entegre edilerek çeşitli yüzeylerde kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Bu kaplama, hastaneler, laboratuvarlar ve gıda üretim tesisleri gibi hijyenin kritik olduğu alanlarda uygulanabilir. Derin Şengül, bakterilerin yüzeylerde yarattığı sorunları gözlemleyerek antibakteriyel kaplamaların gerekliliğini anladıklarını belirtti.
Leyla Omar, kaplamayı üretirken çevre dostu bir yöntem kullandıklarını ve elde ettikleri kaplamanın birçok yüzeyde uygulanabileceğini ifade etti. Çağan Gültekin, projenin zorlu bir süreç sonucunda ortaya çıktığını ve ekip olarak birlikte çalışmanın önemine değindi.
Öğrencilerin rehber öğretmeni Kadriye Dinç, yerel bir atıktan böyle bir teknoloji geliştirilmesinin değerli olduğunu vurguladı. Dinç, öğrencilerin sıfır atık yaklaşımını benimseyerek çay atığını değerlendirme hedefinde olduklarını söyledi. Proje, sağlık alanında önemli bir çözüm sunarak, pandemilerin ve bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemede potansiyel taşıyor.





