Güney Kore denildiğinde akla teknolojik gelişmişlik, K-pop, televizyon dizileri ve kozmetik sektörü geliyor. Ancak ülkenin küresel ölçekte ihraç ettiği kusursuz güzellik görüntüsünün arkasında giderek büyüyen başka bir tartışma bulunuyor: Kilo baskısı.

Elbette yaklaşık 52 milyonluk bir toplumun tamamını “kiloya takıntılı” olarak tanımlamak doğru değil. Buna karşın araştırmalar, özellikle genç kadınların bedenleriyle ilgili yoğun bir toplumsal baskı hissettiğini ve sağlıklı kiloda olsalar bile zayıflamaya çalıştığını ortaya koyuyor.

Kore Kilo

Her 6 genç kadından biri normalin altında kiloda

Güney Kore Hastalık Kontrol ve Önleme Ajansının yayımladığı araştırmaya göre 2021 yılında 19-29 yaş arasındaki kadınların yüzde 15,1’i düşük kilolu kategorisindeydi. Başka bir ifadeyle ülkedeki yaklaşık her 6-7 genç kadından biri, beden kitle indeksine göre normalin altında kiloya sahipti.

Ancak şaşırtıcı sonuç bununla sınırlı kalmadı. Normal kilolu genç kadınların yüzde 53,9’u, düşük kilolu kadınların ise yüzde 16,2’si daha fazla kilo vermeye çalıştığını söyledi.

İki grup birlikte değerlendirildiğinde, düşük veya normal kiloya sahip genç kadınların yüzde 46’sının zayıflamaya çalıştığı belirlendi. Yani tıbbi olarak kilo vermesi gerekmeyen kadınların neredeyse yarısı tartıda daha düşük bir rakam görmek istiyor.

Kore Kilo3

“Şişman değilim” demek yeterli olmuyor

Araştırmalar, Güney Kore’de kişinin gerçek kilosuyla kendisini nasıl gördüğü arasında ciddi bir fark oluşabildiğini gösteriyor. Gençler üzerinde yapılan geniş kapsamlı bir çalışmada, 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 40’tan fazlasında beden algısı bozulması tespit edildi.

Normal kiloda bulunan bir kişi kendisini kilolu görebiliyor; düşük kilolu biri ise yeterince ince olmadığına inanabiliyor. Uzmanlar bu durumun yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacağını, medya görüntülerinin ve çevrenin beklentilerinin de etkili olduğunu belirtiyor.

Güney Kore’de zayıflık çoğu zaman yalnızca güzel görünmekle ilişkilendirilmiyor. Disiplinli, başarılı ve kendisini kontrol edebilen biri olmanın işareti olarak da değerlendirilebiliyor. Bu nedenle kilo almak bazı çevrelerde “kendine bakmamak” şeklinde yorumlanabiliyor.

5-2

K-pop yıldızlarının görünümü ulaşılması güç bir standart oluşturuyor

K-pop endüstrisinde sanatçıların sahne öncesinde sıkı beslenme ve egzersiz programları uyguladığı biliniyor. Profesyonel ışıklandırma, makyaj, özel kıyafetler, fotoğraf düzenleme programları ve kontrollü kamera açılarıyla oluşturulan görüntüler ise sosyal medyada günlük hayatın doğal bir parçasıymış gibi sunuluyor.

Bu görüntülerle sürekli karşılaşan gençler, profesyonel ekipler tarafından oluşturulan bedenleri kendileri için normal bir ölçü kabul edebiliyor. Özellikle sosyal medyadaki karşılaştırma davranışının genç kadınlarda düzensiz beslenme eğilimiyle ilişkili olduğunu gösteren araştırmalar bulunuyor.

Sorun K-pop yıldızlarının ince olması değil; bu görüntünün herkes tarafından ulaşılması gereken tek geçerli beden biçimi olarak sunulması.

K Pop Yıldızları

Kenan Doğulu ve Beren Saat’e savcılıkta hangi sorular yöneltildi?
Kenan Doğulu ve Beren Saat’e savcılıkta hangi sorular yöneltildi?
İçeriği Görüntüle

Yeni akım: Bir fotoğraf için aylarca aç kalmak

Güney Kore’de son yıllarda yayılan en dikkat çekici akımlardan biri de “body profile”, yani vücut profili fotoğrafçılığı oldu. İnsanlar profesyonel stüdyolarda kaslı ve yağsız bir bedenle poz verebilmek için haftalarca, bazen aylarca yoğun egzersiz ve düşük kalorili beslenme programları uyguluyor.

Ortaya çıkan fotoğraf sosyal medyada başarı belgesi gibi paylaşılırken, çekimin ardından yaşananlar çoğunlukla gösterilmiyor. Akademik çalışmalar, bu akımın bedeni sosyal onay ve prestij sağlayan bir araca dönüştürdüğüne dikkat çekiyor. [4]

Uzmanlara göre kısa süre içinde çok düşük yağ oranına ulaşmaya çalışmak; halsizlik, saç dökülmesi, adet düzensizliği, kas kaybı ve yeme davranışında bozulma gibi sonuçlara yol açabiliyor. Çekim bittikten sonra hızla geri alınan kilolar ise suçluluk duygusunu ve yeniden katı diyet yapma isteğini tetikleyebiliyor.

Görünüş baskısı iş hayatına kadar uzanıyor

Güney Kore’de görünüşe verilen aşırı önemi anlatmak için sıkça “lookism”, yani görünüşçülük kavramı kullanılıyor. Bu kavram, insanların yetenekleri veya kişilikleri yerine dış görünüşlerine göre değerlendirilmesini ifade ediyor.

Güney Kore Eğitim ve İstihdam Paneli verilerini inceleyen bir araştırmada, tekrar tekrar görünüş ayrımcılığı yaşadığını söyleyen gençlerin sağlıklarını kötü olarak değerlendirme ihtimalinin, böyle bir ayrımcılık yaşamayanlara kıyasla yaklaşık 3,7 kat yüksek olduğu görüldü. [5]

Ülkede özgeçmişlerde fotoğraf kullanılmasının uzun yıllar yaygın olması da görünüşün iş hayatındaki etkisine yönelik tartışmaları güçlendirdi. Özellikle müşteriyle yüz yüze çalışılan sektörlerde kilo, yüz biçimi ve genel görünüşün mesleki yeterliliğin önüne geçebildiği eleştirileri yapılıyor.

OECD verilerinde zayıf, günlük hayatta hareketsiz

Güney Kore, OECD ülkeleri arasında bildirilen obezite oranının en düşük olduğu ülkelerden biri. OECD’nin 2025 ülke raporuna göre Güney Kore’de kişilerin beyanına dayanan obezite oranı yüzde 5 seviyesinde. OECD ortalaması ise yüzde 19.

Ancak aynı raporda ülkedeki yetişkinlerin yüzde 61’inin yeterli fiziksel aktivite yapmadığı belirtiliyor. OECD ortalamasının yüzde 30 olduğu düşünüldüğünde ortaya dikkat çekici bir çelişki çıkıyor: Toplumda ince görünme baskısı yüksek olsa da bu durum mutlaka aktif ve sağlıklı bir yaşam anlamına gelmiyor. [6]

Ayrıca Güney Kore’nin kendi kullandığı Asya tipi sınıflandırmada obezite sınırı beden kitle indeksi 25 olarak kabul ediliyor. OECD karşılaştırmalarında ise çoğunlukla 30 sınırı kullanılıyor. Bu nedenle farklı kaynaklarda görülen obezite oranlarını doğrudan karşılaştırırken kullanılan ölçüte dikkat etmek gerekiyor.

Kore Kilo 2

Kadınlar zayıflamaya, erkekler kilo almaya devam ediyor

Güney Kore’deki kilo tartışmasının en büyük çelişkilerinden biri kadınlarla erkekler arasındaki farkta görülüyor. Genç kadınlar normal veya düşük kiloda olmalarına rağmen zayıflamaya çalışırken, 30’lu ve 40’lı yaşlardaki erkeklerde obezite hızla artıyor.

Ulusal araştırmaya göre 30’lu yaşlardaki erkeklerin obezite oranı yüzde 44,9’dan yüzde 52’ye, 40’lı yaşlardaki erkeklerin oranı ise yüzde 42,2’den yüzde 51,1’e yükseldi. Buna rağmen obez erkekler arasındaki kilo verme girişimlerinde düşüş yaşandı. [1]

Bu tablo, kilo baskısının toplumun bütün kesimlerine eşit şekilde uygulanmadığını gösteriyor. Kadınlardan mümkün olduğunca ince olmaları beklenirken, erkeklerde fazla kilo daha fazla hoşgörüyle karşılanabiliyor.

İnce görünmek ile sağlıklı olmak aynı şey değil

Güney Kore örneği, düşük obezite oranının tek başına sağlıklı bir toplum anlamına gelmediğini gösteriyor. Gereksiz ve tekrarlanan diyetler yetersiz beslenme, kansızlık, kemik kaybı ve kalp-damar sorunlarına neden olabiliyor.

Sağlıklı beden tek bir ölçüden veya tartıdaki rakamdan ibaret değil. Kas oranı, beslenme düzeni, uyku, hareketlilik ve ruh sağlığı da en az kilo kadar önem taşıyor.

Güney Kore’nin dünyaya sunduğu kusursuz görüntünün arkasında bu nedenle giderek daha yüksek sesle sorulan bir soru var: İnsanlar gerçekten sağlıklı olmak için mi zayıflıyor, yoksa toplum tarafından kabul edilmek için mi?