AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem devlet olarak hem de sivil toplum olarak insani yardım kapasitesinde son 20 yıl içerisinde muazzam bir ilerleme kaydetti” dedi.
'Dünya İnsani Yardım Günü' dolayısıyla Ankara'da 'İnsani Yardım ve Türkiye Modeli' isimli program düzenlendi. AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen programda, Türkiye'nin dünyanın farklı bölgelerinde yürüttüğü insani yardım faaliyetleri ve kriz dönemlerinde ortaya koyduğu çalışmalar ile dünyaya sunduğu model ele alındı.
Programda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İnsan Hakları Başkanı Hasan Basri Yalçın, dünyada yardıma muhtaç birçok insan olduğunu ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin herkese yardım eli uzatmaya çalıştığını belirterek, “İnsani yardım meselesi belki de hem Türkiye'nin içerisinde hem de uluslararası düzeyde son zamanlarda çok daha büyük bir önem arz etmeye başladı. Bugün dünyanın dört bir tarafında savaşlar ve bunlarla ilişkili insani dramlar yaşanıyor. Bu insani dramlar esnasında uluslararası örgütlerin bazen yetersiz kaldığı ortaya koyuluyor. Uzun süredir bildiğimiz sorunlardan bir tanesi de uluslararası örgütlerin bu yardımları sağlamak konusunda bazen ciddi yetersizlikleri olabildiğidir. Dünya siyasetinin geldiği düzlemde aslında bir anlamda devletler arası ilişkiler veya iç çatışmalar esnasında insani yardım maalesef göz ardı edilebiliyor. Maalesef insani yardım mekanizmaları çalışması gerektiği gibi çalışmayabiliyor veya bu insani yardımlar zaman zaman dış politika menfaatlerinin, güvenlik kaygılarının merkezinde rol oynayarak maalesef insanı ezen, insana gerekli katkıyı sunmayan şekillerde karşımıza çıkabiliyor. Özellikle Gazze ve Suriye örnekleri, son yıllarda insani yardım meselesinin aslında ne kadar mühim olduğu, siyasetin insan için yapıldığı fikrinin hiçbir zaman zihnimizin bir kenarından çıkmaması gerektiği ve insani yardım olmadığı dönemlerde insanı merkeze almayan bir siyasetin aslında hiçbir şeye hizmet etmediğini bize gösteriyor. Özellikle son yıllarda ülkemizin içerisinde de yaşadığımız deprem, sel, yangın gibi afet durumları da aslında bizim insani yardıma olan ihtiyacımızı tekrar tekrar önümüze getiriyoruz” diye konuştu.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti insani yardım kapasitesinde son 20 yıl içerisinde muazzam bir ilerleme kaydetti”
Türkiye'nin insani yardım konusunda dünyada öncü devletlerden birisi olduğunun altını çizen Yalçın, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, hem devlet olarak hem de sivil toplum olarak insani yardım kapasitesinde son 20 yıl içerisinde muazzam bir ilerleme kaydetti. 1999 depremi esnasında neredeyse hareket edemeyen bir kamu yönetimi, neredeyse insanlara yardım ulaştıramayan sivil toplum örgütleri söz konusuydu. Devletin uykusundan bile uyanamadığı, insanlarına yardım götürmekte çok ciddi zorluklar yaşadığı ve afet anını yönetemediği dönemleri yaşadık. Bunun üzerinden geçen 25-30 yıl sonrasında bugün hepimizin gururla gösterebileceği kamu kurumlarımız ve sivil toplum örgütlerimiz mevcut. 'Asrın felaketi' dediğimiz depremler esnasında gördük ki her ne kadar o dönem bu depremler esnasında devletimizin ve sivil toplum örgütlerimizin yaptığı yardımları karalamaya çalışan çabalar olmuş olsa da devletimiz son derece güçlüydü. İnsani yardım ulaştırmada Avrupa ülkesi kadar bir bölgenin etkilenmiş olmasına rağmen en kısa süre içerisinde devlet elini koydu ve sadece oradakilere acil yardımları ulaştırmakla kalmadı, bugün o bölgeleri kamu gücüyle yeniden inşa etti” şeklinde konuştu.
“Sivil toplum örgütlerimiz deprem bölgesine yardım götürmek için birbirleriyle yarıştılar”
Türkiye'nin dini, dili ve ırkı ne olursa olsun dünyada nerede yardıma muhtaç bir insan varsa ulaşmaya çalıştığını vurgulayan Yalçın, “Sivil toplum örgütlerimiz deprem bölgesine yardım götürmek için birbirleriyle yarıştılar. Bütün bu tecrübeleri bir araya getirdiğinizde Türkiye'de insani yardım meselesinde özel bir modelin ortaya çıkmaya başladığını görüyoruz. Merkezinde insan olan ve insana sırf ihsan için, yani herhangi bir karşılık beklemeden sırf iyilik olsun diye iyilik götürmeye çalışan bir devlet ve sivil topluma sahibiz. Merkezine insanı koyduğu için sadece kendi toplumuna değil, dünyanın dört bir tarafındaki mazlumlara yine sırf iyilik olsun diye yardım götürmeye çalışan bir insani yardım modelinden bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.
“AFAD olarak biz ülkemizde insanlık için sınırlarımızın ötesinde bir anlayışıyla çalışıyoruz”
AFAD'ın insani yardım konusunda dünyada örnek alınması gereken model bir sivil toplum kuruluşu olduğunu dile getiren AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan ise, “AFAD olarak biz ülkemizde insanlık için sınırlarımızın ötesinde bir anlayışıyla çalışıyoruz. Bugünün de ana temalarından birini teşkil eden Türkiye modelinin yerleşik hale gelmesi konusunda da biz devletimiz ve milletimiz adına gerekli çalışmaları yapıyoruz. Diğer kurum ve kuruluşlarla, başta bakanlıklarımız olmak üzere yurt dışında özellikle Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ve Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile birlikte bu çalışmaları yapıyoruz. Türkiye modeli anlayışının temelde birçok hususta hem dünyadaki diğer ülkelerden hem dünyanın diğer kuruluşlarından ayrılan tarafları var. Anlayış temelinde bizim farklılıklarımız ve üstünlüklerimiz var. Bir diğeri uygulama bazında güçlü bir devlet iradesinin olması, güçlü bir devlet kurum yapısının olması ve güçlü sivil toplum yapısının olması geliyor” dedi.
“Dünyada bugün itibarıyla yaklaşık 239 milyon insanın insani yardıma muhtaç olduğu kayıtlara geçmiş durumda”
Dünyada yardıma muhtaç insanların hala var olduğunu ve AFAD olarak özellikle afet durumlarında her insana ulaşmaya çalıştıklarını söyleyen Pehlivan, “Gerek Avrupa ülkelerinde gerek dünyanın birçok ülkesinde bizim yardım halkamız son derece geniştir. Dünyanın hangi coğrafyası olursa olsun yardım ulaştırma gayreti içerisindeyiz. Bunu yaparken insani yardıma ihtiyacı olanlardan hiçbir şekilde siyasi, sosyal veya ekonomik beklenti anlayışımız da yoktur. Dünyada bugün itibarıyla yaklaşık 239 milyon insanın insani yardıma muhtaç olduğu kayıtlara geçmiş durumda. Bu da şu anlama geliyor.; her 34 insandan birisi maalesef insani yardıma muhtaç durumda. Biz ecdadımızdan aldığımız güçle bunu kırmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
“İnsani yardımı engellememeliyiz”
Dünyada muhtaç insanlara yardımların engellenmesinin hukuksuz bir durum olduğunu vurgulayan Türk Kızılay Başkanı Fatma Meriç Yılmaz de, “İnsani yardımı engellememeliyiz. Savaşan askerler bile olsa sağlık yardımlarına ulaşabilmeliler. Aslında Kızılay ve Kızılhaç hareketinin doğuşu bu. O dönemde devletler, Cenevre Sözleşmeleri'ne imza koyuyor. 1864'te ve Osmanlı Hilal-i Ahmer Cemiyeti bu harekete Kızılay simgesini ekliyor. Bu bizim bir taraftan çok gururlandığımız ama bir taraftan da çok önemli bir sorumluluk olarak gördüğümüz bir durum. Şu anda bizim Gazze El-Ariş'te en son gönderdiğimiz iyilik gemileriyle birlikte AFAD'ımız ve diğer kurumlarımızla bir araya gelip, her hafta bir tane gemi gönderecek gücümüz var. Fakat 400 tırı Ramazan ayının ilk haftasından bu tarafa hala içeriye girdirebilmiş durumda değiliz. Çünkü kapılar açıkmış gibi yapılıyor, aslında kapılar kapalı. 100 tane tıra izin veriliyor. Bunların 25 tanesi insani yardım tırı, 75'i ise ticari tır. Bu 25 insani yardım tırının içinde de özellikle herhangi bir yerinde Türk ibaresi geçiyorsa veya Türk bayrağı varsa geri gönderiyorlar” dedi.
“Türk Kızılay, en fazla yardımı gönderen Kızılay olarak her sene birinci ve ikinci seçiliyor”
Türk Kızılay'ın da dünyada en çok yardım gönderen sivil toplum örgütlerinden biri olduğunu aktaran Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bugün Dünya İnsani Yardım Günü'nde Türkiye olarak belki en fazla sesimizi yükseltmemiz gereken bir tarihi sorumluluğuna sahibiz. Elimizden geleni yapıyoruz. Dünyada nasıl Türkiye en fazla yardımı gönderen ülkeyse bizim hareketimizin içinde de Türk Kızılay, en fazla yardımı gönderen Kızılay olarak her sene birinci ve ikinci seçiliyor. Benim en fazla korktuğum şey, bu durum bizi rehavete sürüklememeli. Çünkü biz 'elimizden geleni yaptık' diyecek bir mirasa sahip değiliz. Biz elimizden gelenin fazlasını yapmak zorundayız. Biz sadece kendi yaptığımızı değil, yapılamayanları da dile getirmek zorundayız. Bunu Cumhurbaşkanımız, Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünde açlıkla imtihan edilen Gazzeli çocukların resmini göstererek yapıyor. Bugün baktığımız zaman hukuk ilkelerine riayet etmeyen ülkelerin en fazla Türkiye'ye düşman olduklarını görüyoruz.”
Düzenlenen programa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın'ın yanı sıra AFAD Başkanı Ali Hamza Pehlivan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanı Abdullah Eren, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Cangir ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.





