Diyarbakır'ın Bismil ilçesinden geçen Dicle Nehri, Nil Vadisi, Etiyopya, Somali ve Afrika'dan gelen leylekler için yaklaşık 5 bin kilometrelik bir yolculuğun sonunda bir yuva haline geliyor. Yıllardır bu bölgeye gelen leylekler, ata topraklarında varlıklarını sürdürmekte. Hatay üzerinden gelen leyleklerin bir kısmı Avrupa popülasyonuna katkı sağlarken, diğerleri Diyarbakır'a dönerek yıllardır kullandıkları yuvalarına yerleşiyor. İlk olarak gelen erkek leylek, ardından dişi leylekle birlikte kuluçka ve yavrulama dönemini burada geçiriyor.
Prof. Dr. Ahmet Kılıç, Türkiye'de yüzlerce kuş türü bulunduğunu ve bunlardan birinin leylek olduğunu ifade etti. Leyleklerin göçmen kuşlar olarak, şubat ayı ortasından itibaren yurda girmeye başladığını belirten Kılıç, genelde ilk gelenlerin yuva sahibi erkekler olduğunu, önceki yıllardan tanıdıkları yuvalara yerleşerek koruma altına aldıklarını söyledi. Kılıç, yuva kurma sürecinin bazen bir ay kadar sürdüğünü belirterek, “Yuva sahipleri önceki yıldan yuvalarını kurmaya başlıyorlar. Dişiler bunlardan sonra geliyor. Mart başına doğru göç olayı tamamlandığında yuvalarda genel olarak çiftler bulunuyor ve eşler birlikte yuva materyali taşımaya başlıyor. Yaklaşık bir ay içinde yuva tamamlanıyor. Nisan ayı başından itibaren kuluçkaya yatarlar. Kuluçka süreci yaklaşık bir ay sürmekte ve yavrular mayıs ayı başında görülmeye başlanıyor. Yavrular yaklaşık iki ay boyunca yuvada besleniyor.” dedi.
“Leylekler, ekosistem içinde önemli bir rol oynamaktadır” Diyarbakır'da pek çok leylek yuvasının bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Kılıç, Bismil'deki leyleklerin yoğun popülasyon oluşturduğunu belirtti. Bismil'deki yuva başarı oranı oldukça yüksek, çünkü burada bulunan yumurtaların tamamından yavru çıkmakta. Leylekler, besin zincirinde kritik bir rol oynamakta ve birçok bölgede insanlar tarafından koruma altında tutulmakta. Bu nedenle insanlarla olan ilişkileri oldukça olumlu. İnsanların yaşadığı alanlarda rahatlıkla yuva kurabiliyorlar, zira insanlar onlara zarar vermiyor.
Son yıllarda iklim değişikliği nedeniyle leyleklerin davranışlarında değişiklikler gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Kılıç, “Bu bölgede daha önce yüzden fazla leyleğin göç etmediğini biliyoruz. Bu durum, kışların artık aşırı sert geçmediğini ve leyleklerin yiyecek bulabildiğini gösteriyor. Bu nedenle bazı bireyler göç etmeden burada kalabiliyor. Gelecek yıllarda göç etmeyen leyleklerin sayısının artabileceğini düşünüyoruz. Her kuş türü, bulunduğu ekosistem için değerlidir ve önemli bir işlev üstlenmektedir. Leylekler de bu işlevi yerine getiriyor. Biyoçeşitliliğin korunması, hem tarımda hem de doğada denge sağlamak açısından hayati önem taşımaktadır. Bu konuda vatandaşların duyarlılığı büyük önem arz ediyor.” ifadelerini kullandı.





