Milyonlarca insan her gün uçaklara binerek seyahat ediyor. Koltuğuna kurulup emniyet kemerini takıyor, içtiği kahveyi yudumluyor ve kendini güvende hissediyor. Ama yeni araştırmalar, bu tablonun göründüğü kadar masum olmayabileceğini ortaya koyuyor.

Yakın zamanda yapılan ölçümler, yolcuların özellikle uçağa biniş, taksi ve iniş anlarında Dünya Sağlık Örgütü'nün "yüksek" olarak tanımladığı sınırların çok üzerinde ultra ince partikül kirliliğine maruz kaldığını gözler önüne serdi.

Uçuş sırasındaki hava kalitesinin kontrollü olduğu bilinse de havalimanı pistlerinde geçen dakikalar ciddi bir tehlike barındırıyor. Jet motorlarından yayılan egzoz gazları, son derece küçük partiküller halinde kabin havasına sızabiliyor. Bu partiküller akciğerlerin derinliklerine kadar ulaşabiliyor; oradan da kana karışabiliyor.

Peki bu neden bu kadar önemli? İnce partikül maddelere uzun süreli maruziyetin felç, kalp hastalığı, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına yakalanma riskini artırdığı bilinmektedir.

Sık uçanlar için tablo daha da endişe verici. Haftada birkaç kez iş seyahati yapan yöneticiler, kabin görevlileri ve pilotlar yılda yüzlerce kalkış ve inişi bu koşullarda geçiriyor. Sık uçanlar için uzun vadeli riskler hâlâ araştırılıyor; son raporlar ise havacılık endüstrisini kabin içi hava kalitesi ve mesleki sağlık riskleri konusunda daha somut adım atmaya çağırıyor.

Dünya genelinde de alarm zilleri çalmaya devam ediyor. Küresel ölçekte yürütülen araştırmalar, hava kirliliğinin tüm dünyada sağlığa yönelik ilk on risk faktöründen biri olduğunu ortaya koymuş; her yıl yaklaşık 7 milyon kişinin hava kirliliğine bağlı nedenlerle hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.

Uzmanlar yolcuların tamamen uçmaktan vazgeçmesi gerektiğini söylemiyor; ama bilinçli önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. Kalkış öncesi ve iniş sonrası mümkün olduğunca az nefes almak, FFP2 maske takmak ve terminal içindeki pistlere yakın bekleme alanlarından uzak durmak bu risklerle başa çıkmanın pratik yolları arasında gösteriliyor.

Havacılık sektörünün ve uluslararası sağlık otoritelerinin bu bulgular karşısında daha sıkı standartlar geliştirmesi bekleniyor. Günde binlerce uçuşun gerçekleştiği dünyamızda, pistlerdeki o birkaç dakika artık eskisinden çok daha fazla anlam taşıyor.