Avrupa’yı etkisi altına alan kavurucu sıcaklar Türkiye’nin kapısına dayandı. İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, Türkiye’yi önce kuvvetli yağışların, hemen ardından ise sıcak ve kurak bir dönemin beklediğini söyledi.

Kadıoğlu’nun açıklamasında dikkatler Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’daki yüksek sıcaklıklara çevrildi. Ancak yaklaşan sıcak hava dalgasının kamuoyunda fazla konuşulmayan başka bir yönü daha bulunuyor: Büyük şehirlerin geceleri serinleyememesi.

Önce sel, birkaç gün sonra sıcaklık alarmı

Türkiye halen Avrupa’yı etkileyen omega blokajının serin ve yağışlı tarafında bulunuyor. Kadıoğlu’na göre atmosferdeki bu geçici koruma 24 Haziran Çarşamba günü en belirgin seviyeye ulaşacak.

İç Ege, Göller Yöresi, İç Anadolu’nun kuzey ve doğusu ile Karadeniz çevresinde gök gürültülü sağanak, dolu, yıldırım ve ani kuvvetli rüzgâr görülebilecek. Karadeniz’de aynı bölgelerin arka arkaya yağış alması, dere yatakları ve taşkın alanlarında riski artırabilecek.

Ancak hava tablosu yalnızca birkaç gün içinde tersine dönecek. Kadıoğlu, 26-27 Haziran’dan itibaren yüksek basınç sırtının batıdan Türkiye’ye yaklaşacağını ve sıcak, kuru, durgun havanın yeniden hâkim olacağını belirtti.

Başka bir ifadeyle Türkiye, aynı hafta içinde hem sel hem de sıcak hava dalgasıyla karşı karşıya kalabilecek.

Asıl tehlike termometrede görünmeyebilir

Sıcak hava haberlerinde genellikle günün en yüksek sıcaklığına odaklanılıyor. Oysa insan sağlığı açısından belirleyici olan yalnızca öğle saatlerinde termometrenin kaç dereceyi gösterdiği değil.

Gün boyunca ısınan asfalt, beton binalar, çatılar ve kaldırımlar güneş battıktan sonra depoladıkları ısıyı yeniden çevreye yayıyor. Özellikle ağaçların az, yapılaşmanın yoğun olduğu mahallelerde hava gece boyunca yeterince soğumuyor.

Bu durum, insan vücudunun gündüz maruz kaldığı sıcaklığın ardından gece dinlenmesini ve kendisini toparlamasını zorlaştırıyor. Birkaç gece üst üste devam eden yüksek sıcaklıklar; yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve yeterli soğutma imkânına sahip olmayanlar açısından riski büyütüyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca gündüz sıcaklıkları değil, gece ölçülen en düşük sıcaklıklar da yakından takip edilmeli.

Aynı şehirde iki farklı yaz yaşanabilir

Yaklaşan sıcaklık dalgası herkesi aynı ölçüde etkilemeyecek. Deniz kenarında, ağaçlıklı ve hava dolaşımı bulunan bir mahalle ile yüksek binaların, asfaltın ve araç trafiğinin yoğun olduğu bir semtte hissedilen sıcaklık arasında ciddi fark oluşabilecek.

Üst katlarda veya çatı katlarında yaşayanlar, açık havada çalışanlar, kuryeler, inşaat işçileri, tarım çalışanları ve toplu taşıma araçlarında uzun süre kalanlar sıcaklığa daha fazla maruz kalabilecek.

Dolayısıyla yeni sıcak hava dalgası yalnızca meteorolojik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele olacak. Klima kullanabilenlerle kullanamayanlar, yeşil alana yakın yaşayanlarla beton yoğunluğunun yüksek olduğu bölgelerde oturanlar aynı sıcaklık derecesini farklı biçimlerde yaşayacak.

Kadir İnanır öldü mü? Usta sanatçının sağlık durumunda son gelişme
Kadir İnanır öldü mü? Usta sanatçının sağlık durumunda son gelişme
İçeriği Görüntüle

Güneşte hissedilen sıcaklık daha da yükselebilir

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün verdiği bilgilere göre ısı endeksi hesaplamaları gölge ve sakin rüzgâr koşulları esas alınarak yapılıyor. Doğrudan güneş altında bulunmak ise hissedilen sıcaklığı yaklaşık 8 dereceye kadar yükseltebiliyor.

Bu nedenle hava tahmininde 34 derece görülen bir günde, güneş altında çalışan veya uzun süre yürüyen bir kişi çok daha ağır bir termal yükle karşılaşabilir.

Özellikle 11.00 ile 16.00 saatleri arasında yapılan fiziksel faaliyetler, vücudun sıvı kaybını hızlandırarak ısı yorgunluğu ve sıcak çarpması riskini artırabilir.

En kırılgan kentler hangileri?

Kadıoğlu, sıcaklık ve orman yangını riski açısından dört bölgeyi öne çıkardı.

Ege Bölgesi’nde İzmir, Aydın ve Muğla; Akdeniz’de Antalya, Mersin ve Hatay; Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep, Şanlıurfa ve Diyarbakır sıcaklıkların daha yoğun hissedilebileceği kentler arasında gösterildi.

Ankara ve Konya başta olmak üzere İç Anadolu’nun büyük bölümünde de sıcak ve kurak havanın etkili olması bekleniyor.

Meteoroloji Genel Müdürlüğünün 29 Haziran-5 Temmuz tahmini de Marmara’nın güney ve batısı, Ege, Batı Akdeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’nun batısında sıcaklıkların mevsim normallerinin 1 ila 3 derece üzerine çıkabileceğine işaret ediyor.

Karadeniz’de riskin adı sıcaklık değil sel

Türkiye’nin batısı ve güneyinde sıcaklık ile yangın riski konuşulurken Karadeniz’de farklı bir tablo ortaya çıkacak.

Samsun, Ordu, Trabzon ve Rize ile Karadeniz’in iç kesimlerinde ani sağanak, dolu ve yerel sel riski öne çıkabilecek. Yavaş ilerleyen hava sistemleri nedeniyle aynı bölgenin birkaç gün boyunca yağış alması, toprağın suya doymasına ve taşkın riskinin giderek yükselmesine neden olabilir.

Bu yaz Türkiye’nin bir bölgesinde kuraklık ve yangınla mücadele edilirken başka bir bölgesinde sel ve heyelan haberleri gündeme gelebilir.

El Nino Türkiye’yi tek başına kavurmayacak

Kadıoğlu, El Nino konusunda kamuoyunda oluşan yanlış bir algıya da dikkat çekti. El Nino’nun Türkiye’nin yaz havasını doğrudan belirleyen bir düğme olmadığı, etkisinin daha çok küresel sıcaklıkları yükselten dolaylı bir unsur olduğu ifade edildi.

Dünya Meteoroloji Örgütü, El Nino koşullarının haziran-ağustos döneminde ortaya çıkma olasılığını yüzde 80 olarak açıkladı. Ancak Türkiye’deki günlük sıcaklık değişimlerinde omega blokajı, yüksek basınç sistemleri ve bölgesel hava hareketleri daha belirleyici olacak.

Yeni dönemin sorusu “Kaç derece?” değil

Yaklaşan sıcak hava dalgasında yalnızca günün en yüksek sıcaklığına bakmak yeterli olmayacak. Asıl dikkat edilmesi gereken, sıcaklığın kaç gün sürdüğü ve geceleri ne kadar düştüğü olacak.

Çünkü gündüz ısınan, gece soğuyamayan bir şehirde sıcaklık artık yalnızca hava durumu değildir. Sağlıktan enerji tüketimine, çalışma hayatından su kullanımına kadar bütün şehir düzenini etkileyen bir risk haline gelir.

Türkiye 26-27 Haziran’dan itibaren yeniden ısınmaya hazırlanırken asıl soru termometrelerin kaç dereceyi göstereceği değil, kentlerin kaç gece boyunca serinleyemeyeceği olacak.