Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili önemli bilgiler verdi.
Sezaryen sonrası normal doğumla (SSVD) bebeğini sağlıklı bir şekilde kucağına alan kadınların sayısında artış gözlemlenmektedir. SSVD’ye uygun olan anne adayları, gebelik sürecinin düzenli takibi ile sorunsuz bir doğum gerçekleştirebiliyor. Sezaryene göre birçok avantajı bulunan SSVD konusunda anne adaylarının bilgi sahibi olması büyük önem taşıyor. Doç. Dr. Mehmet Ak, sezaryen sonrası normal doğum ile ilgili kıymetli bilgiler sundu.
“Sezaryen doğum bir kural değil”
SSVD, daha önce sezaryenle doğum gerçekleştirmiş kadınların vajinal doğum yapması anlamına gelmektedir. Geçmişte sezaryen ile doğum yapmış olmak, tekrar hamile kalındığında doğumun yeniden sezaryen yöntemiyle yapılması gerektiği anlamına gelmez. Sezaryen ile yapılan doğumdan sonra, anne adaylarının sonraki çocuklarını normal doğumla dünyaya getirmeleri, bir zamanlar bazı riskler taşıdığı düşünülerek tercih edilmiyordu. Ancak yapılan araştırmalar, SSVD deneyen gebelerde yüzde 60-80 oranında başarı elde edildiğini ortaya koydu. Bir kez sezaryen doğum yapmış her 4 anne adayından 3’ü SSVD için uygundur. SSVD genellikle güvenli bir yöntemdir. İlk doğumunu vajinal olarak gerçekleştirip sonraki doğumlarını sezaryen ile yapanlarda SSVD başarı oranı daha yüksektir. Günümüzde ilk bebeğini sezaryen ile dünyaya getiren birçok kadın, ikinci veya sonraki doğumlarında vajinal doğumu tercih etmektedir. Sezaryen sonrası normal doğum, dünya genelinde teşvik edilmektedir.
“Avantajları ile öne çıkıyor”
Tekrar sezaryen ile doğum yapmakla karşılaştırıldığında, vajinal doğumun birçok avantajı bulunmaktadır. Ameliyat izi oluşmayacaktır. Enfeksiyon ve ciddi kan kaybı riski daha düşüktür. Bebeğin doğum sonrası solunum problemi yaşama riski azdır. Bebekle ten teması kurma şansı daha yüksektir. Başarılı bir emzirme şansı da artmaktadır. Anne sütü daha hızlı bir şekilde gelir. Hastanede kalma süresi daha kısadır. Normal hayata dönüş süreci ise daha hızlıdır.
“Kadınların bilgi sahibi olması önemli”
Daha fazla gebelik planlayan kadınlar için sezaryen sonrası vajinal doğum, risklerin azalması anlamına gelmektedir. Plasenta yapışma anomalileri (akreata gibi) ve sezaryen skar gebelik riskleri de azalmaktadır. SSVD, tekrarlayan sezaryenleri ve bunlarla ilişkili potansiyel kısa ve uzun vadeli riskleri önler. SSVD oranlarını artırmak için, kadınların bu konudaki riskler ve faydaları hakkında bilgi sahibi olmaları önem arz etmektedir.
Hangi gebeler SSVD’ye uygun?
Gebelerin SSVD’ye uygun olup olmadığı çeşitli faktörlere bağlıdır. Öncelikle önceki sezaryen kesisi türü önemlidir: Rahimde transvers kesi olarak adlandırılan alçak, yandan yapılmış bir kesi kullananlar genellikle SSVD yapabilirken, klasik kesi olarak bilinen yüksek dikey kesi geçirenler genellikle SSVD’ye uygun değillerdir. Çünkü yüksek dikey kesi, rahim yırtılması riskini artırmaktadır. Rahim yırtılması tarihi olan kişiler genellikle SSVD’ye uygun değildir. Geçmişte rahim ile ilgili ameliyat geçiren (miyom aldırma gibi) kişilere de SSVD önerilmez; zamanla oluşan izler rahim yırtılması riskini artırabilir. Diğer sezaryen sayısı da önemlidir: İki veya daha fazla sezaryen doğum yapmış olmak, SSVD ile ilişkili bazı sağlık sorunları riskini artırabilir. Gebelik aralığı da etkili bir faktördür; 18 aydan kısa bir süre içinde doğum yapan kadınlarda SSVD denemesi yapıldığında rahim yırtılması riski artmaktadır. Ayrıca, vajinal doğumu olumsuz yönde etkileyebilecek sağlık sorunları olan kişilere SSVD önerilmez. Bu durumlar şunları içerebilir:
“Plasenta ile ilgili sorunların bulunması, fetüsün vajinal doğumu zorlaştıracak bir pozisyonda olması, üçüz veya daha fazla sayıda gebelik olması, doğumun tetiklenmesine ihtiyaç duyulması.”
İhlas Haber Ajansı
