Uzmanlara göre Trump yönetiminin son dönemde attığı adımlar, özellikle İran’a yönelik geniş kapsamlı askeri operasyonlarla birlikte Amerikan dış politikasında önemli bir kırılmaya işaret ediyor.
İran’a Yönelik Saldırılar Yeni Bir Aşamaya Geçti
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı geniş çaplı askeri operasyon, Trump’ın ifadesiyle “sınırlı bir müdahale” değil, doğrudan bir savaş niteliği taşıyan uzun süreli bir kampanya olarak değerlendiriliyor.
Trump, operasyonun ardından yaptığı açıklamada hedeflerinin yalnızca askeri tesisler olmadığını belirterek İran halkına seslendi ve “tek istediğim İran halkı için özgürlük” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı, operasyonun Amerikan askerlerinin hayatına mal olabileceğini de açık şekilde dile getirdi.
ABD ve İsrail’in ortak saldırıları İran’daki askeri altyapı ve yönetim hedeflerini kapsarken, bölgede geniş çaplı gerilim yaşandı ve İran’ın misilleme saldırılarıyla çatışmanın bölgesel savaşa dönüşme riski arttı.
Trump’ın Söylemleriyle Çelişen Bir Politika mı?
İran operasyonunun en dikkat çekici yönlerinden biri ise Trump’ın geçmişteki dış politika söylemleriyle ortaya çıkan çelişki oldu.
Trump, 2016 seçim kampanyası sırasında Orta Doğu’da “rejim değiştirme” politikalarına sert şekilde karşı çıkmıştı. Demokrat rakibi Hillary Clinton’ı Irak ve Libya müdahaleleri üzerinden eleştiren Trump, ABD’nin “ulus inşa etme ve hükümet devirmeye dayalı başarısız politikalardan vazgeçmesi gerektiğini” savunmuştu.
O dönemde yaptığı konuşmalarda, plansız rejim değişikliklerinin bölgede güç boşluğu yarattığını ve bunun terör örgütlerinin güçlenmesine yol açtığını söylemişti.
2019 yılında da benzer bir çizgiyi sürdüren Trump, ABD ordusunun görevinin “dünyanın polisi olmak değil, Amerikan güvenliğini korumak” olduğunu ifade etmişti.
Yeni Operasyonun Hedefi: Rejim Değişikliği mi?
Ancak İran’a yönelik son saldırılar, Trump’ın geçmişte eleştirdiği yaklaşımın tam tersine bir strateji izlediği yorumlarına neden oldu.
ABD Başkanı’nın İran halkına “hükümetinizi devralın” çağrısı yapması, operasyonun yalnızca nükleer programı hedef almadığı, aynı zamanda İran yönetiminin değişmesini amaçladığı yönündeki değerlendirmeleri güçlendirdi.
Analistler, bu durumun Trump’ın ikinci dönem dış politikasını önceki söylemlerinden ayıran en belirgin unsur olduğunu belirtiyor.
Washington’da Tartışma Büyüyor
ABD Kongresi’nde bazı Demokrat siyasetçiler operasyonun Kongre onayı olmadan başlatıldığını savunarak yönetimi sert şekilde eleştirdi. Muhalif isimler askeri müdahaleyi “tercih edilen bir savaş” olarak nitelendirirken, Cumhuriyetçi kanadın önemli bir bölümü operasyonu destekledi.
Orta Doğu’da Yeni Bir Dönem Mi Başlıyor?
Uluslararası toplumdan ise gerilimin düşürülmesi yönünde çağrılar geliyor. Avrupa ülkeleri ve Birleşmiş Milletler diplomatik çözüm çağrısı yaparken, bölgedeki çatışmanın enerji piyasalarından küresel güvenliğe kadar geniş etkiler yaratabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre İran operasyonu, yalnızca iki ülke arasındaki bir askeri hamle değil; ABD dış politikasının yönünü yeniden tanımlayabilecek tarihi bir dönüm noktası olabilir.




