İstanbul’da deprem hareketliliği yeniden gündemin ilk sırasına yerleşti. Adalar ve çevresinde 19 Ağustos Çarşamba akşamı başlayan sarsıntılar gece boyunca devam etti. Onedio’nun aktardığı verilere göre bölgede sabaha kadar 51 küçük deprem kaydedildi.
En büyük deprem 3,2 olarak ölçüldü
AFAD verilerine dayandırılan bilgilere göre Adalar açıklarında saat 17.43’te 3,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Sarsıntının ardından aynı bölgede 1,5, 2,2, 2,3 ve 2,6 büyüklüğünde başka depremler de kaydedildi. İlk belirlemelere göre depremler nedeniyle herhangi bir can veya mal kaybı yaşanmadı.
Peş peşe gelen sarsıntılar özellikle İstanbul’da yaşayanların aklına aynı soruyu getirdi: “Bunlar büyük İstanbul depreminin öncüsü olabilir mi?”
Okan Tüysüz: Önceden bilmek mümkün değil
Prof. Dr. Okan Tüysüz, küçük depremlerin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak değerlendirilmesinin bilimsel açıdan doğru olmayacağını belirtti.
Tüysüz, bir depremin “öncü” olup olmadığının ancak arkasından daha büyük bir deprem gerçekleşmesi halinde anlaşılabileceğine dikkat çekti. Adalar’daki mikrodepremlerin ise bölgedeki fayın aktif olduğunu göstermesinin dışında şu aşamada kesin bir anlam yüklenemeyeceğini ifade etti.
Şener Üşümezsoy: Büyük İstanbul depremiyle ilişkilendirilemez
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy ise daha net bir değerlendirmede bulundu. Üşümezsoy’a göre Büyükada’nın güneyinde meydana gelen sarsıntılar ana fay üzerinde değil, ana fayı kesen daha küçük fay kollarında gerçekleşiyor.
Üşümezsoy, mevcut hareketliliğin büyük miktarda gerilim biriktirebilecek bir yapıdan kaynaklanmadığını savunarak bu depremlerin beklenen büyük İstanbul depremiyle doğrudan ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Osman Bektaş farklı noktaya dikkat çekti
Prof. Dr. Osman Bektaş ise deprem kümesinin yaklaşık 10 kilometre derinlikte Adalar-Çınarcık fay sistemi üzerinde geliştiğine dikkat çekti.
Bektaş, aynı sistem üzerinde 1963 yılında 6,3 büyüklüğünde bir deprem yaşandığını hatırlatarak bölgede oluşan mikrodeprem yoğunluğunun ayrıntılı biçimde takip edilmesi gerektiğini belirtti. Bektaş’a göre hareketlilik basit bir açıklamayla geçiştirilmemeli ve fayın derin yapısıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Övgün Ahmet Ercan’dan tarih açıklaması
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da yalnızca küçük depremlerin sayısına bakılarak büyük bir depremin zamanının belirlenemeyeceğini vurguladı. Ercan, kendi uzun vadeli tahmininde Kuzey Marmara’daki büyük deprem için en erken 2045 yılını işaret etti. Ancak bu tarih Ercan’ın kişisel bilimsel projeksiyonudur; depremlerin kesin tarihini önceden belirlemek bugün mümkün değildir.
51 deprem büyük İstanbul depreminin habercisi mi?
Uzmanların değerlendirmelerindeki ortak nokta, 51 küçük sarsıntının tek başına büyük bir depremin yaklaştığının kanıtı olmadığı yönünde. Bununla birlikte Adalar çevresindeki sismik hareketlilik yakından izlenmeye devam ediyor. Prof. Dr. Okan Tüysüz’ün de vurguladığı gibi, küçük bir depremin “öncü” olup olmadığı önceden kesin biçimde söylenemiyor.




