Ankara’da görülen davada mahkemenin “mutlak butlan” değerlendirmesiyle kurultayın geçersiz olduğuna hükmettiği ve buna bağlı olarak eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti yönetiminin görevlerine iadesine karar verdiği öne sürüldü. Ancak konuya ilişkin resmi ve kesinleşmiş yargı metinlerinin kamuoyuna tam olarak yansımadığı, süreçte istinaf ve temyiz aşamalarının gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Dava, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te düzenlenen 38. Olağan Kurultayı’nda delegelerin iradesinin çeşitli yöntemlerle etkilendiği iddiaları üzerine açılmıştı. Bazı eski delegeler ve eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, kurultay sürecinde “usulsüzlük”, “delege yönlendirmesi” ve “menfaat karşılığı oy kullandırıldığı” iddialarını mahkemeye taşımıştı. Davacılar, kurultayın hukuken yok hükmünde sayılması anlamına gelen “mutlak butlan” kararı verilmesini talep etmişti.
“Mutlak butlan” kararı, hukuk sisteminde bir işlemin baştan itibaren geçersiz kabul edilmesi anlamına geliyor. Böyle bir kararın uygulanması halinde yalnızca kurultay sonucu değil, kurultay sonrası oluşan tüm parti organlarının meşruiyeti de tartışmalı hale geliyor. Bu nedenle olası bir iptal kararının, Parti Meclisi’nden Merkez Yönetim Kurulu’na kadar geniş çaplı siyasi sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.
Kurultay süreci, CHP’de 13 yıllık Kemal Kılıçdaroğlu döneminin sona ermesi ve Özgür Özel liderliğindeki yeni yönetimin göreve gelmesi açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülüyordu. İlk turda Özgür Özel 682, Kılıçdaroğlu ise 664 oy almış; aradaki 18 oy farkı uzun süre parti içinde tartışma konusu olmuştu.
Süreç boyunca hukuk çevrelerinde ve siyasi kulislerde farklı görüşler ortaya çıktı. Bazı hukukçular, siyasi partilerin iç seçimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda “mutlak butlan” uygulanmasının oldukça istisnai olduğunu savunurken; bazı yorumcular ise kurultay sürecinde ortaya atılan iddiaların demokratik meşruiyet açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ileri sürdü. Daha önce bazı mahkemeler, “mutlak butlan koşullarının oluşmadığı” yönünde değerlendirmeler yapmış ve somut delil eksikliğine dikkat çekmişti.
Kararın siyasi etkileri ise yalnızca CHP ile sınırlı görülmüyor. Muhalefetin ana gövdesini oluşturan partide yaşanabilecek liderlik ve yönetim tartışmasının, yaklaşan seçim stratejilerini, muhalefet blokundaki dengeleri ve yerel yönetim ilişkilerini doğrudan etkileyebileceği yorumları yapılıyor. Parti tabanında ise bir kesim kararı “hukuki müdahale” olarak değerlendirirken, başka bir kesim “parti içi hesaplaşmanın yargıya taşınması” eleştirisini dile getiriyor.





