TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Bölge halklarının ve özellikle Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu, bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır” dedi.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla Parlamento Muhabirleri Derneği’ni ziyaret etti. Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellikler getirmesi temennisinde bulunarak, “Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip, Türkiye siyasetinin nabzının attığı, Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda nasıl bir ortak rapor ortaya çıkacağı sorusu üzerine, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, bütün siyasi partilerin yöneticilerine, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkürü ifade etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler olsa bile büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdürdü. Şimdi nihayet son safhaya girdik. Siyasi partilerimizin, komisyona katılan siyasi partilerimizin hepsi kendi raporlarını hazırladılar ve başkanlığa sundular. Böylece her parti bu konuyla ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş oldu. Tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar var, bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak, şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görülen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya koyarak nihayet raporu hazırlayacağız. İki toplantı yaptık. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, arkadaşlarımızın hepsi iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerhinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak. Komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacak. Örgütün silahları bıraktığının tespit edilmesinden sonra yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclis Genel Kurulunda partilerin çalışmaları ile tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir” dedi.
“Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz”
Suriye konusundaki soru üzerine Kurtulmuş, “Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren, Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur; biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki yaklaşımımızla özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak bölgede Türklerin, Kürtlerin, Arapların, Acemlerin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, gayrimüslimlerin, herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını birbirine düşman hale getirmek” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş şöyle konuştu:
“Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlamında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu, bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır.”
“16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak, Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek”
Meclis’teki istismar iddialarına ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, “Ayın 19’u, yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek, idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli, en titiz, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşeni Meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, kayırma, bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Komisyon üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere şu söylendi ki; bu süreci isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu süreçle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek” şeklinde konuştu.
“Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır”
Bir başka soru üzerine Kurtulmuş, “Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılında başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla bir komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakerenin yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir? Bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, ya Meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, bedava uçaklara biniyorlar gibi birtakım algılarla Meclisi hep itibarsızlaştırmaya çalışan bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclisin daha fazla, daha etkili çalışması için görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki, var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların giderilebilmesi için çalışmak Meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmiyor. Milletin nezdinde de problem çözen bir mercii haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle Meclisin itibarını yükseltmemiz lazım” diye konuştu.
Anayasa değişikliği konusunda Kurtulmuş, “Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyacı olduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerini yakalamasına vesile olacak yeni bir anayasaya ihtiyaç var. Ama anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada terörün sona erdirilmesi. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor” şeklinde konuştu.
“Gazze soykırımına sessiz kalanlar, en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır”
İsrail’in Filistin’e karşı saldırılarını sürdürmesine yönelik soru üzerine Kurtulmuş, “Biz ilk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, Meclis başkanı olarak ben de katıldığım bütün uluslararası toplantılar, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek, orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırıma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak, Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Aslında Auschwitz’deki soykırımı, Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı, bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Her birisinde aslında sadece o soykırımın muhatapları değil, aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemine girdi. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı, sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç olanların da dilediklerini yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar, en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil, orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır” ifadelerini kullandı.
İhlas Haber Ajansı