Türkiye, enerji gündeminde aynı anda birden fazla cephede kritik adımlar atıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar bu hafta önemli bir açıklama yaptı: "Türkiye'nin enerjide tam bağımsız yarınlarını inşa ediyoruz." Karadeniz doğal gazında ulaşılan son üretim rakamları, ülkenin enerji ithalat faturasını azaltma hedefine önemli bir ivme kazandırdı. Sahada sondaj ve boru hattı altyapısı çalışmaları hız kazanırken iç tüketimi karşılama oranının önümüzdeki yıl yüzde kırklara ulaşması bekleniyor.
Yenilenebilir enerji cephesinde ise Türkiye gerçek anlamda bir "sessiz devrim" yaşıyor. 2025 yılında güneş ve rüzgar enerjisi kurulu kapasitesindeki sıçrama, sektör analistlerini de şaşırtır nitelikte. Çeşitli illerde hayata geçirilen büyük ölçekli güneş tarlaları ve rüzgar santralleri, hem sanayi hem de konut elektriğinde maliyeti düşürme potansiyeli taşıyor. Hane halkının elektrik faturasına yansıması ise 2026 yılının ikinci yarısında daha net görünecek.
Öte yandan iklim değişikliğiyle bağlantılı aşırı hava olaylarının sıklaşması, tarım ve sigortacılık sektörlerini doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırımlarını sürdürmesi halinde 2030 yılına kadar enerji ithalatını yüzde ellinin üzerinde azaltabileceğini, ancak bunun için şebeke altyapısına ve enerji depolama teknolojilerine yönelik ek yatırımların da şart olduğunu belirtiyor. Karadeniz gazı projesinin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte bu resim daha da netleşecek.




