İran hükümetinin Hürmüz Boğazı'nı kapattığını açıklaması, ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimin arttığı bir dönemde küresel enerji piyasalarında büyük bir etki yarattı. Dünya petrol ticaretinin merkez noktası olan bu boğazın kapanması, Türkiye için Şırnak'taki Gabar Dağı'na odaklanma gerekliliğini artırdı.
Hürmüz Boğazı'nın kapanması, enerji tedarik zincirinin güvenliğini tehlikeye atarak başta Asya ve Avrupa olmak üzere birçok ülkeyi risk altına soktu. Petrol fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, ithalata bağımlı ülkeleri alternatif enerji kaynakları aramaya yönlendirirken, Türkiye'nin de yerli üretime verdiği önem bir kez daha gözler önüne serildi.
Gabar Dağı'nda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) tarafından günlük 81 bin varil petrol üretimi gerçekleştiriliyor. Bu miktar, Türkiye'nin günlük petrol ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu karşılamakta olup, uzmanlar bu durumun Hürmüz Boğazı'ndaki kriz sürecinde Türkiye için önemli bir güvence sağladığını belirtiyor. Gabar petrolünün Türkiye ekonomisine yıllık katkısının 2 milyar dolar civarında olduğu öngörülüyor ve küresel fiyat artışları ile bu rakamın artabileceği düşünülüyor.
Kış aylarında Gabar Dağı'ndaki kar kalınlığı 1,5 metreye ulaşmasına rağmen, üretim aralıksız devam ediyor. Bu durum, bölgedeki operasyonel kapasitenin ve enerji sürdürülebilirliğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanması, dünya genelinde fiyat dalgalanmalarına yol açmaya devam ederken, ithalatçı ülkeler için arz riski oluşturuyor. Buna karşın, Gabar'daki petrol üretimi, Türkiye'nin yerli enerji hamlesinin en somut örneği olarak öne çıkıyor. Günlük 81 bin varil üretim, Türkiye'nin enerji güvenliğine stratejik bir katkı sağlarken, yıllık 2 milyar dolarlık ekonomik değer yaratıyor. Enerji jeopolitiğinin sertleştiği bu dönemde, Gabar'dan gelen üretim, Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltan önemli bir unsur olarak dikkat çekiyor.