Şiddetli Ağrılarla Savaşan Hastalık: Trigeminal Nevralji
Şiddetli Ağrılarla Savaşan Hastalık: Trigeminal Nevralji
İçeriği Görüntüle

Halk arasında göz tansiyonu olarak adlandırılan glokom, tedavi edilmediği takdirde kalıcı görme kaybı ve körlükle sonuçlanabilir. Toplam körlük vakalarının yaklaşık yüzde 30'undan sorumlu olan bu rahatsızlık, hastaların yalnızca beşte birinin durumunun farkında olduğu bir hastalıktır. Göz içi basıncının zamanla artması, görme sinirinde hasara yol açan glokom, uzun bir süre belirgin belirtiler göstermeden ilerlemektedir. Bu hastalık nedeniyle oluşan görme kayıplarının geri dönüşü yoktur. Genetik faktörler, glokomda en önemli risk unsurlarından birisidir. Birinci derece akrabalarında bu hastalık bulunan bireylerde risk, 10 kat artış göstermektedir. İleri yaş, diyabet, yüksek tansiyon, migren ve göz yaralanmaları da diğer risk artırıcı faktörlerdir. Glokomun açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki türü vardır ve erken teşhis edilmediğinde kalıcı hasarlar bırakabilmektedir. Acıbadem Kent Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Deveci, hastalığın sinsi bir şekilde ilerlediğini ve bireylerin günlük yaşamlarında durumu fark etmelerinin zor olduğunu ifade ederek, “Dünya genelinde 70-80 milyon glokom hastası var ve bunların 7-8 milyonu körlükle sonuçlanabiliyor. Körlükle sonuçlanan göz hastalıkları arasında ikinci sırada yer alıyor, ilk sırada ise tedavisi mümkün olan katarakt bulunmaktadır. Ancak glokom, geri dönüşü olmayan görme siniri hasarına yol açmaktadır,” dedi. Hastalığın hiçbir belirti vermediği için ancak muayenelerle tespit edilebildiğini vurgulayan Deveci, “Yaşın ilerlemesiyle hastalığın görülme sıklığı artmaktadır. Bu nedenle 40 yaş üstü bireylerin göz kontrolleri çok önemlidir. Ailede genetik faktörler varsa, bu durumda daha sık takip, göz tansiyonunun ölçülmesi, bazı görüntüleme testleri ve görme alanı testlerinin yapılması büyük önem taşımaktadır. Glokom, sinsi bir şekilde seyrettiği için görme alanında daralmaya neden olmaktadır ve bu daralma, çevreden başlayarak merkeze doğru ilerlemektedir,” şeklinde konuştu. Erken teşhis ve tedavi sürecinin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Deveci, “Tedaviye geç kalmadan başlanması son derece kritik. İlk aşamada göz tansiyonu düşürücü damlalar kullanıyoruz. Eğer bu yöntemle başarı sağlanamazsa lazer tedavisi veya cerrahi müdahale seçenekleri devreye girmektedir. Özellikle dar açılı glokomda, ‘açı kapanması' olarak bilinen akut bir durum ortaya çıkabilir. Bu durumda şiddetli ağrı, görme bulanıklığı ve ışıkların etrafında hareler görme gibi ciddi semptomlar yaşanabilir. Ciddi baş ağrısıyla birlikte seyreden bu durumun acilen müdahale edilmesi ve göz içi basıncının hızla düşürülmesi gerekmektedir.”

Kaynak: İhlas Haber Ajansı