Demansın daha genç yaşlara indiği algısı, depresyon ve anksiyete kaynaklı olabilir

3 Dakika Okuma

Demansın ‘40 yaşına düştüğü’ yönündeki söylemler klinikte sıkça dile getiriliyor

Ancak 40-55 yaş aralığında unutkanlık şikayetiyle başvuran hastaların büyük bir kısmında demans saptanmadığını ifade eden Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, bu yakınmaların en yaygın nedenlerinin depresyon ve anksiyete ile post-COVID benzeri tablolar olduğunu belirtti.

‘Gençlerde unutkanlık arttı’ algısı sağlık başvurularından kaynaklanıyor

Toplumda ‘gençlerde unutkanlık arttı’ algısının büyük ölçüde demans dışı sebeplerle sağlık kuruluşlarına yapılan başvuruların artmasından ve tanı yöntemlerine daha erken ve kolay erişimden kaynaklandığını vurgulayan Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. M. Zülküf Önal, manyetik rezonans görüntüleme imkanlarının yaygınlaşması, bilişsel tarama testlerinin artması ve hekim ile toplum farkındalığının artmasıyla birlikte daha fazla vakanın tanı aldığını, bunun da ‘demans genç yaşlara indi’ algısını güçlendirdiğini açıkladı.

Unutkanlığın seyri önemli

Genç başlangıçlı demansın 45-64 yaş aralığında görüldüğünü, 45 yaş altının ise ‘çok genç başlangıçlı’ olarak ayrıca değerlendirildiğini belirten Önal, yaşlılık tanımının değişmesi ile demansın artık sadece Alzheimer hastalığı ile birlikte görülen bir belirti olmadığını ifade etti. Önal, “1970’lerde 60 yaş ‘yaşlı’ kabul edilirken, bugün 65 yaş yaşlılığın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. Genç başlangıçlı demans nadirdir. Sistematik derlemeler, 30-64 yaş için prevalansın yaşla birlikte hızla arttığını ancak genç yaşlarda oldukça düşük seyrettiğini göstermektedir. Bu nedenle değerlendirmede işlev kaybı, unutkanlığın seyri ve objektif test bulguları temel alınmalıdır. Depresyon veya anksiyete ile demansı ayırt etmek çoğunlukla ek tetkiklere gerek kalmadan muayene ile mümkündür. Yakınmalar dalgalı seyrediyorsa, gün gün değişiyor ve stresle artıyorsa; motivasyon, enerji, uyku belirgin şekilde bozulmuşsa ve hasta yakınları ‘isteksiz/dağınık’ olduğunu ifade ediyorsa depresyon ve/veya anksiyete düşünülmelidir. Ancak sinsi başlangıçlı, aylar ya da yıllar içinde yavaş ama belirgin ilerleyen bir tablo; yeni bilgileri öğrenmede belirgin güçlük, aynı soruların tekrarı ve günlük yaşam işlevlerinde kayıp nörodejeneratif bir süreci akla getirmelidir. Genç yaşta ‘psödo demans’ olarak düşünülen tablo depresyon olabileceği gibi tam tersi şekilde depresyon ya da kişilik değişimi olarak etiketlenen bir demans tablosu da gözden kaçabilir. Bu nedenle hasta yakını gözlemleri, nöropsikolojik testler ve beyin MR ile değerlendirme önemlidir” değerlendirmesinde bulundu.

Deli dana hastalığı da olabilir

Unutkanlık şikayeti olan genç bir hastada iş veya okul performansında belirgin düşüş, günlük yaşam işlevlerinde kayıp; nesne adlandırmada zorluk, anlam kaybı ve akıcılık bozukluğu gibi dil sorunları; tanıdık yerleri bulamama gibi yönelim bozuklukları veya dürtüsellik, sosyal uygunsuzluk ve empati kaybı gibi kişilik ve davranış değişiklikleri varsa demans olasılığının mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirten Önal, şu ifadeleri kullandı: “Buna ek olarak yeni başlayan fokal güçsüzlük, denge bozukluğu, epileptik nöbet, hızlı progresyon gibi nörolojik bulguların eşlik ettiği ve haftalar-aylar içerisinde hızla kötüleşen tablolar deli dana hastalığını akla getirmelidir. Ailede özellikle 60 yaş altında demans öyküsü varsa bu durum ayrıca dikkatle incelenmelidir. Şikayetlerin 4-6 haftayı aşması ve ilerleyici bilişsel bozulma ile işlev kaybının eşlik etmesi durumunda acil ve detaylı nörolojik değerlendirme gereklidir.”

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version