Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümünden Doç. Dr. Deniz Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin varlığına dikkat çekerek, ağızda geçmeyen yaralar, ses kısıklığı ve boyunda oluşan şişliklerin önemli işaretler olduğunu vurguladı. Dr. Baklacı, baş ve boyun kanserlerinin ağız içi, dil, dudak, diş eti, yanak içi, bademcikler, dil kökü, boğaz, gırtlak, burun, sinüsler ve tükürük bezlerini kapsayan geniş bir alanı etkilediğini ifade etti. Bu tür kanserlerin hastanın yeme, yutma, konuşma ve sosyal yaşamını ciddi şekilde etkileyebileceğini belirtti.

Sigara ve alkolün baş ve boyun kanserleri üzerinde iki ana risk faktörü olduğunu dile getiren Dr. Baklacı, bu iki faktörün bir araya geldiğinde riskin önemli ölçüde arttığını söyledi. Ayrıca, son yıllarda bazı virüslerin bu tür kanserlerde etkili olduğu gösterildi. Epstein-Barr virüsünün geniz eti kanserlerinde, Human Papilloma Virus'un ise dil kökü ve bademcik kanserlerinde etken olduğuna dikkat çekti. Kötü ağız hijyeninin ve tekrarlayan ağız içi travmalarının da ağız kanserleri için önemli risk faktörleri arasında yer aldığını ekledi.

Baş ve boyun kanserlerinin belirtileri genellikle gözle görülebilir olduğunu belirten Baklacı, ağızda iyileşmeyen yaralar, boyunda büyüyen şişlikler, yutma zorluğu ve ses kısıklığının bu kanserlerin habercisi olabileceğini ifade etti. Bunun yanı sıra burun kanamaları, tek taraflı burun tıkanıklığı ve kulak ağrılarının da bu tür kanserler için uyarıcı işaretler olduğunu belirtti.

Hastaların muayenesi ve tanı yöntemleri hakkında bilgi veren Baklacı, ilk olarak detaylı bir kulak burun boğaz muayenesi yapıldığını, ardından endoskopik görüntüleme yöntemleri kullanarak daha derin alanların incelendiğini söyledi. Tanı, şüpheli lezyondan biyopsi ile konulmakta ve bu süreçte genellikle lokal anestezi kullanılıyor. Görüntüleme tetkikleriyle hastalığın evresi ve yaygınlığı belirleniyor. Bu tür kanserlerin tedavisinde temel hedefin yalnızca tümörü yok etmek değil, hastanın yeme, yutma, solunum ve sosyal hayatını sürdürebilmesi için gerekli fonksiyonları korumak olduğunu vurguladı.

Dr. Baklacı, baş boyun kanseri şikayetlerinin ‘nasılsa geçer' düşüncesiyle geçiştirilmemesi gerektiğinin altını çizerek, bu tür belirtilerle başvuran hastaların detaylı muayeneden geçmesi gerektiğini belirtti. Tedavi sürecinin hastanın yaşı ve genel durumu göz önünde bulundurularak kişiye özel olarak planlandığını ifade etti. Merkezlerinin bu alanda en yoğun tedavi hizmeti veren yerlerden biri olduğunu vurguladı ve ‘Tümör Konseyi' uygulamalarının en büyük farkları olduğunu söyledi.

Son olarak, çevre illerdeki meslektaşlarıyla iletişim halinde olmayı ve baş boyun kanseri hastalarının tedavisinde iş birliği yapmayı hedeflediklerini belirten Baklacı, üç haftayı aşan ses kısıklığı, boyunda şişlik, ağızda geçmeyen yaralar ve yutma güçlüğü gibi şikayetlerin değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Ayrıca, her Çarşamba ücretsiz Baş-Boyun Kanseri Polikliniği hizmeti sunduklarını ve randevu alarak veya doğrudan polikliniğe başvurarak hastaların hizmet alabileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı