BEÜN Öğretim Üyesi Demirel, su tüketiminin beyin sağlığına etkilerini vurguladı.

3 Dakika Okuma

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, yetersiz sıvı alımının beyin fonksiyonları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Beynin yüzde 75’inin sudan oluştuğunu hatırlatan Demirel, “Susuzlukla birlikte beyne giden kan hacmi azalır, bu da kısa süreli unutkanlık ve öğrenme problemlerine neden olur” uyarısında bulundu.

BEÜN Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, günlük yaşamın koşuşturmacasında ihmal edilen su tüketiminin beyin sağlığı üzerindeki önemini açıkladı. Hafif düzeydeki sıvı kaybının bile zihinsel performansı düşürdüğünü belirten Demirel, susuzluğun beyindeki sinir hücreleri arasındaki iletişimi yavaşlattığını, bunun sonucunda konsantrasyon zorluğu ve kelime bulmada güçlük gibi belirtilerin meydana geldiğini ifade etti.

“Konuşurken kelime bulamıyorsanız sebebi susuzluk olabilir”

Susuzluğun beyin hücreleri üzerindeki doğrudan etkisini anlatan Doç. Dr. Demirel, durumu şu şekilde aktardı: “Beynin yaklaşık yüzde 75’i sudan oluşur ve yeterli sıvı alımı olmadığında beyin hücreleri arasındaki iletişim yavaşlar. Bu durum dikkat eksikliği, konsantrasyon zorluğu ve özellikle kısa süreli unutkanlık olarak kendini gösterir. Hafif susuzluk bile zihinsel performansı olumsuz etkiler. Susuzlukla birlikte beyne giden kan hacmi azalır. Bu da beyne giden oksijen ve besin miktarını azaltır. Aynı zamanda elektrolit dengesizlikleri oluşur. Sonuç olarak sinir hücreleri arasındaki iletişim yavaşlar. Bu da kısa süreli unutkanlık, öğrenme ve hafıza problemlerine yol açar. Genellikle dikkat ve kısa süreli bellek etkilenir. Yani kişi eşyalarını bıraktığı yeri hatırlayamaz, konuşurken kelime bulmakta zorluk çekebilir. Bazen kişilerin isimlerini unutabilmektedir. Hatta yaptığı işi yarıda bıraktığı durumlar da görülmektedir. Bu tür unutkanlıklar genellikle yeterli sıvı alımıyla düzeltilebilir.”

Yaşlılar için ‘Sessiz Tehlike’ kronik susuzluk

Yaş ilerledikçe susuzluk hissinin azaldığına dikkat çeken Demirel, yaşlı bireylerin farkında olmadan kronik susuzluk yaşadıklarını belirterek, “Yaşla birlikte susuzluk hissi azalır. Bu nedenle yaşlı bireyler farkında olmadan kronik susuzluk yaşayabilirler. Bu durum konfüzyon dediğimiz dalgınlık, dikkat eksikliği ve ani, kısa süreli bellek bozukluklarına neden olabilir. Bu sebeple beyin sağlığı için yaşlıların yeterli miktarda sıvı alımına dikkat etmesi önemlidir.” ifadelerini kullandı.

“Çay ve kahve kesinlikle su yerine geçmez”

Sıvı alımında doğru bilinen yanlışlara da dikkat çeken ve demans riskine vurgu yapan Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, sözlerini şöyle tamamladı: “Susuzluk doğrudan Alzheimer’a neden olmaz. Ancak beyin fonksiyonları geçici olarak bozulabilir. Hatta mevcut bilişsel durumu kötüleştirebilir. Uzun süreli tekrarlayan sıvı eksikliği beyin sağlığı için bir tehdit olarak kabul edilir ve ilerleyen dönemlerde unutkanlığa, demansa yol açabilir. Genel olarak erişkin bir bireyin 2-2,5 litre sıvı alması önerilmektedir ama bu miktar kişinin yaşı, fiziksel aktivitesi, hava sıcaklığı ve sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir. Bunun en önemli göstergesi idrar renginin açık sarı olmasıdır. Çay ve kahve kesinlikle su yerine geçmez, hatta bu içeceklerin idrar söktürücü etkisi de bilinmektedir. Bu nedenle suyun yerini tutmazlar. Unutkanlık yaşayan bireylerin mutlaka yeterli sıvı almasına, yeterli beslenmeye ve düzenli uykuya dikkat etmeleri gerekmektedir. Ancak bunlara rağmen kişinin unutkanlıkları devam ediyorsa mutlaka bir doktora başvurmaları önerilir.”

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version