Uzmanlardan dikkat çeken uyarı: Türkiye'deki her üç kişiden biri hipertansiyonla mücadele ediyor
Uzmanlardan dikkat çeken uyarı: Türkiye'deki her üç kişiden biri hipertansiyonla mücadele ediyor
İçeriği Görüntüle

Dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen astım hastalığında belirtiler zaman zaman kaybolsa bile, uygun tedavi yapılmadığında atak riskleri devam edebilir. Alerjik hastalığı bulunan bireylerde astım gelişme ihtimali ise daha yüksektir ve bu nedenle belirtilerin ciddiye alınması önem taşımaktadır. Astım, hava yollarının kronik iltihaplanması sonucu ortaya çıkan ve ataklar halinde seyredebilen bir hastalıktır. Hastaların hava yolları, çeşitli tetikleyicilere maruz kaldıklarında daralır, bu da nefes darlığı, hışıltılı solunum, göğüste baskı hissi ve özellikle geceleri artan öksürüğe yol açar. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, belirtilerin zaman zaman tamamen kaybolabileceğini ancak altta yatan iltihaplanmanın devam etmesi nedeniyle tedavi edilmediğinde atak riskinin sürdüğünü vurguladı. Alerji ise bağışıklık sisteminin zararsız maddelere aşırı tepki vermesi durumudur ve polenler, ev tozu akarları, hayvan tüyleri ile küf mantarları en yaygın alerjenlerdir. Burun ve alt solunum yollarının bir bütün olarak işlevselliği nedeniyle, günümüzde “tek hava yolu, tek hastalık” yaklaşımı benimsenmektedir. Uzm. Dr. Yıldırım, sürekli burun akıntısı, hapşırık ve burun tıkanıklığı gibi alerjik rinit belirtileri olan kişilerin astım geliştirme riskinin daha yüksek olabileceğini belirtti. Astım ve alerjik hastalıkların genetik yatkınlık dışında çevresel faktörler tarafından da tetiklendiğini ifade eden Dr. Yıldırım, hava kirliliği, sigara dumanı ve solunum yolu enfeksiyonlarının hastalığı tetikleyebileceğini söyledi. Çocukluk döneminde sigara dumanına maruz kalmanın ilerleyen yaşlarda astım riskini artırdığını da ekledi. Ayrıca obezite, stres ve mesleki maruziyetler gibi durumlar bazı bireylerde astım belirtilerini kötüleştirebilir. Tetikleyicilerin tanınması ve olabildiğince azaltılması, hastalığın kontrolü açısından önemlidir. Astım tanısında hastanın öyküsünde tekrarlayan nefes darlığı, hışıltı, gece öksürüğü ve egzersizle artan solunum sıkıntısı önemli bir yer tutar. Solunum fonksiyon testleri, hava yolu daralmasını objektif olarak gösterirken, bronkodilatör sonrası düzelme tanıyı destekler. Gerekirse alerji testleri ile hastanın duyarlı olduğu maddeler saptanabilir. Erken tanı, hastalığın ilerlemesini önlemek ve yaşam kalitesini artırmak açısından kritik bir öneme sahiptir. Tedavi sürecinde semptomların ortadan kaldırılması, atakların önlenmesi ve hastanın normal yaşam aktivitelerini sürdürebilmesi hedeflenir. Tedavi genellikle inhaler yoluyla gerçekleştirilen ilaçlarla sağlanır, bu ilaçlar hava yollarına doğrudan ulaştığı için hızlı etki gösterir ve sistemik yan etkileri daha azdır. Kontrol edici ilaçların düzenli kullanımı önemlidir, rahatlatıcı ilaçlar ise ihtiyaç halinde alınmalıdır. Tedavi başarısı için inhaler cihazın doğru teknikle kullanılması büyük önem taşır. Alerjik hastalıklarda alerjenden korunma, ilaç tedavisi ve uygun hastalarda immünoterapinin uygulanabileceğini belirten Dr. Yıldırım, düzenli hekim kontrolüyle tedavi planının hastanın durumuna göre güncellenmesi gerektiğini vurguladı. Belirtilerin ciddiye alınması, düzensiz ilaç kullanımı ve kontrol muayenelerinin ihmal edilmesi, hastalığın seyrini kötüleştirebilir. Sürekli öksürük, gece uykudan uyandıran nefes darlığı veya egzersizle artan hışıltı gibi belirtiler görüldüğünde mutlaka bir uzmana danışılmalıdır. Erken tanı ve uygun tedavi ile astım hastalarının büyük bir kısmı aktif, üretken ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmektedir.

Kaynak: İhlas Haber Ajansı