Adalet Bakanı Tunç, 12’nci Yargı Paketi ile yargılamaların etkinliğini artırmayı hedefliyoruz dedi.

Editör
6 Dakika Okuma

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, 12’nci Yargı Paketi hakkında açıklamalarda bulundu

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “12’nci Yargı Paketi’nde hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik düzenlemeler, ara buluculuk müessesinin kurumsal yapısını güçlendirecek, yönetim mekanizmalarını çeşitlendirecek yeni fiziki standartların belirlenmesine yönelik çalışmalarımız var” dedi.

Ankara Hakimevi’nde hakimler, savcılar, avukatlar ve çok sayıda davetlinin katılımı ile ‘Sulh Hukuk Mahkemelerinin Görev Alanına Giren Uyuşmazlıklarda Yargı Kararları Işığında Güncel Arabuluculuk Uygulamaları Semineri’ düzenlendi. Seminerin açılışında konuşan Adalet Bakanı Tunç, 12’nci Yargı Paketi ile ilgili detaylar verdi. Trafikte yol kesme, örgütlü suçlarla mücadelenin yanı sıra, çocukların örgüt faaliyeti kapsamındaki suçlarda kullanılmasının önüne geçilmesi, bilişim suçlarıyla mücadele gibi konulardaki düzenlemelerin 11’inci Yargı Paketi’yle hayata geçtiğini hatırlatan Tunç, “Şimdi 12’nci Yargı Paketi’yle ilgili çalışmalar söz konusu. Bu konudaki taslak çalışmalarımızı Mevzuat Genel Müdürlüğümüz, Hukuk İşleri Genel Müdürlüğümüz ile birlikte yargı mensuplarımızla, taraflarla, avukatlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde önemli bir çalışma gerçekleştirdik. Bu taslağı milletvekillerimizin takdirlerine arz ettik. 12’nci Yargı Paketi’nde de hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmaya yönelik önemli düzenlemeler var. Bu kapsamda da yargı süreçlerini daha da sadeleştirmeye, hızlandırmaya yönelik önemli çalışmalar ve bugünkü toplantımızın konusuyla ilgili bazı hususlar da mevcut. Özellikle ara buluculuk müessesinin kurumsal yapısını güçlendirecek, yönetim mekanizmalarını çeşitlendirecek, yeni fiziki standartların belirlenmesine yönelik çalışmalarımız var. Süreçleri anlaşmaya daha fazla katkı sağlayacak şekilde yeniden yapılandırmamız gerekiyor. Bu konuda yine mevzuat düzenlemelerimiz olacak” diye konuştu.

Bakan Tunç, 12’nci Yargı Paketi’nde yer almasa da aile hukuku kapsamında aile ara buluculuğu sisteminin hayata geçirilmesinin hedeflendiğini vurgulayarak, bu modelle aile içi uyuşmazlıkların özellikle kadın ve çocuklar gözetilerek yıpratıcı yargı süreçlerine girmeden çözülmesinin amaçlandığını aktardı.

175 bin 300 dosyada anlaşma sağlandı

Sulh hukuk mahkemelerinin görev alanında yer alan ve mahkemelerin dosya yükünün önemli bir bölümünü oluşturan uyuşmazlıklarda 7’nci Yargı Paketi’yle yeni bir düzenleme yapıldığını belirten Tunç, “Öncelikle ilamsız icra yoluyla tahliye hariç kira ilişkisinden doğan uyuşmazlıklar için zorunlu ara buluculuk sistemi ile yeni bir düzenleme getirdik. Bu sayede kiracıyla kiralayanın yaşayabileceği itilafların büyümeden barışçıl bir şekilde çözülmesine katkı sunduk. Ortaklığın gidebilmesiyle kat mülkiyetinden kaynaklı uyuşmazlıkları da zorunlu ara buluculuk kapsamına aldık. Böylece mirasçılar arasında veya aynı binada yaşayan insanlar arasında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların adliye koridorlarına taşınmadan daha hızlı ve barışçıl yollarla çözümlenmesine imkan sağladık. Nitekim uygulamada bu tür uyuşmazlıkların büyük bir bölümünün 10 ila 20 gün gibi makul süreler içerisinde sonuçlandığını görüyoruz. Aynı zamanda bu konuda ulaştığımız rakamlar ve istatistikler geldiğimiz olumlu tabloyu da ortaya koymaktadır. Kira davalarında 147 bin 360 dosya anlaşmayla sonuçlandı. Bununla 3 kişiden birinin ara bulucuda anlaştığını görüyoruz. İki taraflı olduğunu düşünsek kira uyuşmazlığının en az 295 bin vatandaşımızın uyuşmazlığı dostane bir şekilde çözdüğünü görmekteyiz. Ortaklığın giderilmesi uyuşmazlıklarından kaynaklı başvuruların 23 bin 306’sı anlaşmayla, kat mülkiyeti uyuşmazlıklarından kaynaklanan başvuruların da 4 bin 634’ü anlaşmayla sonuçlanmış. Bu rakamlara az önce bahsettiğim kira uyuşmazlığından kaynaklanan anlaşma sayılarını da eklediğimiz zaman 175 bin 300 dosyada anlaşma sağlanmıştır” şeklinde konuştu.

Ara buluculuk uygulamasının yargı sistemindeki iş yükünü de düşürdüğünü belirten Tunç, uygulamanın başladığı 2013’ten bu yana sulh hukuk mahkemelerine yapılan icra edilebilirlik şerhi başvurusunun 61 bin 176 olduğunu söyledi. 2025 yılında sulh hukuk mahkemelerinde toplam 1 milyon 612 bin 993 dosya bulunduğunu aktaran Bakan Tunç, bunların önemli bir kısmında karar verildiğini, yıl içerisinde sonuçlandırılan dosya sayısının açılan dosyadan fazla olduğunu vurguladı. Bu durumun biriken iş yükünün azaldığını gösterdiğini ifade eden Tunç, 2026’da devreden dosya sayısının daha da azalacağını dile getirdi.

Belge güvenliğini güçlendirmeyi ve yargılamadaki gecikmeleri sona erdirmeyi öngörüyoruz

12’nci Yargı Paketi’nin yargıyı hızlandırmaya yönelik olacağını ifade eden Tunç, “Hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesi kapsamında ara buluculara uygulanacak disiplin cezalarının açıkça düzenlenmesini öngörüyoruz. Ortaklığın giderilmesi davalarında, taşınmaz satışı öncesinde hissedarlara kendi aralarında anlaşma imkânı sağlayarak, özellikle miras kalan taşınmazların üçüncü kişilere geçmesini önlemeyi hedefliyoruz. Bu satış işlemlerinin uzmanlaşmış satış müdürlükleri eliyle yürütülmesiyle, süreçlerin daha hızlı, daha düzenli ve daha hatasız ilerlemesini hedefliyoruz. Vesayet altındaki kişilere ait malların satışı, mahkeme süreçleri nedeniyle bazen çok uzayabiliyordu. Bu süreci hızlandırmak için mal varlığıyla ilgili uyuşmazlıklarda kullanılan e-satış sisteminin kapsamını genişletmeyi hedefliyoruz. Görevsizlik ve yetkisizlik kararları ile bu kararlar sonrasında yapılacak işlemlere ilişkin düzenlemeler sayesinde yargılamaların makul sürede sonuçlanması ilkesini daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Bekletici meseleden kaynaklı yargılamaların uzamasına sebep olan usullere ilişkin yapmayı öngördüğümüz düzenlemeyle makul sürede yargılanma hakkını etkin biçimde korumayı amaçlıyoruz. E-duruşma, görüntülü dinleme ve elektronik tebligat gibi dijital imkânları yaygınlaştırarak, bu uygulamaların kapsamını genişletmeyi hedefliyoruz. Bonoda karekod düzenlenmesini zorunlu hale getirerek, bu yolla yapılan usulsüzlüklerin önüne geçmeyi, ihtilafları azaltmayı ve ticari hayatın güven içinde işlemesini sağlamayı öngörüyoruz. Karekod doğrulama zorunluluğuyla belge güvenliğini güçlendirmeyi ve yargılamadaki gecikmeleri sona erdirmeyi öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.

Program, hatıra fotoğrafının çekilmesinin ardından sona erdi.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş