Yeşil papağanlar, Ankara’nın sert ikliminde şehirlerin ısı avantajıyla hayatta kalmayı başarıyor.

Editör
6 Dakika Okuma

Yeşil papağanlar, şehirlerin ısı avantajı ve fırsatçı beslenme alışkanlıkları sayesinde Ankara’nın sert iklim şartlarında hayatta kalmayı başarıyor.

Ankara’nın parkları ve yeşil alanlarında son dönemlerde sıkça gözlemlenen yeşil papağanlar, renkli görüntüleriyle birlikte ekosistem üzerindeki etkileriyle de dikkat çekiyor. Doğal yaşam uzmanları, bu türlerin kentteki varlığının yerli kuş türleriyle yuva ve besin rekabetine neden olabileceğini belirtirken, olası ekolojik etkilerin titizlikle izlenmesi gerektiğine vurgu yapıyor. Doç. Dr. Arzu Gürsoy Ergen, yeşil papağanların zümrüt yeşili renkleri, kanca şeklindeki kırmızımsı gagaları ve uzun mavimsi-yeşil kuyruklarıyla kolayca ayırt edilebildiğini, erkek bireylerdeki kırmızı boyun halkasının ise cinsiyet ayrımını sağladığını aktardı.

“Başarılı bir yerleşim gösterdikleri için sayıları arttı”

Yeşil papağanların ana vatanının esasen Afrika, Güney Asya ve bazı Orta Doğu ülkeleri olduğunu ifade eden Arzu Gürsoy Ergen, “Bizim ülkemizin yerli bir türü değil. Nasıl buraya geldikleri ile ilgili pek çok rivayet var ama diyebiliriz ki kafes kaçkını bir tür. Büyük ihtimalle güzel görünmeleri nedeniyle, renkli ve dikkat çekici olmaları sebebiyle beslenmek amacıyla ülkemize getirildiler. Daha sonra ya bakılamadığı ya da kafesten farklı nedenlerle kaçtıkları için şehir ortamına yerleşmiş oldular. Burada da başarılı bir yerleşim gösterdikleri için sayıları arttı ve artık parklarda her yerde görebiliyoruz” ifadelerinde bulundu.

“Yararlanabilecekleri köşeleri tercih ederek, soğuğa karşı koyabiliyorlar”

Ankara’nın sert iklim koşullarına papağanların nasıl dayandığını açıklayan Ergen, “Şehirlerde çok sayıda binanın varlığı, asfalt, egzoz ısısı gibi etkenler ada etkisi yaratıyor. Ayrıca şehirler kırsala göre 1-2 derece daha yüksek sıcaklıklara sahiptir. Bu nedenle yeşil papağanlar şehirlerde biraz daha kuytu köşeleri, trafolara yakın yerleri, binaların çatı kenarları gibi soğuktan korunabilecekleri alanları tercih ediyorlar. Yararlanabilecekleri köşeleri seçerek soğuğa karşı koyabiliyorlar. Diğer bir faktör ise beslenmedir. Kuşların vücut sıcaklıkları genelde 40 ila 42 derece arasında olabiliyor. Bu da, hızlı bir metabolizma demektir. Metabolizmalarının hızlı olabilmesi için besin bulmaları gerekiyor. Dolayısıyla şehir içinde de artık besinlerini bulabiliyorlar. Bunlar fırsatçı türler olduğundan dolayı parklardaki tohumlar, meyveler, yeşillikler veya çöplerden farklı besinler bularak beslenebilirler” dedi. Ergen, bu kuşların gruplar halinde hareket ettikleri için birbirlerinin vücut sıcaklıklarını da desteklediğini belirtti. Ayrıca, yeşil papağanların parklardaki ağaç kovuklarını yuva olarak tercih ettiğini vurgulayarak, bu durumun ağaçkakan, sığırcık ve baştankara gibi türlerle yuva rekabetine neden olduğunu, erken yuvalanma süreleri nedeniyle daha elverişli alanları ele geçirmekte olduklarını ve besin tercihleri nedeniyle sincaplarla da rekabet içinde bulunduklarını ifade etti. Ankara’da yaz mevsiminin aslında bir çeşit filtre işlevi gördüğünü belirten Ergen, “Bu soğukta en sağlıklı, en iyi beslenebilen ve en iyi yuva bulabilen bireyler hayatta kalabiliyor. Dolayısıyla güçlü olanlar yaşamlarına devam ettikçe daha sağlıklı, daha güçlü ve daha uyum sağlayabilen bireyler Ankara’da yaşamaya devam ediyor. Bu, üreme başarılarının artmasını da beraberinde getiriyor. Tüm bu unsurları birleştirerek söylemek gerekirse, sayıları Ankara’da artmaya başladı.” şeklinde konuştu.

“Öncelikle izleme çalışmalarının yapılması gerekiyor”

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 2019-2022 yılları arasında gerçekleştirdiği proje kapsamında yeşil papağan türünün incelendiğini hatırlatan Ergen, “Bu süreçte öncelikle izleme çalışmalarının yapılması gerekiyor. Çünkü bu izleme çalışmaları ile beraber sayıları artıyor mu, başka türler üzerinde baskıları var mı, üreme başarıları ne düzeyde gibi farklı verilerin elde edilmesi gerekiyor. Bu veriler elde edildikten sonra ne yapılabileceğine karar verilebilir. Avrupa’da yeşil papağanlar oldukça yaygın. Örneğin İngiltere’deki parklarda çok sayıda bulunmakta ve yeşil bir bulut oluşturuyorlar. Ciddi tehlikeler yaratıyorlar, diğer türlerin besinlerini alıyorlar ve daha fazla besleniyorlar. Ekin tarlalarında zararlara yol açabiliyorlar. Türkiye’de henüz bu durumlar söz konusu değil. İzleme çalışmaları sürdürülmekte. Bu izleme çalışmalarının ardından bir karar verilerek, ne yapılacağı belirlenecektir” dedi. Arzu Ergen, doğal habitatı dışında sonradan yerleşen türlerin değerlendirilmesinde ekonomik zarar, hastalık riski ve yerli türler üzerindeki baskının esas alındığını belirterek, bu üç ölçüte göre türlerin geleceğine karar verildiğini ifade etti.

“Bahçemizdeki kiraz ağaçlarımıza dadanıyorlar”

Yaklaşık 40 yıldır Kurtuluş Parkı’nın ilerisinde yaşadığını belirten Reyhan Çelik, “5-6 senedir bizim bahçemizin yanında kiraz ağaçlarımız var. Kirazlar olunca oraya giriyorlar. 5-6 tane geliyorlar, ağaçların arasında yiyorlar. Her gün sabah saat 11’de, bir de akşam saat 5’ten sonra geliyorlar. Kiraz bir tane kalana kadar orayı talan ediyorlar. Hiç kiraz bırakmıyorlar. Çok güzeller. Kendileri yeşil, ağaçlar da yeşil. Sorun yok, çok güzel gözüküyorlar. Kuyruklarından seçebiliyorsun. Torunlara söylüyorum. Onlar ‘Babaanne ne zaman gelecek bu papağanlar’ diye bekliyorlar. Komşumuz, ‘Onların Kurtuluş Parkı’nda yerleri var, oradan geliyorlar büyük bir ihtimalle’ dedi” diye konuştu.

“Papağan taşıyan kamyonun devrilmesiyle birçok parka dağılan sürümüz var”

Yaklaşık 50 yıldır ailesinin Kurtuluş’ta yaşadığını söyleyen Mert Sivri, “1999’la 2000 arasında, Atatürk Orman Çiftliği Kavşağı’nda bir papağan taşıyan kamyonun devrilmesiyle Ankara’nın Seymenler Parkı da dahil olmak üzere birçok parka dağılan bir papağan sürümüz var. Yerden ekmek bile yemiyorlar. Sadece ağaçlarda yaşıyorlar. Kendi yaşamlarını sürdürüyorlar. Genelde vatandaşlar beslemeye çalışıyor ama papağanlarımız genellikle uzak durmayı tercih ediyor. Biraz yabaniler, evcilleştirilmemiş olanlar. Önceden daha çoklardı ama şimdi sayıları azaldı. Farklı parklara göç ediyorlar Ankara içerisinde. 28 yaşındayım, 15 senedir parka geliyorum ve daha hiçbir vatandaşın elinde tuttuğunu görmedim. O kadar yabaniler” ifadelerini kullandı.


IHA

Bu Makaleyi Paylaş