Verem, dünyada en çok ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri

Editör
6 Dakika Okuma
Verem, dünyada en çok ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri

DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Yıldız, dünyanın en fazla ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri olduğunu ifade etti.

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Yıldız, “Verem Eğitim ve Farkındalık Haftası” kapsamında bilgilendirmelerde bulundu. Veremin (tüberküloz) bir bakteriden kaynaklandığını belirten Yıldız, bunun bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu vurguladı. Hastalığın en sık olarak akciğerleri etkilediğini ve bu durumun akciğer tüberkülozu olarak adlandırıldığını dile getiren Yıldız, “Ancak hastalık sadece akciğerlerle sınırlı değil; lenf bezleri, beyin zarı, kemikler, böbrekler gibi birçok organda da görülebilir. Hastalık, özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde daha fazla ortaya çıkar ve tedavi edilmediği takdirde ciddi sonuçlara yol açabilir. Erken tanı ve düzenli tedavi ile tamamen iyileşebilen bir hastalıktır.” şeklinde konuştu.

“Dünyada en fazla ölüme yol açan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri”

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, veremin dünyada hâlâ en fazla ölüme neden olan ilk 10 enfeksiyon hastalığından biri olduğuna dikkat çeken Yıldız, “Her yıl milyonlarca yeni vaka bildirilmektedir. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde daha yaygındır. Türkiye’de ise güçlü bir verem savaşı disiplini mevcuttur. Düzenli taramalar, ücretsiz ilaç temini ve takip sayesinde vaka sayıları yıllar içinde belirgin şekilde azalabilmiştir. Ancak tüberküloz tamamen ortadan kaldırılmamıştır; kontrol altında tutulması için farkındalığın devam etmesi gerekmektedir.” şeklinde ifadelerde bulundu.

“Erken tanı hastanın iyileşmesi ve bulaşmanın engellenmesi için kritik önemdedir”

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Yıldız, veremin en sık görülen belirtilerini şöyle sıraladı; “2 haftadan uzun süren öksürük, balgam çıkarma, bazen kanlı balgam, göğüs ağrısı, ateş, gece terlemesi, iştahsızlık ve kilo kaybı, halsizlik ve çabuk yorulma. Bu belirtilerden özellikle öksürük ve gece terlemesi uzun süre devam ediyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı, hem hastanın iyileşmesi hem de bulaşmanın engellenmesi bakımından kritik öneme sahiptir.”

Veremin hava yolu ile geçtiğini ifade eden Pınar Yıldız, “Akciğer tüberkülozu olan kişi öksürdüğünde, konuştuğunda veya hapşırdığında havaya yayılan damlacıklar solunduğunda bulaşma riski vardır. Bulaşma riskini azaltmak için; aktif tüberküloz hastaları tedavinin ilk döneminde maske takmalıdır. Yaşadığınız ortam sık sık havalandırılmalıdır. Kalabalık ve kapalı yerlerde uzun süre kalmaktan kaçınılmalıdır. Hastaların tedavi süreçlerini düzenli olarak sürdürmeleri gerekmektedir. Öksürürken ağız ve burun mendil ya da dirsek içi ile kapatılmalıdır.” dedi.

“Tedavinin yarım bırakılması çok ciddi sonuçlar doğurabilir”

Veremin tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Yıldız, “Tedavi genellikle en az 6 ay süreyle birden fazla ilacın birlikte kullanılmasıyla gerçekleştirilir. İlaçlar ücretsizdir ve hastalar düzenli olarak takip edilir. Tedaviye başlandıktan kısa süre içinde bulaştırıcılık büyük ölçüde azalır. Ancak bakterinin tamamen yok edilmesi zaman aldığı için ilaçların kesintisiz ve düzenli kullanılması son derece önemlidir.” şeklinde konuştu.

Tedavinin yarım bırakılmasının çok ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Pınar Yıldız, “Hastalık yeniden ortaya çıkabilir. Daha ağır ve uzun süren bir seyir kazanabilir. İlaçlara direnç gelişebilir. Bu durumda tedavi süreci çok daha zor, uzun ve maliyetli olur. Toplumda bulaşma riski artar. Bu nedenle hasta kendini iyi hissetse bile ilaçları doktor kontrolü olmadan asla bırakmamalıdır.” ifadelerini kullandı.

“Verem hakkındaki yanlış bilgiler toplum sağlığını tehdit ediyor”

Veremden korunmada BCG aşısının, özellikle çocuklarda menenjit ve yaygın tüberküloz gibi ağır hastalık formlarına karşı koruyucu olduğunu belirten Yıldız, aşının Türkiye’de uzun yıllardır çocukluk döneminde rutin olarak uygulandığını bildirdi. Aşının erişkinlerde akciğer tüberkülozunu tamamen engellemese de hastalığın ağır seyrini önemli ölçüde azalttığını sözlerine ekleyen Yıldız, toplumda veremle ilgili doğru bilinen yanlışları vurgulayarak, veremin artık yalnızca geçmişte kalan bir hastalık olmadığını ve günümüzde hâlâ görülebileceğini ancak kontrol altına alınabildiğini ifade etti.

Veremin yalnızca kötü beslenen kişilerde görüldüğü düşüncesinin de yanlış olduğuna dikkat çeken Pınar Yıldız, bağışıklık sistemini zayıflatan her durumun risk faktörü olabileceğini, ancak herkesin bu hastalığa yakalanabileceğini belirtti. Tedavi sürecinin kısa tutulmasının yeterli olduğu düşüncesinin de doğru olmadığını ifade eden Yıldız, verem tedavisinin mutlaka en az altı ay ve hekim tarafından belirlenen süre boyunca kesintisiz sürdürülmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca veremin bulaşıcı olmadığına dair yaygın inancın gerçekleri yansıtmadığını belirten Yıldız, özellikle akciğer tüberkülozunun bulaşıcı olduğunu, bazı verem türlerinin ise bulaşıcı olmayabileceğini sözlerine ekledi.

“Erken başvuru hayat kurtarır, bulaşmayı önler”

Verem Eğitim ve Propaganda Haftası’nın, toplumun tüberküloz konusunda bilinçlendirilmesini, erken tanı ve tedavinin öneminin vurgulanmasını hedefleyen bir farkındalık haftası olduğunu belirten Pınar Yıldız, “Amaç; hastalığı saklamak yerine fark edip tedavi etmek, bulaşmayı önlemek ve sağlığı korumaktır. Uzun süren öksürüğü asla ihmal etmeyin. Erken başvuru hayat kurtarır, bulaşmayı önler. Tüberküloz tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlarınızı düzenli kullanın, yarım bırakmayın. Sağlıklı yaşam, temiz hava ve düzenli kontroller büyük önem taşımaktadır. Ve en önemlisi: Veremden korkmayalım, geç kalmaktan korkalım.” şeklinde açıklamasını sonlandırdı.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş