Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II Projesi Tanıtım Toplantısı İstanbul’da Gerçekleşti

7 Dakika Okuma

Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II Projesi’nin tanıtım toplantısında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar sürecek. Proje dahilinde, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje gerçekleştirilecektir. Uygulanan projeler, enerji verimliliği, yeşil ve dijital dönüşüm, sürdürülebilir büyüme, tarım, turizm, start-up ekosistemi ve AB müktesebatı gibi stratejik alanlara odaklanacaktır. Ayrıca, Avrupa Komisyonu tarafından proje 6 milyon avro finansmanla desteklenmektedir” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ve Eurochambres iş birliğiyle gerçekleştirilen Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu II (TEBD II) Projesi’nin tanıtım toplantısı İstanbul’da yapıldı. Toplantıya, TOBB Başkanı ve Eurochambres Başkan Yardımcısı Hisarcıklıoğlu, Eurochambres Başkanı Vladimir Dlouhy, Merkezi Finans ve İhale Birimi Direktörü Barbaros Murat Köse, AB Türkiye Delegasyonu Ticaret ve Ekonomi Bölüm Başkanı Dominik Olewinski ve Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı Mali İşbirliği ve Proje Uygulama Genel Müdürü Bülent Özcan katıldı.

“Türkiye ile AB iş dünyası arasında işbirliğini geliştirip, deneyim paylaşımı ve diyaloğu kurumsal hale getirmek istiyoruz”

Projenin tanıtım toplantısında bilgiler veren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Proje, Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilmektedir. Projenin toplam bütçesi 6 milyon eurodur. Bu projelerin yürütülmesinde Avrupa Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği (Eurochambres) ile iş birliği yapıyoruz. Aslında, bu projeleri 2002 yılından itibaren gerçekleştirmekteyiz. 2002 yılında başlattığımız ‘Türk-Oda Geliştirme Programı’ adıyla ortaya koyduğumuz projeler serisinin iki ana hedefi mevcuttur. Oda ve Borsalarımızın hizmet kapasitesini artırıp, üyelerimize dünya standartlarında daha fazla hizmet sunmak ve Türkiye ile AB iş dünyası arasında iş birliğini geliştirmek; deneyim paylaşımı ve diyaloğu kurumsal hale getirmek. Son yıllarda, ICC Dünya Odalar Birliği tarafından gerçekleştirilen “en iyi uygulama” yarışmalarında, Oda ve Borsalarımızın kazandığı ödüller bu çabaların meyveleridir. Uygulanan projeler, çarpan etkisiyle, yapılan yatırımlardan çok daha fazla fayda sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

“AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi 2027’ye kadar devam edecek”

AB-Türkiye İş Diyaloğu 2 Projesi’nin 2027’ye kadar süreceğini aktaran Hisarcıklıoğlu, “Proje dahilinde, Türk ve AB üyesi ülkelerden oda ve borsaların eşleştirilmesiyle, 18 proje gerçekleştirilecektir. Proje sahibi oda ve borsalarımız da aramızda bulunmaktadır. Uygulanacak projeler, enerji verimliliği, sürdürülebilir büyüme, yeşil ve dijital dönüşüm, start-up ekosisteminin geliştirilmesi, tarım, gıda, kırsal kalkınma, sürdürülebilir turizm ve Avrupa Birliği müktesebatı gibi güncel ve stratejik alanlara yoğunlaşacaktır. Ayrıca, oda ve borsaların kurumsal ve hizmet kapasitelerinin artırılmasına yönelik birçok eğitim, saha ziyareti ve Oda/Borsa Akademisi de proje kapsamında yer alacaktır. Dünyanın genelinde yaşanan çatışmalar ve belirsizliklerin arttığı bir dönemden geçiyoruz. Birçok bölgede karmaşa ve savaş halindeyiz. Dünya ticareti, eski yapılandırmasından uzaklaşma sürecindedir. Kurala dayalı ticaret düzeni artık mevcut değildir. Ticarette korumacılık her yerde yayılmaktadır. Ticaret ve tarife savaşları daha da belirginleşiyor. Bu tabloya, yapay zeka ve dijital teknolojilerin, ticaret ve sanayi üzerindeki dönüştürücü etkisi de eklenmektedir” ifadelerini kullandı.

Yapay zekanın üretim süreçlerinden lojistiğe, dış ticaret işlemlerinden pazarlamaya kadar birçok alanda iş yapış biçimlerini köklü bir şekilde değiştirdiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bu dönüşüm, beraberinde uyum, yetkinlik ve erişim sorunlarıyla birlikte ciddi fırsatlar da sunmaktadır. Belirsizliklerin bu kadar arttığı, dönüşümün baş döndürücü hızla gerçekleştiği bir ortamda, iş dünyamızın ‘güvenilir pusulaya’ ihtiyacı bulunmaktadır. İşte biz, Oda ve Borsalarımızın bu ‘güvenilir pusula rolünü’ yerine getirmesinin son derece önemli olduğuna inanıyoruz. Bu bizim görevimizdir. Hizmet kapasitemizi bu anlayışla sürekli olarak artırmalıyız. Odalar ve borsalar, üyelerini küresel ticaret politikalarındaki değişiklikler ve tarife uygulamaları hakkında zamanında bilgilendiren, yapay zeka ve dijitalleşme alanında farkındalık, eğitim ve rehberlik hizmetleri sağlayan, üyelerin yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran, Avrupa ve küresel değer zincirlerine entegrasyonlarını destekleyen stratejik aktörler olmalıdır. Türkiye-AB İş Diyaloğu Projesi, bu anlamda, oda ve borsaların sadece temsil eden değil; yönlendiren, dönüştüren ve güçlendiren kurumlar olarak konumlanmasına, katkı sağlamayı hedeflediğini” söyledi.

“Türkiye’nin imalat ve savunma sanayii, AB’nin hem rekabetçiliğini hem de güvenliğini artırabilir”

Hisarcıklıoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Uzun vadeli rekabet gücümüzü ancak daha derin ve dayanıklı ortaklıklarla koruyabiliriz. Aday ülke statüsündeki Türkiye, AB değer zinciri içerisinde kritik bir konumda bulunmaktadır. Türkiye, dinamik bir üretim altyapısına sahiptir. Genç ve nitelikli bir iş gücümüz mevcuttur. Ayrıca, Avrupa’yı Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya bağlayan stratejik bir coğrafyada yer almaktayız. Yeşil ve dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak isteyen AB, kritik ham maddelere bağımlıdır. Ancak, nadir toprak elementlerinin %90’ı tek bir ülkeden tedarik edilmektedir. Bu kırılganlığın sürdürülebilir bir şekilde azaltılması, Türkiye ile daha yakın iş birliğini gerektirir. Türkiye’nin imalat ve savunma sanayii, AB’nin hem rekabetçiliğini hem de güvenliğini artırabilir. Fintek, yapay zeka ve dijital inovasyon gibi alanlarda da birlikte büyük atılımlar gerçekleştirebiliriz. Bu alanlarda Ufuk Avrupa ve Digital Europe gibi AB programları aracılığıyla iş birliğimizi güçlendirmeliyiz. Bu iş birliğini derinleştirecek en önemli adım, Gümrük Birliği’nin güncellenmesidir. Mevcut çerçeve, artık günümüz ticaret ve yatırım ilişkilerine cevap verememektedir. Modern bir Gümrük Birliği, hizmetler, tarım, kamu alımları ve e-ticareti kapsamalıdır.” diye belirtti.

“Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunları, ticaretin önünde ciddi bir engel haline gelmiştir”

Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatlerinde karşılaştığı vize sorunlarına dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, “Türk iş insanlarının, AB üyesi ülkelere seyahatte yaşadığı vize sorunları, ticaretin önünde ciddi bir engel haline gelmiştir. Uzun randevu bekleme süreleri ve sürece dair belirsizlikler, iş insanlarımızın fuarlara katılımını ve tedarik ilişkilerini zorlaştırmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, ticaretimizi artıracak ve karşılıklı güveni pekiştirecektir. Türkiye-AB ilişkileri açısından bir diğer önemli konu ise karayolu taşıma kotalarıdır. Türkiye-AB ticaretinde karayolu taşımacılığı, hızlı teslimat ve tedarik zinciri açısından büyük avantaj sağlarken, mevcut kota uygulamaları malların teslimatını geciktirmekte ve maliyetleri artırmaktadır. Bu sorunu çözüme kavuşturarak ticaretimizi daha verimli hale getirmeliyiz. Ayrıca, Avrupa Birliği’nde son dönemde öne çıkan “Made in EU ve Made in Europe” yaklaşımı da dikkatle izlenmelidir. Avrupa sanayisinin dayanıklılığını artırma hedefi anlaşılır olmakla birlikte, bu anlayışın korumacı ve dışlayıcı bir çerçeveye dönüşmemesi gerekir. Türkiye, Gümrük Birliği ile Avrupa sanayi imalat piyasasına 30 yıldır entegre olup, “Made in EU” anlayışının kapsayıcı, tamamlayıcı ve ortak faydayı esas alan bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, ortak rekabet gücü açısından daha sağlıklı olacaktır” dedi.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version