Tenisçi dirseği tedavisinde ameliyatsız yöntemlerle yüzde 95 başarı sağlandığı açıklandı.

Editör
4 Dakika Okuma
Tenisçi dirseği tedavisinde ameliyatsız yöntemlerle yüzde 95 başarı sağlandığı açıklandı.

Ameliyat Dışı Tedavi ile Tenisçi Dirseğinde Başarı Oranı Yüzde 95

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erhan Serin, tenisçi dirseği hastalığında ameliyat dışı tedavi yöntemleri ile hastaların yaklaşık yüzde 95’inde başarılı sonuçlar alındığını belirtti.

Halk arasında “tenisçi dirseği” olarak adlandırılan lateral epikondilit, yalnızca sporcuları değil, masa başında çalışan bireylerden el işi ile uğraşanlara kadar çeşitli kişileri etkileyebilen, yaşam kalitesini sessizce düşüren bir sorun olarak öne çıkıyor. Acıbadem Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Erhan Serin, bu yaygın dirsek ağrısının nedenlerini ve etkili tedavi yöntemlerini aktardı.

Dirsek çevresinde en sık rastlanan kas-iskelet sistemi problemlerinden biri olan tenisçi dirseği hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Erhan Serin, “Bu rahatsızlığın temel nedeni tekrarlayan ve zorlayıcı hareketlerdir. Ön kolu hareket ettiren kasların dirsek dışındaki yapışma noktasında gerçekleşen zamanla oluşan mikro hasarlar, başlangıçta bir iltihaplanma süreci ve ardından da doku yıpranmasını beraberinde getirmektedir. Bu süreç, hastalarda giderek artan bir ağrıya yol açmaktadır. Ağrı çoğunlukla dirseğin ve ön kolun dış kısmında hissedilir ve zorlayıcı hareketlerle belirgin şekilde artar. Bazı hastalarda bu ağrı, gece uykusunu bozacak kadar şiddetli olabilir. Toplumun yaklaşık yüzde 1-3’ünü etkileyen tenisçi dirseği, kadın ve erkeklerde benzer oranlarda görülmekle birlikte, özellikle 30-60 yaş grubunda daha sık ortaya çıkmaktadır” dedi.

Spor Değil, Yanlış Teknik Tenisçi Dirseğini Tetikleyebilir

Tenisçi dirseğinin sadece spor yapanlar için geçerli bir sorun olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Serin, “El gücünün yoğun olarak kullanıldığı işler, uzun süreli ve tekrarlayan hareketler, günde bir saatten fazla aynı el-bilek aktivitesinin yapılması tenisçi dirseği riskini artırıyor. Ayrıca sigara kullanımı ve bazı hastalarda uzun süreli kortizon kullanımı, tendon dokusunun iyileşme kapasitesini olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Özellikle raket sporlarında hatalı teknik, uzun süreli ve sık oyun, raketin sap uzunluğu ve ağırlığının kişiye uygun olmaması dirseğe binen yükü artırarak sorunu tetikleyebilir. Raket sporlarının yanı sıra okçuluk, kriket, eskrim, golf ve dağcılık gibi branşlar da lateral epikondilit ile ilişkilidir” şeklinde konuştu.

Tenisçi dirseğinde en yaygın görülen belirtinin dirseğin dış kısmında hissedilen ağrı olduğunu ifade eden Serin, “Başlangıçta yalnızca zorlayıcı hareketlerle ortaya çıkan bu ağrı, zamanla kavrama gücünde azalma, el bileğini kullanmada zorluk ve ileri evrelerde dirsek hareketlerinde kısıtlılık şeklinde kendini gösterebilir” dedi.

Tanının genellikle hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve fizik muayene ile kolaylıkla konulabildiğini belirten Prof. Dr. Serin, uzun süre devam etmeyen olgularda ultrasonografi veya MR gibi ileri görüntüleme yöntemlerine genellikle ihtiyaç duyulmadığını, muayene sırasında uygulanan bazı özel testlerin tanıyı desteklediğini vurguladı.

Tenisçi Dirseği Tedavisiz İyileşebilir

Tedavi sürecinin ana hedeflerinin ağrıyı azaltmak, tendon dokusunun iyileşmesini sağlamak, dirsek fonksiyonlarını geri kazandırmak ve hastalığın tekrarlamasını önlemek olduğunu ifade eden Serin, “Lateral epikondilitte ameliyat dışı tedaviler hastaların yaklaşık yüzde 95’inde başarılı sonuçlar veriyor” dedi.

Tedavi sürecinin genellikle aktivite düzenlemesi, istirahat ve kısa süreli iltihap giderici ilaç kullanımı ile başladığını belirten Serin, soğuk uygulamalar, egzersizler, ortezler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli durumlarda enjeksiyonların da tedavi seçenekleri arasında yer aldığına değindi.

Ağrıyı artıran hareketlerden kaçınmanın önemine dikkat çeken Serin, sporcularda ise 6-12 hafta süreyle spora ara verilmesi, spora özgü germe ve güçlendirme egzersizleri ile doğru teknik ve uygun ekipman kullanımının tedavinin başarısını belirleyen temel unsurlar olduğunu sözlerine ekledi.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş