TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olacağı için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak” dedi.
Kurtulmuş, Parlamento Muhabirleri Derneği’ni 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle ziyaret etti. PMD Başkanı Kemal Aktaş, 2025 yılında kapanan televizyonlar, el koymalar ve ekran karartmaları olduğunu belirterek, gazetecilerin işsiz kaldığını dile getirdi. Kurtulmuş, 2026 yılının hem Türkiye’ye hem insanlığa barış, esenlik, iyilikler ve güzellikler getirmesi temennisinde bulunarak, “Mecliste olan gelişmeleri yakinen takip edip Türkiye siyasetinin nabzını Türk demokrasisinin kalbinin olduğu bu yüce mekanda, bu gazi mekanda olan biteni millet adına gözlemliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu
Kurtulmuş, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Ortak rapor konusunda bir toplantı yapıldığını hatırlatan gazeteciye, nasıl bir metin ortaya çıkacağına ilişkin soruya, “Türkiye için, Türkiye demokrasisi için bu büyük bir hak eden demokrasi göstergesi olarak kabul ettim. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na verdikleri katkılar için hem bütün siyasi partilere, hem de komisyonda görev yapan arkadaşlarımıza buradan teşekkür etmek bir borçtur. Gerçekten fevkalade üst düzey bir demokrasi örneği ortaya konuldu. Toplumun farklı kesimleri dinlendi. Herkes birbirinin sözünü büyük bir dikkate, sizler 20 toplantının hepsini takip ettiniz. Herkes katılmadığı fikirler bile olsa büyük bir dikkatle, büyük bir nezaketle karşı tarafı dinledi. Demokratik olgunluk içerisinde, çoğulculuk anlayışıyla ve çok güçlü bir demokratik katılımla komisyon bugüne kadar çalışmalarını sürdü. Şimdi bundan sonra nihayet safhaya girdik. Öncelikle, siyasi partilerimizin komisyona katılan tüm temsilcileri kendi raporlarını hazırladı ve başkanlığa sundular. Böylece her parti bu konu ile ilgili kendi siyasal tutum belgesini kamuoyuna deklare etmiş oldu. Şimdi bundan sonra, tabii partilerimizin ortaklaştığı noktalar var, ayrıştıkları noktalar da var. Bundan sonra çok titiz bir şekilde ortaklaşılan noktaları çoğaltarak, şu anda ayrılmış gibi görülen, ayrışmış gibi görünen noktalarda da eğer yapılabilirse bir mutabakat ortaya koymak üzere bir nihai rapor hazırlayacağız. Bunun çok uzamayacağını ümit ediyoruz. İki toplantı yaptık, komisyonda temsil edilen grubu bulunan partilerin temsilcileriyle şunu rahatlıkla söyleyebilirim, toplantılara katılan arkadaşlarımızın hepsi büyük bir iyi niyetle ve uzlaşı arayışı içerisinde toplantıları sürdürüyorlar. Çok uzun olmayan bir vadede, ümit ediyorum ki herkesin mutabık kalacağı, hiçbir muhalefet şerrinin altına konulmayacağı güçlü bir metin kamuoyuyla paylaşılacak ve tabii ki bunlar bu komisyonun çalışmaları tavsiye niteliğinde olduğu için burada özellikle örgütün silahlarını bırakmasının tespit edilmesinden sonra yapılacak olan yasal düzenlemelerle ilgili teklifler Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na sunulacak. Bundan sonrası Meclisin Genel Kurulu partilerin çalışmaları ile tespit edilen bu konularda tavsiye edilen konulardaki yasal hazırlıkların yerine getirilmesidir” dedi.
Suriye
Suriye konusundaki bir soruya Kurtulmuş, “Son derece kırılgan bir ortam olduğunu biliyoruz. En başından itibaren Suriye devriminin gerçekleştiği dakikadan itibaren söylediğimiz şey şudur. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğünün hem Suriye’nin geleceği için hem de bölgemizin geleceği için fevkalade hassas olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla Suriye’nin toprak bütünlüğünü zedeleyecek hiçbir gelişmeye müsaade edilmemesi Suriye halkının menfaatinedir. Ayrıca Suriye’de yeni yönetimin katılımcı, çoğulcu bir anlayışla bütün toplumsal kesimlerin temsil edildiği yeni bir düzeni, yeni bir sistemi Suriye’de inşa etmesi de Türkiye’nin önemli önceliklerinden birisidir. Şimdiye kadar zaten çok çekmiş olan, uzun yıllar iç savaştan, uzun yıllar, on yıllar boyunca süren diktatör bir rejimden çok çekmiş olan Suriye halkının artık herkesin temsil edildiği güçlü bir demokratik yapıya her şeyden fazla ihtiyacı olduğu ortadadır. Bunun için de toplumdaki bütün farklı kesimlerin temsil edildiği bir yönetim anlayışını teşvik ediyoruz. Bu konuda da fikirlerimizi, telkinlerimizi hem Suriye yönetimine hem de ilgili taraflara sürekli bu tavsiyeleri ifade etmeye çalışıyoruz. Tabii ki bizim bölgedeki, politikadaki yaklaşımlarımızla, özellikle bazı ülkelerin bölge politikalarındaki yaklaşımları arasında çok büyük bir zıtlığı da ifade etmek zorundayız. Biz Türkiye olarak, bu bölgenin Türklerinin, Kürtlerinin, Araplarının, Acemlerinin, Sunnilerin, Şiilerin, Müslümanların, Gayrimüslimlerin herkesin birlikte beraber yaşamasının, yani daha fazla entegrasyonun ve iş birliğinin esas olduğu bir siyasi istikamette işlerimizi görmeye davet ediyoruz. Ama biliyoruz ki bazı bölge ülkelerinin temel amacı bu bölgeyi daha fazla parçalamak, daha fazla bölmek, etnik, dini ve mezhebi temellerde bölge halklarını hatta birbirine düşman hale getirmek istediklerini biliyoruz” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş şöyle konuştu: “Suriye’nin bütün unsurlarının uyanık olması gerektiğini ifade etmek isterim. Çok net söylüyorum, İsrail Suriye’deki Sünni Arapları sevmiyor da İsrail Suriye’nin Kürtlerini seviyor değildir. Yani kendilerine itaat etmek zorunda olan kölelerdir. Dolayısıyla bölge halklarının ve özellikle Suriye bağlamında Suriye’deki bütün unsurların birliği, beraberliği, kardeşliği, entegrasyonu bir arada yeni bir Suriye inşa etme idealini esas almaları lazım ve 10 Mart mutabakatında varılmış olan çerçeve içerisinde Suriye’de özellikle SDG’nin de bir an evvel Suriye’nin yeni yönetimine entegrasyonunun sağlanması lazım. Bu Suriye Kürtlerinin lehine olandır. Bu Suriye Araplarının lehine olandır. Bu Suriye’nin bütün unsurlarının geleceği için önemli olan bir yaklaşımdır.”
Meclis’te İstismar
Meclis’te istismar konusundaki soruya Kurtulmuş, “Ayın 19’u yanılmıyorsam 19 Kasım’da konu bize geldi. Biz 20 Kasım sabahı soruşturmalarımızı başlattık. Bunun sonucu olarak 5 kişi adli makamlara sevk edildi. 4 tanesi mahkeme tarafından tutuklandı, birisi adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Daha sonra soruşturmayı derinleştirdik. Bu süreçte ihmali görülen bir yönetici önce zaten ilk anda aşağı alınmıştı. Daha sonra da ceza verilerek görevinden yani idari görevinden uzaklaştırıldı. Dolayısıyla idari soruşturma yapılabilecek en süratli şekilde, en titiz şekilde, en etkin şekilde yerine getirildi. Zaten mahkemenin büyük oranda iddianamesinin esası da bizim yaptığımız idari soruşturmalarda ortaya çıkan suçlamalardı. Bu süreçte üzerimize düşen bir meclis olarak yaptık. En ufak bir ihmal, en ufak bir kayırma, en ufak bir örtme yoktur. Böyle bir iddiayı ortaya koymak da en hafif tabiriyle gerçekten usulsüzlüktür, haddini bilmezliktir. Kefek Komisyonumuz üyeleri her aşamada bilgilendirildi. Bütün partilere bu sürece isterseniz başından sonuna kadar takip edecek arkadaşlarımızı temsilci olarak görebilirsiniz dedik. Yine aynı şekilde siyasi parti grupları da bu sürekle ilgili bilgilendirildi. Son derece açık, şeffaf, etkin bir soruşturma. Şimdi bundan sonra 16 Ocak’ta ilk mahkeme olacak. Meclisin hukuk bürosu da bu mahkemeyi sonuna kadar takip edecek” şeklinde konuştu.
Anayasa Değişikliği
Anayasa değişikliği ile ilgili sorulan bir soruya Kurtulmuş, “Cumhuriyet tarihimizin en ağır sorunu, en yakıcı sorunu, 102 yıllık Cumhuriyetimizin 50 yılına başımıza bela olmuş terör sorununu çözmek için Meclis’teki bütün siyasi partiler bir araya gelip dünyaya örnek olacak bir etkinlikle ve demokratik olgunlukla komisyon çalışması yapıyor. Bu meclis mi etkisiz bir meclistir. Ayrıca Meclis’e bütün yasal çalışmalar, herkesin katıldığı, herkesin kendi fikrini söylediği, yeri geldiği zaman dozu yüksek bile olsa tartışmalarla her türlü müzakere yapılabildiği, fikir özgürlüğünün sonuna kadar kullanılabildiği bir meclis. Bu meclis mi etkisiz bir Meclistir? Yani meclisin ikide bir, bu Türkiye’de maalesef belli dönemlerden kalma bir hastalık. Açık konuşuyorum, dün bir vesileyle yine söylemiştik, efendim meclisteki çay çorba gündeme gelir, ya milletvekilleri ucuz şey yapıyorlar, milletvekilleri bedava arabaya biniyorlar, milletvekilleri bedava uçaklara biniyorlar gibi bir takım algılarla meclisin hep itibarsızlaştırılmaya çalışıldığı bir durum var, bir odak var Türkiye’de. Tam tersi de evet Meclis’in daha fazla, daha etkili çalışması için bir görev milletvekillerine düşüyor. Hep beraber eksik taraflar varsa ki var, biz de görüyoruz, o eksik tarafların gidebilmesi için çalışmak meclise düşüyor. Meclisi itibarsızlaştırmanın kimseye faydası yoktur. Türkiye demokrasisinin kalbi burasıdır ve orayı en itibarlı hale getirmemiz lazım. Milletin nezdinde de problem çözen bir merci haline getirmek zaten demokrasinin gereğidir. Dolayısıyla bu çerçevede hepimizin hem eylemlerimizle hem söylemlerimizle meclis itibarını yükseltmemiz lazım” dedi.
Anayasa konusunda Kurtulmuş, “Türkiye demokrasisinin güçlenmesi için yeni bir anayasa çalışması şarttır. Partilerimizin bildiğim kadarıyla hemen hepsinin geçmiş dönemlerde anayasa teklifleri var. Ama Türkiye’nin hangi konularda neye ihtiyaç duyduğunu, sivil, demokrat, katılımcı, kuşatıcı, özgürlükçü, ve Türkiye’nin 21. yüzyıl hedeflerine ulaşmasını sağlayacak yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır. Ancak anayasa meselesini özellikle komisyon çalışmaları çerçevesinde tamamıyla dışarıda tuttuk. Konumuz orada, terörün sona erdirilmesi ve terörist Türkiye’nin tahkim edilmesi olduğu için. Ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde bir ödev olarak yeni bir anayasa duruyor” şeklinde konuştu.
İsrail Filistin’e Saldırıları
İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarına ilişkin soruya Kurtulmuş, “İlk andan itibaren Gazze’deki meselelerin karşısında insanlık cephesinin onurlu öncüleri olarak her platformda karşı çıkmaya özel bir gayret gösterdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız, meclis başkanı olarak ben de katıldığım bütün uluslararası toplantılarda, konu ne olursa olsun mutlaka meseleyi Gazze konusuna getirerek orada işlenen insanlık suçlarına dikkat çektik. İsrail’in gerçekleştirdiği apaçık soykırıma bir insan olarak ve insanlık cephesinin önemli bir üyesi olarak Türkiye olarak her platformda karşı çıktık. Gazze’deki soykırımı aslında Auschwitz’deki soykırıma, Srebrenica’daki soykırımı ve Gazze’deki soykırımı bu üçünü birbirine çok benzetiyoruz. Herbirisinin de aslında sadece o soykırımın muhatapları değil, aynı zamanda insanlık da önemli bir geçiş dönemi yaşadı. Gazze soykırımı dünyada yeni bir dönemi başlatmıştır. Uluslararası alanda kuralın esas olmadığı, sadece gücün ve güçlüğünün sözünün geçerli olduğu ve maalesef arkasında siyasi ve askeri güç bulunanların dilediklerini yaptığı bir dönemin kapısı sonuna kadar açılmıştır. Bu anlamda Gazze soykırımına sessiz kalanlar en büyük kötülüğü kendilerine yapmışlardır. Birleşmiş Milletler kağıt üzerinde bir yapıdan ibarettir. Dünyanın hiçbir uluslararası kurum ve kuruluşunun artık fiili olarak bir fonksiyonu kalmamıştır. Böyle bir dünya artık uluslararası hukukun geçerli olduğu bir dünya değil, orman kanununun geçerli olduğu bir dünyadır” ifadelerini kullandı.
İhlas Haber Ajansı