<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haber Kenti</title>
    <link>https://www.haberkenti.com</link>
    <description>Türkiye'den Sıcak Son Dakika Haberleri</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haberkenti.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2026. Her hakkı saklıdır. Sitemiz İhlas Haber Ajansı Resmi Abonesidir.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2026 06:13:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Elektrikli Araç Alanlara Dev Teşvik: Vergi Sıfırlandı, Eski Aracını Hurdaya Ayırana 1.060 Dolar]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/elektrikli-arac-alanlara-dev-tesvik-vergi-sifirlandi-eski-aracini-hurdaya-ayirana-1060-dolar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/elektrikli-arac-alanlara-dev-tesvik-vergi-sifirlandi-eski-aracini-hurdaya-ayirana-1060-dolar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elektrikli araç satışlarını artırmak isteyen Delhi yönetimi, milyarlarca dolarlık yeni teşvik paketini açıkladı. Elektrikli otomobillerden yol ve tescil vergisi alınmayacak, eski aracını hurdaya ayırarak elektrikliye geçenlere yaklaşık 1.060 dolar ödeme yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Elektrikli otomobile geçmek isteyenleri yakından ilgilendiren kapsamlı bir teşvik paketi duyuruldu. Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de kabul edilen yeni elektrikli araç politikası kapsamında vergi muafiyetleri, doğrudan satın alma destekleri ve hurda araç teşvikleri uygulanacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi yönetimi, teşvikler ve şarj altyapısı için dört yıl içinde toplam </span><strong><span>150 milyar rupi, yaklaşık 1,59 milyar dolar</span></strong><span> kaynak ayrılacağını açıkladı. Yeni uygulamanın 1 Temmuz 2026 tarihinde başlaması ve Mart 2030’a kadar sürmesi planlanıyor.</span></p>

<h2><span>Eski aracını hurdaya ayırana 100 bin rupi</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Paketin en dikkat çekici maddelerinden biri, eski otomobilini hurdaya ayırıp elektrikli araç satın alanlara sağlanacak nakit destek oldu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>BS-IV veya daha eski emisyon standardına sahip otomobilini yetkili bir tesiste hurdaya ayıran kişiler, belirlenen şartları karşılamaları halinde </span><strong><span>100 bin rupi</span></strong><span>, güncel hesaplamayla yaklaşık </span><strong><span>1.060 dolar</span></strong><span> teşvik alabilecek.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Teşvikten yararlanmak isteyenlerin:</span></p>

<ul>
 <li><span>Eski aracını yetkili bir hurda tesisine teslim etmesi,</span></li>
 <li><span>Hurdaya ayırma belgesi alması,</span></li>
 <li><span>Belgenin düzenlenmesinden itibaren altı ay içinde elektrikli otomobil satın alması,</span></li>
 <li><span>Yeni otomobili Delhi’de tescil ettirmesi gerekiyor.</span></li>
</ul>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu destek doğrudan otomobilin tüm bedelini karşılamıyor ancak elektrikli araca geçerken ortaya çıkan fiyat farkının azaltılmasını amaçlıyor.</span></p>

<h2><span>Elektrikli otomobillerde vergi ve tescil ücreti alınmayacak</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yeni politika kapsamında satış fiyatı </span><strong><span>3 milyon rupiye, yani 30 lakh rupiye kadar olan tamamen elektrikli otomobiller</span></strong><span>, yol vergisi ve araç tescil ücretinden yüzde 100 muaf tutulacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Muafiyet yalnızca Delhi’de kayıt altına alınacak elektrikli otomobiller için geçerli olacak. Satış fiyatı 3 milyon rupinin üzerindeki modeller ise bu avantajdan yararlanamayacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi’de yol vergisi ve tescil masrafları, aracın fiyatına bağlı olarak toplam bedelin yaklaşık yüzde 4’ü ile yüzde 10’u arasında değişebiliyor. Bu nedenle vergi muafiyetinin bazı otomobillerde binlerce dolarlık avantaj sağlaması bekleniyor.</span></p>

<h2><span>Teşvik Türkiye’de geçerli mi?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Açıklanan elektrikli araç teşviki </span><strong><span>Türkiye’de değil, Hindistan’ın Delhi bölgesinde uygulanacak</span></strong><span>.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Vergi muafiyeti ve hurda araç desteğinden yararlanabilmek için aracın Delhi’de satın alınması ve bölgedeki yetkili kurumlar tarafından tescil edilmesi gerekiyor. Bu nedenle uygulamanın Türkiye’de elektrikli araç satın alacak kişiler için doğrudan bir vergi avantajı bulunmuyor.</span></p>

<h2><span>Elektrikli motosiklet ve scooter alanlara da ödeme yapılacak</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Teşvik paketi yalnızca otomobilleri kapsamıyor. Elektrikli motosiklet ve scooter satın alanlara da kademeli olarak nakit destek verilecek.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Politikanın yürürlüğe girdiği:</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><strong><span>İlk yıl:</span></strong><span> Kilovatsaat başına 10 bin rupi, en fazla 30 bin rupi</span><br />
<strong><span>İkinci yıl:</span></strong><span> Kilovatsaat başına 6 bin 600 rupi, en fazla 20 bin rupi</span><br />
<strong><span>Üçüncü yıl:</span></strong><span> Kilovatsaat başına 3 bin 300 rupi, en fazla 10 bin rupi</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>destek sağlanacak. Teşvik, fabrika çıkış fiyatı 225 bin rupiyi aşmayan elektrikli iki tekerlekli araçlar için uygulanacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Destek miktarının her yıl azaltılmasıyla tüketicilerin elektrikli araca geçiş kararını ertelememesi hedefleniyor.</span></p>

<h2><span>Elektrikli ticari araçlara 100 bin rupiye kadar teşvik</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yeni düzenlemede küçük ticari araçlar da unutulmadı. Azami yüklü ağırlığı 3,5 tonu geçmeyen N1 sınıfı elektrikli yük araçlarını satın alanlara ilk yıl </span><strong><span>100 bin rupiye kadar</span></strong><span> destek sağlanacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Teşvik tutarı ikinci yıl 75 bin rupiye, üçüncü yıl ise 50 bin rupiye düşecek.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="isSelectedEnd"><span>Elektrikli otomatik çekçek ve diğer üç tekerlekli araçlarda ise:</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><strong><span>İlk yıl:</span></strong><span> 50 bin rupi</span><br />
<strong><span>İkinci yıl:</span></strong><span> 40 bin rupi</span><br />
<strong><span>Üçüncü yıl:</span></strong><span> 30 bin rupi</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>satın alma desteği uygulanacak. Teşvik hem yeni araç alımlarını hem de Delhi plakalı eski CNG’li araçların elektrikli modellerle değiştirilmesini kapsayacak.</span></p>

<h2><span>Benzinli motosiklet satışına kademeli sınırlama</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi yönetimi yalnızca teşvik dağıtmakla kalmayacak, içten yanmalı motora sahip bazı araçların yeni tescillerini de kademeli biçimde sınırlandıracak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Buna göre 1 Ocak 2027’den itibaren Delhi’de yeni kaydı yapılacak üç tekerlekli yolcu ve ticari araçların elektrikli olması gerekecek.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>1 Nisan 2028’den sonra ise yeni benzinli ve CNG’li motosikletlerle scooterların tesciline izin verilmeyecek. Bu tarihten itibaren bu sınıftaki yeni araç kayıtları yalnızca elektrikli modeller için yapılacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Düzenleme mevcut benzinli motosikletlerin bir anda trafikten çıkarılması anlamına gelmiyor. Yasak, açıklanan tarihten sonra yapılacak </span><strong><span>yeni araç tescillerini</span></strong><span> kapsıyor.</span></p>

<h2><span>Hibrit araçlara teşvik verilmeyecek</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Politikanın ilk taslağında hibrit otomobillere de vergi indirimi uygulanması gündeme gelmişti. Ancak yapılan değerlendirmelerin ardından hibrit araçlar teşvik paketinden çıkarıldı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Elektrikli motor ile benzinli veya dizel motoru birlikte kullanan hibrit otomobiller, satın alma desteğinden ve açıklanan vergi avantajlarından yararlanamayacak. Teşvikler tamamen bataryalı elektrikli araçlara yönlendirilecek.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi yönetimi bu tercihle, egzozdan doğrudan emisyon üretmeyen araçların yaygınlaştırılmasını hedefliyor.</span></p>

<h2><span>32 bin yeni şarj noktası kurulacak</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Elektrikli araç kullanımının önündeki en büyük sorunlardan biri olarak gösterilen şarj altyapısı için de büyük bir yatırım planlandı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Politikanın geçerli olacağı dönemde Delhi genelinde yaklaşık </span><strong><span>32 bin yeni elektrikli araç şarj noktası</span></strong><span> kurulması hedefleniyor. Şarj istasyonlarının yanı sıra batarya değiştirme merkezlerinin de yaygınlaştırılması planlanıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Şarj yatırımlarının planlanması ve koordinasyonundan Delhi Transco Limited sorumlu olacak. İstasyon kurmak isteyen şirketler için izin süreçlerini hızlandıracak tek noktadan başvuru sisteminin oluşturulması da planlanıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Elektrikli araç üreticilerinin Delhi’deki bayilerinde halka açık şarj imkânı sağlaması da politikanın altyapı maddeleri arasında bulunuyor.</span></p>

<h2><span>Okul servisleri ve kamu araçları da elektrikliye dönecek</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yeni sistem yalnızca bireysel araçları değil, okul servislerini, kamu filolarını, teslimat şirketlerini ve ticari taşımacılık yapan işletmeleri de kapsıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Okulların kullandığı otobüslerde elektrikli araç oranının kademeli olarak artırılması ve 31 Mart 2030’a kadar filoların en az yüzde 30’unun elektrikli hale getirilmesi hedefleniyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi yönetiminin kiralayacağı veya satın alacağı yeni araçların da belirli istisnalar dışında elektrikli olması planlanıyor. Teslimat ve araç paylaşım şirketlerinin filolarına yeni benzinli ya da dizel araç eklemelerine yönelik sınırlamalar da aşamalı olarak devreye alınacak.</span></p>

<h2><span>Neden böyle bir teşvik paketi hazırlandı?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yeni Delhi, özellikle kış aylarında dünyanın hava kirliliği en yüksek büyük şehirlerinden biri haline geliyor. Komşu bölgelerdeki anız yangınları, araç egzozları, inşaat faaliyetleri ve durgun hava koşulları şehir üzerinde yoğun bir kirli hava tabakası oluşturuyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yetkililer, elektrikli araçların yaygınlaştırılmasıyla ulaşımdan kaynaklanan egzoz emisyonlarını azaltmayı amaçlıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi’de 2026 yılının ilk bölümünde yaklaşık 48 bin tamamen elektrikli araç satıldı. Elektrikli araçların toplam satışlardaki payı yüzde 11,5 seviyesine ulaştı. Yeni teşviklerle bu oranın daha hızlı yükselmesi bekleniyor.</span></p>

<h2><span>Elektrikli araçlarda yeni dönem 1 Temmuz’da başlıyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Delhi Elektrikli Araç Politikası’nın 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanıyor. Program kapsamında vatandaşların teşvik başvurularını yapabileceği özel bir internet platformu da kurulacak.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Vergi muafiyeti, hurda desteği, satın alma teşvikleri ve şarj yatırımları birlikte değerlendirildiğinde düzenleme, Hindistan’da bugüne kadar açıklanan en kapsamlı yerel elektrikli araç programlarından biri olarak öne çıkıyor.</span></p>

<p><span>Paketin başarılı olması halinde Delhi’de uygulanacak modelin, hava kirliliğiyle mücadele eden diğer büyük şehirler tarafından da örnek alınabileceği değerlendiriliyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/elektrikli-arac-alanlara-dev-tesvik-vergi-sifirlandi-eski-aracini-hurdaya-ayirana-1060-dolar</guid>
      <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/elektrikli-arac-tesviki.jpg" type="image/jpeg" length="40589"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Putin akaryakıt krizini kabul etti: Dizel ihracatı tamamen durdurulabilir]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/putin-akaryakit-krizini-kabul-etti-dizel-ihracati-tamamen-durdurulabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/putin-akaryakit-krizini-kabul-etti-dizel-ihracati-tamamen-durdurulabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkenin bazı bölgelerinde akaryakıt tedarikinin aksadığını açıkladı. Rafinerilere yönelik İHA saldırılarının ardından devlet rezervlerinin kullanılmaya başlandığını belirten Putin, dizel ihracatına tam yasak getirilmesinin değerlendirildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Dünyanın en büyük petrol ve akaryakıt üreticileri arasında bulunan Rusya, iç piyasada büyüyen yakıt sorunu nedeniyle olağanüstü önlemleri gündemine aldı.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, hükümet yetkilileriyle gerçekleştirdiği toplantıda bazı bölgelerde sürücülerin, işletmelerin ve çiftçilerin ihtiyaç duydukları yakıta ulaşmakta güçlük çektiğini kabul etti.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Putin, iç piyasadaki arzın korunabilmesi için daha önce oluşturulan yakıt stoklarının kullanılmaya başlandığını belirtti. Alınan önlemlere rağmen bazı bölgelerde sorunların devam ettiğini ifade eden Rus lider, dizel ihracatının tamamen yasaklanması ihtimalinin de masada olduğunu duyurdu.</span></p>

<h2><span>Rafinerilere yönelik saldırılar üretimi etkiledi</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rusya’daki akaryakıt sıkıntısının temel nedenleri arasında Ukrayna’nın petrol rafinerileri ve enerji altyapısına yönelik artırdığı uzun menzilli İHA saldırıları gösteriliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bazı rafinerilerde üretimin durması veya bakım çalışmalarının öne çekilmesi, benzin ve dizel arzının iç talebi karşılamakta zorlanmasına yol açtı. Özellikle tarımsal üretimin yoğunlaştığı dönemde çiftçilerin yakıt tedarikinde yaşadığı sıkıntılar, hükümet üzerindeki baskıyı artırdı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Putin, enerji tesislerine yönelik saldırıların etkisinin en düşük seviyeye indirilmesini ve rafinerilerin hava savunmasının güçlendirilmesini istedi.</span></p>

<h2><span>Devlet rezervleri piyasaya sürüldü</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rus liderin açıkladığı verilere göre ülkedeki benzin rezervleri yaklaşık 1,7 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Daha önce depolanan yakıtın bir bölümü, istasyonlar ve işletmelerde yaşanan arz sorununu hafifletmek amacıyla iç piyasaya yönlendirildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rus hükümeti, temmuz ayındaki yakıt üretiminin haziran ayına göre daha yüksek olmasını bekliyor. Ancak rafinerilerin yeniden saldırıya uğraması veya bakım sürelerinin uzaması halinde yakıt sıkıntısının devam edebileceği değerlendiriliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ülke genelinde yakıt tedarikini koordine etmek amacıyla özel bir çalışma grubunun oluşturulduğu da açıklandı.</span></p>

<h2><span>Dizel ihracatına tam yasak gündemde</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rusya, iç piyasadaki fiyatları ve arzı korumak amacıyla benzin ve jet yakıtı ihracatına yönelik bazı sınırlamaları daha önce devreye almıştı. Son gelişmelerin ardından önlemlerin dizel yakıtı da kapsayacak şekilde genişletilmesi tartışılıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Putin, dizel ihracatına tam yasak getirilmesi seçeneğinin değerlendirildiğini doğruladı. Ancak Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, daha önce yaptığı açıklamada mevcut koşullarda böyle bir yasağa ihtiyaç duyulmayabileceğini belirtmişti.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Nihai kararın, rafinerilerdeki üretim durumu ve ülke genelindeki yakıt stokları dikkate alınarak verilmesi bekleniyor.</span></p>

<h2><span>İstasyonlarda kuyruklar oluştu</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yakıt sorununun özellikle Rusya’nın bazı güney bölgeleri ile Moskova’nın kontrolündeki Kırım’da daha ağır hissedildiği bildirildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bazı akaryakıt istasyonlarında satışlara miktar sınırlaması getirilirken sürücülerin uzun kuyruklarda beklediği aktarıldı. Kırım’daki bazı bölgelerde ise tasarruf tedbirleri kapsamında vatandaşlara ve işletmelere yönelik yakıt satışları geçici olarak durduruldu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rus yönetimi uzun süre durumun kontrol altında olduğunu savunsa da Putin’in son açıklaması, yakıt sıkıntısının Kremlin tarafından en üst düzeyde kabul edildiğini gösterdi.</span></p>

<h2><span>Küresel dizel fiyatları etkilenebilir</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rusya’nın dizel ihracatını tamamen durdurması yalnızca ülke içindeki piyasayı değil, küresel akaryakıt ticaretini de etkileyebilir.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Rus dizelinin uluslararası piyasadan çekilmesi halinde özellikle Avrupa, Akdeniz ve Asya’daki alıcıların alternatif tedarikçilere yönelmesi bekleniyor. Bu durum dizel fiyatlarında yeni bir yükselişe ve taşımacılık maliyetlerinin artmasına neden olabilir.</span></p>

<p><span>İhracat yasağı iç piyasadaki yakıt miktarını artırabilir ancak Rusya’nın enerji gelirlerinde düşüşe de yol açabilir. Kremlin’in bu nedenle iç talebi güvence altına almak ile ihracat gelirlerini korumak arasında bir tercih yapması gerekecek.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/putin-akaryakit-krizini-kabul-etti-dizel-ihracati-tamamen-durdurulabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/putin.webp" type="image/jpeg" length="47065"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aramco’ya ait helikopter düştü: 14 kişi hayatını kaybetti]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/aramcoya-ait-helikopter-dustu-14-kisi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/aramcoya-ait-helikopter-dustu-14-kisi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Suudi Arabistan’ın doğusundaki Ras Tanura kentinde, petrol şirketi Aramco tarafından işletilen helikopter düştü. Kazada helikopterde bulunan 14 kişi yaşamını yitirirken olayın nedeninin belirlenmesi için soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Suudi Arabistan, sabah saatlerinde meydana gelen helikopter kazasıyla sarsıldı. Ülkenin doğu kıyısında bulunan Ras Tanura kentinde, ulusal petrol şirketi Saudi Aramco’ya ait bir helikopter henüz bilinmeyen nedenle düştü.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Suudi Arabistan Enerji Bakanlığından yapılan açıklamada kazanın 28 Haziran Pazar günü yerel saatle yaklaşık 06.00’da meydana geldiği bildirildi.</span></p>

<h2><span>Helikopterdeki 14 kişi kurtarılamadı</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Resmi açıklamaya göre helikopterde bulunan 14 kişinin tamamı hayatını kaybetti. Kazada yaşamını yitirenlerin Suudi Arabistan vatandaşı olduğu belirtildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Kurbanların kimlikleri ve Aramco bünyesindeki görevleri hakkında henüz ayrıntılı açıklama yapılmadı.</span></p>

<h2><span>Kazanın nedeni araştırılıyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Helikopterin neden düştüğüne ilişkin ilk belirlemeler kamuoyuyla paylaşılmadı. İlgili güvenlik ve havacılık kurumlarının katılımıyla kapsamlı inceleme başlatıldığı açıklandı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ekiplerin enkaz alanındaki çalışmalarını sürdürdüğü, uçuş kayıtları ile teknik bulguların soruşturma kapsamında inceleneceği tahmin ediliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Helikopterin modeli, nereden havalandığı ve hangi noktaya gittiği konusunda da resmi makamlardan bilgi verilmedi.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><span>Kaza Ras Tanura’da meydana geldi</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Kazanın yaşandığı Ras Tanura, Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi kıyısında bulunan önemli enerji merkezlerinden biri olarak biliniyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Saudi Aramco’nun bölgede petrol rafinerisi, depolama tesisleri ve ihracat operasyonları bulunuyor. Şirket, çalışanların ve teknik ekiplerin ulaşımı için hava araçlarından da yararlanıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Kazanın enerji tesislerinin faaliyetleri üzerinde herhangi bir etkisinin olup olmadığına ilişkin henüz açıklama yapılmadı.</span></p>

<h2><span>Soruşturmanın sonucu bekleniyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Suudi yetkililer, kazanın kesin nedeninin teknik ve adli incelemelerin tamamlanmasının ardından açıklanacağını duyurdu.</span></p>

<p><span>İlk resmi bilgilerde olumsuz hava koşulu, teknik arıza veya başka bir ihtimale ilişkin değerlendirmeye yer verilmedi. Bu nedenle kazanın nedenine dair sosyal medyada paylaşılan doğrulanmamış iddialara temkinli yaklaşılması gerekiyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/aramcoya-ait-helikopter-dustu-14-kisi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 16:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/helsikopter-dustu.webp" type="image/jpeg" length="76761"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Avrupa sıcaktan neden ölüyor? Asıl tehlike 40 derece değil, serinlemeyen geceler]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/avrupa-sicaktan-neden-oluyor-asil-tehlike-40-derece-degil-serinlemeyen-geceler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/avrupa-sicaktan-neden-oluyor-asil-tehlike-40-derece-degil-serinlemeyen-geceler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa’yı etkisi altına alan rekor sıcaklıklar yüzlerce ölümle ilişkilendiriliyor. Uzmanlara göre ölüm riskini yalnızca gündüz ölçülen sıcaklık değil; yüksek nem, serinlemeyen geceler, yaşlı nüfus ve sıcaklara hazır olmayan kentler artırıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Avrupa’da haziran ayında başlayan şiddetli sıcak hava dalgası, sağlık sistemleri üzerindeki baskıyı artırdı. İspanya’da kısa süre içerisinde yüzlerce ölüm yüksek sıcaklıklarla ilişkilendirilirken Fransa, İtalya, Almanya ve İngiltere başta olmak üzere çok sayıda ülkede sağlık uyarıları yayımlandı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Peki sıcaklıkların 35-40 dereceyi aştığı Avrupa’da insanlar neden hayatını kaybediyor? Benzer sıcaklıklara alışkın bölgelerde aynı ölçüde ölüm görülmezken Avrupa kentlerini bu kadar savunmasız bırakan ne?</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Uzmanlara göre yanıt yalnızca termometrede değil. Yaşlı nüfus, kronik hastalıklar, yüksek nem, gece boyunca soğumayan evler ve betonlaşmış kentler bir araya geldiğinde sıcaklık ölümcül bir sağlık krizine dönüşüyor.</span></p>

<h2><span>Ölümlerin çoğu “sıcak çarpması” olarak kayda geçmiyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Aşırı sıcaklarda yaşanan ölümlerin tamamı doğrudan güneş çarpması veya sıcak çarpması şeklinde gerçekleşmiyor. Yüksek sıcaklık, kalp-damar, solunum, böbrek ve şeker hastalıklarını ağırlaştırarak mevcut sağlık sorunlarının ölümcül hâle gelmesine yol açabiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Vücut sıcak havada kendisini soğutabilmek için ciltteki damarları genişletiyor ve terlemeyi artırıyor. Bu süreçte kalp daha fazla çalışmak zorunda kalırken terleme nedeniyle su ve mineral kaybı yaşanıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Özellikle kalp yetmezliği, yüksek tansiyon, böbrek hastalığı veya diyabeti bulunan kişilerde bu yük ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Tansiyon düşmesi, bilinç kaybı, ritim bozukluğu, akut böbrek hasarı ve pıhtılaşma riskindeki artış ölümle sonuçlanabilecek tablolara dönüşebiliyor.</span></p>

<h2><span>Nem yükseldiğinde terlemek de yeterli olmuyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>İnsan vücudunun temel soğutma sistemi terlemedir. Ancak havadaki nem yükseldiğinde ter cilt üzerinden yeterince buharlaşamaz. Kişi terlese bile vücudundaki ısıyı dışarı atamaz.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu nedenle hissedilen sıcaklık, ölçülen hava sıcaklığından çok daha tehlikeli seviyelere çıkabilir. Rüzgârın zayıf olduğu, nemin yükseldiği ve doğrudan güneş ışınımının arttığı günlerde vücudun soğuma kapasitesi hızla azalır.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Vücut sıcaklığının kontrol edilememesi hâlinde sıcak bitkinliği ortaya çıkabilir. Müdahale edilmezse bilinç değişikliği ve organ hasarıyla seyreden sıcak çarpmasına dönüşebilir. Sıcak çarpması acil tedavi gerektiren ve ölüm riski yüksek bir durumdur.</span></p>

<h2><span>Geceleri sıcaklığın düşmemesi riski katlıyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Sağlık açısından en kritik tehlikelerden biri, geceleri sıcaklıkların yeterince düşmemesi. İnsan bedeni normal şartlarda gece saatlerinde dinlenerek gün boyunca biriken ısı yükünden kurtuluyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ancak “tropikal gece” olarak adlandırılan sıcak dönemlerde evler ve şehirler sabaha kadar serinlemiyor. Vücut aralıksız biçimde ısıya maruz kaldığı için kalp ve böbrekler üzerindeki baskı ertesi gün de devam ediyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Arka arkaya yaşanan sıcak geceler, özellikle yalnız yaşayan yaşlılar ve yatağa bağımlı hastalar açısından tehlikeyi büyütüyor. Gündüz sıcaklığından korunabilen bir kişinin gece boyunca aşırı ısınmış bir evde kalması, fark edilmeden sağlık durumunun bozulmasına neden olabiliyor.</span></p>

<h2><span>Avrupa’nın yaşlı nüfusu sıcaklara karşı daha savunmasız</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Avrupa’daki sıcaklık kaynaklı ölüm oranlarının yüksek olmasının en önemli nedenlerinden biri nüfusun giderek yaşlanması. Yaş ilerledikçe susama hissi zayıflıyor, terleme kapasitesi azalıyor ve vücudun sıcaklığa uyum sağlama yeteneği düşüyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yaşlıların önemli bir bölümünde kalp, akciğer, böbrek veya metabolizma hastalıkları bulunuyor. Birden fazla ilaç kullananlarda da sıcak havanın etkileri ağırlaşabiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bazı ilaçlar sıvı kaybını artırabilir, tansiyonu düşürebilir veya vücudun terleme ve ısı dağıtma mekanizmasını etkileyebilir. Ancak sıcak günlerde ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılması veya dozunun değiştirilmesi de ciddi risk taşıyor.</span></p>

<h2><span>Beton kentler geceleri dev bir radyatöre dönüşüyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Asfalt, beton, taş yapılar ve koyu renkli çatılar gün boyunca güneşten gelen ısıyı depoluyor. Güneş battıktan sonra bu ısı yeniden çevreye yayıldığı için kent merkezleri kırsal alanlardan daha sıcak kalıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>“Şehir ısı adası” adı verilen bu etki, özellikle yeşil alanı az ve yapılaşması yoğun mahallelerde hissediliyor. Üst katlarda, çatı katlarında veya hava akışının sınırlı olduğu küçük evlerde yaşayanlar daha büyük risk altında bulunuyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Düşük gelirli bölgelerde yaşayanların klima, yalıtım, gölgelendirme ve serin alanlara erişim imkânlarının daha sınırlı olması, sıcaklık krizini aynı zamanda sosyal eşitsizlik sorunu hâline getiriyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><span>Avrupa’daki binalar uzun sıcak dönemlere hazır değil</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Avrupa’nın birçok bölgesindeki ev, okul, hastane ve bakım merkezleri geçmişte daha serin yaz koşulları dikkate alınarak inşa edildi. Uzun süre devam eden aşırı sıcaklar ise binaların iç sıcaklığının günler boyunca yükselmesine neden oluyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Klima ve etkili soğutma sistemlerinin her evde bulunmaması, özellikle kuzey ve batı Avrupa’da sıcak hava dalgalarının etkisini artırıyor. Pencerelerin küçük olması, hava dolaşımının yetersiz kalması veya evlerin gece havalandırılamaması iç mekânları tehlikeli hâle getirebiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu nedenle dışarıdaki sıcaklık düşmeye başlasa bile evlerin içindeki sıcaklık saatlerce yüksek kalabiliyor.</span></p>

<h2><span>Sıcak hava kirliliğin etkisini de ağırlaştırıyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Sıcak ve güneşli günlerde yer seviyesindeki ozon miktarı yükselebiliyor. Hava kirliliği ile yüksek sıcaklığın aynı anda görülmesi, özellikle astım ve kronik akciğer hastalığı bulunan kişilerde solunum problemlerini artırabiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Aşırı sıcak, uyku bozukluğu, zihinsel yorgunluk ve dikkat kaybına da yol açıyor. Bu durum trafik ve iş kazalarının artmasına, açık havada çalışanların daha fazla risk altında kalmasına neden olabiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Serinlemek amacıyla deniz, nehir ve göllere girilmesi de dolaylı ölümleri artırıyor. Avrupa’daki son sıcak hava dalgasında çok sayıda boğulma vakasının yaşanması, sıcaklığın yalnızca hastalıklar üzerinden değil davranış değişiklikleri yoluyla da can kaybına neden olduğunu gösterdi.</span></p>

<h2><span>Dünya Sağlık Örgütü: Ölümlerin büyük bölümü önlenebilir</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Dünya Sağlık Örgütü, Avrupa Birliği ve ilişkili ülkelerde son dört yılda 200 binden fazla kişinin sıcaklık nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı. Kuruma göre bu ölümlerin büyük bölümü zamanında alınacak önlemlerle engellenebilir.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yaşlıların düzenli olarak kontrol edilmesi, serinleme merkezlerinin açılması, erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, bakım evleri ile hastanelerin sıcak hava planlarına sahip olması ve kentlerde yeşil alanların artırılması temel önlemler arasında gösteriliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Uzmanlar, sıcak hava dalgasının yalnızca öğle saatlerinde dışarı çıkmama meselesi olmadığını vurguluyor. Asıl risk günler boyunca devam eden ısı yükü, serinlemeyen evler ve hastalıkları fark edilmeden ağırlaşan savunmasız kişilerde ortaya çıkıyor.</span></p>

<p><span>Avrupa’da sıcaklıkların daha sık, daha uzun ve daha şiddetli hâle gelmesi beklenirken yeni tartışma artık “Hava kaç derece olacak?” sorusundan çok, “Kentler ve sağlık sistemleri bu sıcaklığa ne kadar hazır?” sorusu üzerinden ilerliyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/avrupa-sicaktan-neden-oluyor-asil-tehlike-40-derece-degil-serinlemeyen-geceler</guid>
      <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 10:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/avrupa-sicak.jpg" type="image/jpeg" length="15029"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail-Lübnan anlaşmasında 24 saat geçmeden kriz: Hizbullah reddetti, saldırılar durmadı]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/israil-lubnan-anlasmasinda-24-saat-gecmeden-kriz-hizbullah-reddetti-saldirilar-durmadi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/israil-lubnan-anlasmasinda-24-saat-gecmeden-kriz-hizbullah-reddetti-saldirilar-durmadi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail ile Lübnan arasındaki anlaşma “barışın ilk adımı” olarak sunuldu. Ancak Hizbullah’ın masada olmaması, çekilme takviminin belirsizliği ve devam eden saldırılar anlaşmanın geleceğini daha ilk günden tartışmalı hale getirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>ABD’nin arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında Washington’da imzalanan çerçeve anlaşması, bölgedeki çatışmaları sona erdirecek tarihi bir adım olarak duyuruldu. Fakat imzanın üzerinden henüz bir gün geçmeden hem siyasi hem de askerî cephede ciddi çatlaklar ortaya çıktı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri Naim Kasım, anlaşmayı tanımadıklarını açıklarken İsrail ordusu Lübnan’ın güneyine insansız hava aracıyla saldırı düzenledi. Böylece masada “barış süreci” konuşulurken sahada silahların henüz susmadığı görüldü.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Anlaşmanın geleceğini belirleyecek temel soru ise bir metnin imzalanıp imzalanmadığından çok, silahlı ve siyasi gücü bulunan Hizbullah’ın dışarıda bırakıldığı bir planın Lübnan’da nasıl uygulanacağı oldu.</span></p>

<h2><span>İlk çatlak: Anlaşmanın en önemli muhatabı masada yoktu</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Washington’daki beşinci tur görüşmelerin ardından anlaşmaya İsrail ve Lübnan’ın ABD büyükelçileri imza attı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da törene katılarak metni kalıcı barışa giden yolun başlangıcı olarak tanımladı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ancak İsrail’in Lübnan’daki askerî varlığının temel gerekçesi olarak gösterdiği Hizbullah, görüşmelere davet edilmedi ve anlaşmanın tarafı olmadı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Üstelik metnin en önemli maddelerinden biri, Hizbullah’ın Lübnan genelinde silahsızlandırılmasını ve askerî altyapısının ortadan kaldırılmasını öngörüyor. Bu durum, anlaşmanın doğrudan etkileyeceği en güçlü yapılardan birinin kabul etmediği kararların Lübnan yönetimi tarafından uygulanması anlamına geliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Naim Kasım da bu nedenle anlaşmayı “yok hükmünde” gördüklerini belirterek Lübnan hükümetini tek taraflı taviz vermekle suçladı. Hizbullah’ın silahlarını bırakmayacağını ve İsrail Lübnan’dan tamamen çekilene kadar silahlı mücadeleyi sürdüreceğini duyurdu.</span></p>

<h2><span>İkinci çatlak: Önce kim adım atacak?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Anlaşmanın merkezindeki en büyük uyuşmazlık, İsrail’in çekilmesiyle Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının hangi sırayla gerçekleştirileceği konusunda yaşanıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Lübnan ve Hizbullah cephesi, İsrail ordusunun ön koşulsuz biçimde Lübnan topraklarından ayrılmasını istiyor. İsrail ise Hizbullah silahsızlandırılmadan ve altyapısı dağıtılmadan tamamen çekilmeyeceğini bildiriyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Çerçeve metinde İsrail’in aşamalı olarak bazı bölgelerden ayrılması ve bu alanların güvenliğinin Lübnan ordusuna devredilmesi planlanıyor. İlk aşamada iki küçük “pilot bölgenin” oluşturulacağı belirtiliyor ancak bu bölgelerin nereler olduğu kamuoyuna açıklanmadı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da anlaşmaya rağmen İsrail ordusunun güney Lübnan’daki güvenlik bölgesinde kalacağını açıkça söyledi. Netanyahu’ya göre tam çekilmenin ön şartı Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve İsrail’in kuzeyine yönelik tehdidin sona ermesi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu durumda anlaşmanın görünmeyen bir kilit oluşturduğu değerlendiriliyor: İsrail çekilmeden Hizbullah’ın silah bırakması bekleniyor, Hizbullah ise İsrail tamamen çekilmeden silahlarını bırakmayacağını söylüyor.</span></p>

<h2><span>Üçüncü çatlak: Güvenlik ekinin ayrıntıları bilinmiyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Anlaşmanın uygulanmasını sağlayacak askerî düzenlemelerin ayrı bir güvenlik ekinde yer aldığı açıklandı. Lübnan ordusunun konuşlandırılması, İsrail birliklerinin yeniden konumlandırılması ve denetim mekanizmasının ayrıntılarının bu ekte bulunduğu bildirildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ancak güvenlik eki kamuoyuna açıklanmadı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu nedenle İsrail’in hangi bölgelerden ne zaman çekileceği, Lübnan ordusunun denetimi nasıl sağlayacağı ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasının kim tarafından doğrulanacağı gibi kritik sorular henüz cevaplanmış değil.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD yönetimi, uygulamayı takip etmek amacıyla üçlü bir askerî koordinasyon grubu kurulacağını duyurdu. Fakat Hizbullah’ın bu mekanizmayı tanımaması halinde Lübnan ordusunun silahsızlandırma sürecinde nasıl hareket edeceği belirsizliğini koruyor.</span></p>

<h2><span>Anlaşmanın ertesi günü saldırı düzenlendi</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Barış metninin sahadaki ilk sınavı da olumlu sonuçlanmadı. Lübnan resmi haber ajansı, İsrail’e ait bir insansız hava aracının ülkenin güneyindeki Nebatiye el-Fevka bölgesini vurduğunu bildirdi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>İsrail ordusu saldırıyı doğrulayarak kendi güçlerine tehdit oluşturduğunu öne sürdüğü bir kişinin hedef alındığını açıkladı. Ancak hedef alınan bölgenin İsrail’in yayımladığı mevcut güvenlik bölgesi haritasının dışında kaldığı belirtildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Saldırı, imzalanan metnin ateşkes ve egemenlik hedeflerinin sahada hemen karşılık bulmadığını gösterdi. Daha önce İsrail ile Lübnan arasında varılan bazı ateşkes düzenlemelerinin de tam olarak uygulanamaması, yeni anlaşmaya yönelik kuşkuları artırdı.</span></p>

<h2><span>Beyrut sokaklarında anlaşma protestosu</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Anlaşmanın duyurulmasının ardından Hizbullah destekçileri Beyrut’un bazı bölgelerinde motosikletli gösteriler düzenledi. Lastiklerin yakıldığı ve bazı yolların ulaşıma kapatıldığı protestolarda Washington’da imzalanan metne tepki gösterildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Hizbullah cephesinden gelen açıklamalarda, Lübnan ordusunun örgütü zorla silahsızlandırmaya çalışmasının ülke içinde daha büyük bir çatışmaya yol açabileceği savunuldu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu uyarı, anlaşmanın İsrail-Lübnan sınırındaki savaşı bitirmeye çalışırken Lübnan’ın kendi içinde yeni bir güvenlik krizine dönüşme ihtimalini gündeme getirdi.</span></p>

<h2><span>Lübnan yönetimi anlaşmayı neden savunuyor?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Lübnan hükümeti ise anlaşmayı İsrail işgali altındaki toprakların geri alınması, ülke egemenliğinin yeniden kurulması ve yerinden edilen sivillerin evlerine dönmesi için bir fırsat olarak görüyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Başbakan Nevvaf Selam, Lübnan devletinin silahlı kuvvetleri aracılığıyla ülkenin tamamında otoritesini kurmasının yeni bir talep olmadığını belirtti. Bu hedefin Taif Anlaşması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1701 sayılı kararı ve önceki ateşkes düzenlemelerinde de yer aldığını hatırlattı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD yönetimi de anlaşmanın Lübnan’ın egemenliğini yeniden tesis etmesini ve İsrail’in kuzey sınırına yönelik tehdidin doğrulanabilir biçimde ortadan kaldırılmasını amaçladığını açıkladı.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="isSelectedEnd"><span>Anlaşma kapsamında Lübnan’a 100 milyon dolarlık insani yardım sağlanması ve uygulamanın ABD kolaylaştırıcılığındaki askerî koordinasyon grubu tarafından takip edilmesi planlanıyor.</span></p>

<h2><span>Barış anlaşması mı, şartlı bekleme dönemi mi?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Washington’daki imza töreni diplomatik açıdan önemli bir gelişme olsa da anlaşmanın başarısı henüz metinde yer almayan ayrıntılara bağlı bulunuyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>İsrail’in çekilmesi için açık ve bağlayıcı bir takvim açıklanmadı. Hizbullah silahsızlanma şartını reddetti. Uygulamanın askerî ayrıntılarını içeren ek paylaşılmadı. Ayrıca anlaşmadan bir gün sonra Lübnan topraklarında yeniden saldırı düzenlendi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu nedenle ortaya çıkan yapı, kısa vadede kesin bir barış anlaşmasından çok tarafların birbirinden adım atmasını beklediği şartlı bir süreç görünümü veriyor.</span></p>

<p><span>Anlaşmanın geleceğini Washington’daki imzalar değil; İsrail ordusunun gerçekten geri çekilip çekilmeyeceği, Lübnan ordusunun güneyde denetimi sağlayıp sağlayamayacağı ve Hizbullah’ın silahları konusundaki tutumunun değişip değişmeyeceği belirleyecek.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/israil-lubnan-anlasmasinda-24-saat-gecmeden-kriz-hizbullah-reddetti-saldirilar-durmadi</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/hizbullah-lideri-kasim.jpg" type="image/jpeg" length="63320"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çinli markalar dengeleri altüst etti: Otomotiv devinde 100 bin kişilik işten çıkarma planı]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/cinli-markalar-dengeleri-altust-etti-otomotiv-devinde-100-bin-kisilik-isten-cikarma-plani</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/cinli-markalar-dengeleri-altust-etti-otomotiv-devinde-100-bin-kisilik-isten-cikarma-plani" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çinli otomobil üreticilerinin Avrupa’daki hızlı yükselişi Alman devlerini köşeye sıkıştırdı. Volkswagen dört fabrikayı kapatmayı ve 100 bin kişilik istihdam azaltımını değerlendiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="PDq2pG_selectionAnchorContainer">Avrupa otomotiv sektöründe dengeleri değiştirebilecek büyük bir yeniden yapılanma süreci başladı. Çinli markaların uygun fiyatlı elektrikli ve hibrit modellerle pazar payını hızla artırması, başta Volkswagen olmak üzere BMW ve Mercedes-Benz’i kapsamlı tasarruf kararlarına yöneltti.</p>

<p>Alman otomotiv sanayisindeki gelişmeler, yalnızca şirket bilançolarını değil, on binlerce çalışanı ve üretim merkezlerinin bulunduğu şehirleri de yakından ilgilendiriyor.</p>

<h2>Volkswagen dört fabrikayı kapatabilir</h2>

<p>Volkswagen’in önümüzdeki yıllarda dünya genelindeki çalışan sayısını 100 bine kadar azaltmayı değerlendirdiği bildirildi. Şirketin Almanya’daki Hannover, Zwickau ve Emden fabrikalarıyla Audi’ye ait Neckarsulm tesisinde üretimi sona erdirme seçeneğini masada tuttuğu öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Söz konusu dört fabrikada 45 binden fazla kişinin çalıştığı belirtiliyor. Plan hayata geçirilirse Volkswagen tarihinin ve küresel otomotiv sektörünün en büyük yeniden yapılanmalarından biri gerçekleşebilir. Ancak henüz kesinleşmiş bir karar bulunmuyor. Tekliflerin 9 Temmuz’da yapılması planlanan Volkswagen Denetim Kurulu toplantısında ele alınması bekleniyor.</p>

<h2>Daha önce 50 bin kişilik azaltım planlanmıştı</h2>

<p>Volkswagen, Almanya’daki iş gücünü 2030’a kadar yaklaşık 50 bin kişi azaltmayı daha önce planlamıştı. Gündeme gelen yeni senaryonun mevcut hedefi genişleterek toplam istihdam kaybını 100 bine kadar çıkarabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Şirket yönetiminin yüksek üretim maliyetleri, Avrupa’daki talep zayıflığı, ABD’nin uyguladığı gümrük tarifeleri ve Çinli üreticilerin artan rekabeti nedeniyle mevcut iş modelini sürdürülebilir bulmadığı aktarılıyor.</p>

<h2>BMW’de 10 bin kişilik risk</h2>

<p>Yeniden yapılanma dalgası Volkswagen ile sınırlı kalmadı. BMW’nin maliyet azaltma ve yeniden yapılanma çalışmaları için 1 milyar euroya kadar kaynak ayırmayı planladığı bildirildi.</p>

<p>Analistlerin hesaplamalarına göre süreç, 10 bine kadar çalışanın işini kaybetmesine ve BMW’nin Avrupa’daki üretiminin yüzde 15’e kadar azalmasına yol açabilir. Bu rakamlar şirket tarafından açıklanmış kesin işten çıkarma hedefleri değil, yeniden yapılanmanın muhtemel etkilerine ilişkin analist tahminleri olarak öne çıkıyor.</p>

<h2>Mercedes ikramiyeleri kaldırdı</h2>

<p>Mercedes-Benz’in de Almanya’daki çalışanlarına yaz dönemi ikramiyelerinin ödenmeyeceğini bildirdiği belirtildi. Şirketin yürüttüğü gönüllü ayrılık programını şimdiye kadar yaklaşık 5 bin 500 çalışanın kabul ettiği kaydedildi.</p>

<p>Mercedes-Benz’in 2026 yılının ilk çeyrek raporunda Almanya’daki dolaylı çalışanlara yönelik gönüllü iş gücü düzenleme programı ile yurt dışındaki optimizasyon çalışmalarının yeniden yapılandırma giderleri arasında gösterildiği görülüyor.</p>

<h2>Çinli markalar Avrupa’da yüzde 10 sınırını geçti</h2>

<p>Avrupa’daki dönüşümün arkasında Çinli otomobil üreticilerinin hızlı yükselişi bulunuyor. BYD, SAIC, Geely, Chery ve Leapmotor gibi Çinli grupların geniş Avrupa pazarındaki toplam payının Mayıs 2026 itibarıyla yüzde 10,6 seviyesine ulaştığı bildirildi.</p>

<p>BYD’nin Avrupa’daki aylık satışlarının bir yıl içerisinde yüzde 136’dan fazla yükseldiği ve şirketin en çok otomobil satan Çinli marka konumuna geldiği aktarıldı. Çinli üreticilerin özellikle elektrikli otomobillerde fiyat, donanım ve yazılım özellikleriyle Avrupalı rakipleri zorladığı değerlendiriliyor.</p>

<h2>“Almanya’da üret, dünyaya sat” modeli zorlanıyor</h2>

<p>Yaşanan gelişmeler, Alman otomotiv sektöründeki sorunun geçici bir satış düşüşünden daha büyük olduğunu gösteriyor. Yüksek işçilik ve enerji maliyetleri nedeniyle Almanya’da geliştirilen ve Avrupa’da üretilen araçları diğer pazarlara ihraç etmeye dayalı geleneksel model baskı altında bulunuyor.</p>

<p>Volkswagen’de gündeme gelen fabrika kapatmaları ile BMW ve Mercedes-Benz’in tasarruf adımları, Avrupa otomotiv sektörünün daha düşük maliyetli ve yazılım ağırlıklı yeni rekabet düzenine uyum sağlamaya çalıştığını ortaya koyuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/cinli-markalar-dengeleri-altust-etti-otomotiv-devinde-100-bin-kisilik-isten-cikarma-plani</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/vw.jpg" type="image/jpeg" length="23721"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Venezuela 39 Saniye Arayla İki Büyük Depremle Sarsıldı]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/venezuela-39-saniye-arayla-iki-buyuk-depremle-sarsildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/venezuela-39-saniye-arayla-iki-buyuk-depremle-sarsildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Venezuela’nın kuzeyinde 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem 39 saniye arayla meydana geldi. Başkent Caracas ile La Guaira’da binalar çökerken ilk belirlemelere göre 32 kişi yaşamını yitirdi, yaklaşık 700 kişi yaralandı. Ülkede olağanüstü hâl ilan edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Venezuela, son yılların en ağır doğal afetlerinden biriyle karşı karşıya kaldı. Ülkenin kuzey kesimlerinde peş peşe meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki depremler, başkent Caracas başta olmak üzere çok sayıda eyalette büyük yıkıma neden oldu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>İlk açıklamalara göre en az 32 kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 700 kişi yaralandı. Yetkililer, bu rakamlara afetten en ağır etkilenen La Guaira bölgesindeki kayıpların henüz tam olarak dahil edilmediğini belirterek can kaybının artabileceği uyarısında bulundu.</span></p>

<h2><span>İki büyük deprem arasında yalnızca 39 saniye vardı</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre ilk deprem, 24 Haziran 2026 tarihinde saat 22.04’te Venezuela’nın San Felipe kentinin yaklaşık 24 kilometre kuzeydoğusunda meydana geldi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yerin 21,9 kilometre derinliğinde kaydedilen bu depremin büyüklüğü 7,2 olarak açıklandı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>İlk sarsıntıdan yalnızca 39 saniye sonra bu kez Yumare kentinin 23 kilometre güneydoğusunda 7,5 büyüklüğünde ikinci bir deprem meydana geldi. Ana sarsıntının derinliğinin 10 kilometre olması, yüzeyde hissedilen etkinin daha da güçlenmesine neden oldu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Depremler Türkiye saatiyle 25 Haziran’ı 01.04 ve 01.05 geçe kaydedildi.</span></p>

<h2><span>Başkent Caracas’ta binalar çöktü</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Şiddetli sarsıntılar yaklaşık 160 kilometre uzaklıktaki başkent Caracas’ta büyük paniğe yol açtı. Çok sayıda kişi ev ve iş yerlerini terk ederek meydanlara ve açık alanlara çıktı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Caracas’ın farklı mahallelerinde bazı binaların tamamen çöktüğü, çok sayıda yapıda ise ağır çatlaklar oluştuğu bildirildi. Enkaz altında kalan kişilere ulaşılması için arama kurtarma ekipleri gece boyunca çalışmalarını sürdürdü.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="isSelectedEnd"><span>Hastaneler, yaralı sayısının artması üzerine sağlık çalışanlarını acil göreve çağırdı. Bazı bölgelerde elektrik ve iletişim kesintilerinin yaşandığı belirtildi.</span></p>

<h2><span>La Guaira “afet bölgesi” ilan edildi</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Venezuela Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez, ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edildiğini açıkladı. Rodríguez, Caracas’ın kuzeyindeki La Guaira eyaletinin felaketin en ağır yaşandığı bölge olduğunu belirtti.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>La Guaira’da onlarca binanın çöktüğü, enkaz altında kalan kişilerin bulunduğu ve kurtarma çalışmalarının yoğun şekilde devam ettiği kaydedildi. Yetkililer bölgeyi “afet alanı” olarak nitelendirdi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>İlk açıklanan 32 can kaybının La Guaira’daki bütün vakaları kapsamadığı vurgulandı. Bu nedenle resmi bilançonun ilerleyen saatlerde ağırlaşmasından endişe ediliyor.</span></p>

<h2><span>Venezuela’nın ana havalimanı kapatıldı</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Caracas’a hizmet veren Simón Bolívar Uluslararası Havalimanı’nın altyapısında ve bazı binalarında ciddi hasar meydana geldi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Havalimanı güvenlik kontrolleri ve hasar tespit çalışmaları nedeniyle geçici olarak uçuşlara kapatıldı. Ülkedeki eğitim faaliyetlerine de birkaç gün ara verilmesi kararlaştırıldı.</span></p>

<h2><span>Artçı deprem uyarısı yapıldı</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ana sarsıntıların ardından büyüklükleri 4’ün üzerinde olanların da bulunduğu yaklaşık 20 artçı deprem kaydedildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Yetkililer, hasarlı binalara kesinlikle girilmemesi, kıyı ve heyelan riski bulunan bölgelerde dikkatli olunması çağrısında bulundu. Arama kurtarma çalışmalarının artçı sarsıntılar nedeniyle güçlükle yürütüldüğü bildirildi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD Tsunami Uyarı Merkezleri, depremlerin ardından kıyı bölgelerini değerlendirmeye aldı. Yapılan son incelemede Venezuela ve çevresi için aktif bir tsunami uyarısı, izleme kararı veya tehdit bulunmadığı açıklandı.</span></p>

<h2><span>Can kaybına ilişkin tahminler resmi bilanço değil</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>USGS’nin depremlerin büyüklüğü, nüfus yoğunluğu ve yapı stokunu temel alan PAGER sistemi, ağır hasar ve yüksek can kaybı ihtimaline işaret etti.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ancak sistem tarafından oluşturulan rakamlar doğrulanmış can kaybı bilançosu değil, bilgisayar modellerine dayalı olasılık tahminleri olarak değerlendiriliyor. Resmi veriler şu an için en az 32 ölü ve yaklaşık 700 yaralı olarak açıklandı.</span></p>

<p><span>Venezuela yönetimi, uluslararası topluma yardım çağrısında bulunurken çevre ülkeler ve çeşitli hükümetler arama kurtarma, sağlık ve insani yardım desteği sağlamak için hazırlıklara başladı.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/venezuela-39-saniye-arayla-iki-buyuk-depremle-sarsildi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/deprem-2.jpg" type="image/jpeg" length="99363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’tan Netanyahu’ya ağır sözler: ABD ile İsrail arasında ipler gerildi]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/trumptan-netanyahuya-agir-sozler-abd-ile-israil-arasinda-ipler-gerildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/trumptan-netanyahuya-agir-sozler-abd-ile-israil-arasinda-ipler-gerildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in Beyrut saldırıları, Donald Trump ile Binyamin Netanyahu arasındaki gerilimi zirveye taşıdı. İsrail Kanal 12’ye konuşan Trump’ın sert ifadeleri, Washington’un Netanyahu’ya desteğini çekip çekmediği tartışmasını başlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki ilişkilerde dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. İran ile yürütülen barış görüşmelerinin kritik aşamasında İsrail’in Beyrut’a saldırı düzenlemesi, Washington yönetiminin sert tepkisine neden oldu.</p>

<p>İsrail’in Kanal 12 televizyonuna konuşan Trump, Beyrut saldırısının zamanlamasına öfkelendiğini belirterek Netanyahu’nun kararlarını ağır sözlerle eleştirdi. Trump, saldırının İran ile anlaşmanın imzalanmasından kısa süre önce gerçekleştiğini ve müzakere sürecini tehlikeye attığını söyledi.</p>

<h2>Trump’tan Netanyahu’ya çok sert sözler</h2>

<p>Kanal 12’nin aktardığına göre Trump, Hizbullah’ın saldırısının ciddi bir can kaybına yol açmadığını savunarak İsrail’in Beyrut’a yönelik karşılığını ölçüsüz buldu.</p>

<p>Netanyahu’nun karar alma biçimine yönelik argo ve son derece sert ifadeler kullanan Trump, rahatsızlığını İsrail Başbakanı’na doğrudan ilettiğini açıkladı. ABD Başkanı, İsrail saldırısının İran ile yürütülen görüşmeleri geciktirdiğini de belirtti.</p>

<p>Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada da İsrail’in Lübnan’a yeni saldırılar düzenlememesi gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte Hizbullah’a da İsrail’e yönelik saldırıları durdurma çağrısında bulundu.</p>

<h2>Krizin merkezinde İran anlaşması var</h2>

<p>Washington ile Tel Aviv arasındaki son gerilimin temelinde ABD’nin İran ile yürüttüğü anlaşma süreci bulunuyor. Trump yönetimi, bölgesel çatışmaları sona erdirmek, Hürmüz Boğazı’nı yeniden güvenli hale getirmek ve İran’ın nükleer programını müzakere yoluyla sınırlandırmak istiyor.</p>

<p>Netanyahu yönetimi ise anlaşmanın İran’ın füze kapasitesi, nükleer programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği destek konusunda yeterli güvence sağlamadığını düşünüyor. Reuters’a konuşan İsrailli bir yetkili, ön anlaşmayı İsrail açısından son derece olumsuz gördüklerini söyledi.</p>

<p>ABD ile İran arasında öngörülen geçici düzenlemenin 60 günlük bir ateşkes ve müzakere dönemi içermesi bekleniyor. İsrail tarafı, bu sürecin uzatılmasının İran’a karşı askerî hareket alanını sınırlandırmasından endişe ediyor.</p>

<h2>Netanyahu: İsrail’in güvenliğinden ben sorumluyum</h2>

<p>Netanyahu, Trump ile zaman zaman görüş ayrılıkları yaşadıklarını kabul etti. İsrail Başbakanı, Trump’ın ABD Başkanı, kendisinin ise İsrail Başbakanı olduğunu belirterek ülkesinin güvenlik çıkarlarından kendisinin sorumlu olduğunu söyledi.</p>

<p>Netanyahu ayrıca İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki askerî varlığını sürdüreceğini ve Hizbullah’a karşı hareket serbestisini koruyacağını açıkladı. Bu tutum, ABD’nin çatışmaları sona erdirme planıyla İsrail’in askerî hedefleri arasındaki farkı daha görünür hale getirdi.</p>

<h2>Washington, Netanyahu’yu gerçekten gözden çıkardı mı?</h2>

<p>Mevcut gelişmeler, Trump ile Netanyahu arasındaki kişisel ilişkinin ciddi biçimde zarar gördüğünü gösteriyor. Ancak Washington’un İsrail’e verdiği askerî, diplomatik ve siyasi desteği tamamen çektiğini söylemek için henüz yeterli veri bulunmuyor.</p>

<p>Uzmanlara göre asıl ayrışma İsrail ile ABD arasındaki stratejik ittifaktan çok, Trump ile Netanyahu’nun bölgenin geleceğine ilişkin farklı hedeflerinden kaynaklanıyor. Trump çatışmaları sonlandırarak İran ile anlaşmaya ulaşmak isterken Netanyahu, İsrail’in İran ve Hizbullah üzerindeki askerî baskısının devam etmesini savunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Chatham House uzmanı Neil Quilliam da iki lider arasındaki kişisel ilişkinin darbe aldığını ve ABD-İsrail ilişkilerinin hem siyasi hem toplumsal düzeyde baskı altında bulunduğunu değerlendirdi.</p>

<h2>Daha önce planlanan ziyaret de iptal edilmişti</h2>

<p>İki ülke arasındaki gerilime ilişkin tartışmalar, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner’in İsrail ziyaretinin son anda iptal edilmesiyle de gündeme gelmişti.</p>

<p>Kanal 12, Mart 2026’da yapılması planlanan ziyarette Witkoff ve Kushner’in Netanyahu ile görüşmesinin beklendiğini ancak programın gerekçe açıklanmadan iptal edildiğini bildirmişti. O tarihte ABD ve İsrail makamlarından resmî bir açıklama yapılmamıştı.</p>

<p>Bu iptal tek başına Netanyahu’nun gözden çıkarıldığı anlamına gelmese de son dönemde yaşanan sert tartışmalarla birlikte değerlendirildiğinde Washington ile Tel Aviv arasındaki güven krizinin uzun süredir büyüdüğünü ortaya koyuyor.</p>

<h2>İsrail’de seçim baskısı artıyor</h2>

<p>Netanyahu’nun önümüzdeki aylarda yapılması beklenen seçimlerde zor bir yarışla karşılaşacağı belirtiliyor. İsrail muhalefeti, hükümeti İran savaşında elde edildiği ileri sürülen askerî kazanımları diplomatik masada kaybetmekle suçluyor.</p>

<p>Reuters’ın aktardığına göre Netanyahu, iç politikada Trump’a karşı fazla taviz veren bir lider görüntüsü vermemek için ABD’nin taleplerine daha açık biçimde direnebilir. Buna karşılık İsrail’in askerî ve diplomatik açıdan ABD’ye bağımlı olması, krizin tamamen kopuşa dönüşmesini zorlaştırıyor.</p>

<h2>Gözler Trump ve Netanyahu’nun yeni adımlarında</h2>

<p>ABD ile İran arasındaki anlaşmanın geleceği, İsrail’in Lübnan’daki operasyonları ve Netanyahu’nun ateşkes koşullarına nasıl yaklaşacağı önümüzdeki günlerin en önemli gündem maddeleri olacak.</p>

<p>Trump’ın Netanyahu’ya yönelik şimdiye kadarki en sert çıkışlarından birini yapması, iki lider arasındaki anlaşmazlığın artık kapalı kapılar ardında kalmadığını gösterdi. Ancak bütün gerilime rağmen ABD-İsrail ittifakının sona erdiğine ilişkin resmî bir işaret bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/trumptan-netanyahuya-agir-sozler-abd-ile-israil-arasinda-ipler-gerildi</guid>
      <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/trump-netayahu.webp" type="image/jpeg" length="84100"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD-İran Anlaşmasında Son Durum: Hürmüz Boğazı Açılacak, Yaptırımlar Esnetilecek]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/abd-iran-anlasmasinda-son-durum-hurmuz-bogazi-acilacak-yaptirimlar-esnetilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/abd-iran-anlasmasinda-son-durum-hurmuz-bogazi-acilacak-yaptirimlar-esnetilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi hedefleyen diplomatik görüşmelerde kritik aşamaya gelindi. Hazırlanan mutabakat taslağında Hürmüz Boğazı’nın ticari gemilere açılması, İran petrolüne uygulanan yaptırımların geçici olarak gevşetilmesi, dondurulan İran varlıklarının serbest bırakılması ve nükleer faaliyetlerin sınırlandırılması öngörülüyor. Ancak Tahran yönetimi henüz nihai kararını açıklamadı ve metnin imzalandığı resmen doğrulanmadı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Orta Doğu’daki çatışmaların ve küresel enerji krizinin sona erdirilmesi için ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelerde anlaşma umutları güçlendi.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, mutabakatın 14 Haziran Pazar günü imzalanmasını beklediğini ve imzanın ardından Hürmüz Boğazı’nın uluslararası ticarete açılacağını duyurdu. İran cephesi ise anlaşmanın imzalanmasına karşı olmadığını ancak siyasi, hukuki ve teknik incelemelerin tamamlanmadığını açıkladı.</p>

<p>Bu nedenle kamuoyuna yansıyan metnin nihai barış anlaşması olmadığı, taraflara en tartışmalı başlıkları çözmeleri için 60 günlük bir müzakere takvimi sunan geçici bir çerçeve olduğu belirtiliyor.</p>

<h2>ABD-İran anlaşması imzalandı mı?</h2>

<p>14 Haziran 2026 itibarıyla ABD ile İran arasında anlaşmanın imzalandığını gösteren ortak ve resmî bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, tarafların üzerinde uzlaştığı bir metnin hazırlandığını açıklarken ABD yönetimi imzanın çok yakın olduğunu bildirdi. Trump, anlaşmanın pazar günü imzalanacağını savundu.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanlığına yakın kaynaklar ise Tahran’ın mutabakat hakkında henüz nihai karar vermediğini belirtti. İranlı yetkililer, anlaşmanın önümüzdeki günlerde imzalanabileceğini ancak pazar gününün kesinleşmiş bir tarih olmadığını ifade etti.</p>

<p>Katar’dan bir arabuluculuk heyetinin son ayrıntıları görüşmek üzere Tahran’a gitmesi, diplomatik temasların devam ettiğini gösterdi.</p>

<h2>İlk aşamada mutabakat zaptı imzalanacak</h2>

<p>Masadaki belge, bütün sorunları anında çözecek kapsamlı bir barış antlaşması olarak değerlendirilmiyor.</p>

<p>Mutabakat zaptının imzalanması durumunda tarafların mevcut ateşkesi koruması, Hürmüz Boğazı krizini çözmesi ve nükleer program ile yaptırımlar konusunda 60 gün sürecek ayrıntılı görüşmelere başlaması bekleniyor.</p>

<p>Nükleer tesislerin geleceği, zenginleştirilmiş uranyum stoklarının nasıl azaltılacağı ve ekonomik yaptırımların hangi takvimle kaldırılacağı gibi hassas konular bu 60 günlük dönemde ele alınacak.</p>

<p>Dolayısıyla ilk imza, kesin çözümden çok kalıcı anlaşmaya ulaşılması için oluşturulan bir yol haritası anlamına gelecek.</p>

<h2>Hürmüz Boğazı ticari gemilere açılacak</h2>

<p>Taslağın en önemli maddelerinden biri Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması.</p>

<p>İran’ın mutabakatın yürürlüğe girmesinin ardından boğazı bütün ticari gemilere açması öngörülüyor. ABD de buna karşılık İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırmayı taahhüt ediyor.</p>

<p>Dünyadaki petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz taşımacılığının önemli bir bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor. Boğazdaki geçişlerin durması veya ciddi biçimde azalması, enerji fiyatlarının yükselmesine ve küresel tedarik zincirlerinin bozulmasına neden olmuştu.</p>

<p>Boğazın yeniden açılmasıyla petrol tankerlerinin, ticaret gemilerinin ve enerji sevkiyatının zaman içerisinde normal düzene dönmesi hedefleniyor.</p>

<p>Ancak taraflar arasında geçiş ücretleri konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. ABD, boğazın ticari gemilere herhangi bir ücret uygulanmadan açılmasını isterken İran, sunduğu bazı hizmetler karşılığında ücret talep edebileceğini savunuyor.</p>

<h2>ABD deniz ablukasını kaldıracak</h2>

<p>Taslağa göre İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmasıyla birlikte ABD, İran limanları üzerindeki deniz ablukasını kaldıracak.</p>

<p>Bu adım, İran’ın petrol ihracatına yeniden başlaması ve uluslararası ticaret bağlantılarını güçlendirmesi açısından büyük önem taşıyor.</p>

<p>Boğazdaki mayınların temizlenmesi ve güvenli geçiş sisteminin yeniden kurulması için G7 ülkelerinin de devreye girebileceği belirtiliyor. Teknik çalışmaların ne kadar süreceği ise henüz kesinleşmiş değil.</p>

<h2>İran petrolüne yaptırım muafiyeti gündemde</h2>

<p>Mutabakat taslağı, İran ekonomisini rahatlatacak önemli maddeler içeriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD’nin nihai anlaşma görüşmeleri devam ederken İran’a yeni yaptırımlar uygulamaması öngörülüyor. İran petrolünün belirli bir süre boyunca uluslararası piyasalara satılabilmesi için yaptırım muafiyeti sağlanması da masadaki maddeler arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu düzenleme yürürlüğe girerse İran petrol satışlarından yeniden gelir elde edebilecek. Ancak yaptırımların tamamen ve kalıcı biçimde kaldırılması, İran’ın mutabakattaki yükümlülüklerini yerine getirmesine ve 60 günlük görüşmelerin sonucuna bağlı olacak.</p>

<p>ABD yönetimi, ekonomik yaptırım rahatlamasının aşamalı uygulanacağını savunuyor. İran ise birincil ve ikincil yaptırımların tamamen kaldırılması konusunda daha güçlü güvence talep ediyor.</p>

<h2>25 milyar dolarlık dondurulmuş varlık serbest bırakılabilir</h2>

<p>İranlı bir yetkilinin açıkladığı taslağa göre ABD, İran’a ait yaklaşık 25 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılmasını kabul ediyor.</p>

<p>Paranın doğrudan transferler, bölge ülkeleri arasındaki mali iş birliği ve kredi hatları üzerinden İran’a ulaştırılabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Daha önce yayımlanan taslaklarda serbest bırakılacak tutar için 24 milyar dolar rakamı da kullanılmıştı. Son açıklamalarda ise yaklaşık 25 milyar dolardan söz ediliyor.</p>

<p>Dondurulan varlıkların ne zaman ve hangi koşullarla serbest bırakılacağı, nihai imza ve uygulama takvimiyle netleşecek.</p>

<h2>İran nükleer silah üretmeyeceğini taahhüt edecek</h2>

<p>Anlaşma taslağının merkezinde İran’ın nükleer programı bulunuyor.</p>

<p>Tahran yönetiminin nükleer silah üretmeyeceğini veya başka bir ülkeden edinmeyeceğini yeniden taahhüt etmesi bekleniyor.</p>

<p>İran’ın nihai anlaşma yapılıncaya kadar uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması, nükleer tesislerini genişletmemesi ve mevcut durumu koruması da taslaktaki maddeler arasında yer alıyor.</p>

<p>ABD, İran’ın nükleer silah geliştirmesine imkân verebilecek altyapının tamamen ortadan kaldırılmasını istiyor. Washington yönetimi İran’ın sivil enerji amacıyla nükleer santrallere sahip olmasına karşı olmadığını, ancak silah üretimine geçiş sağlayabilecek zenginleştirme kapasitesine izin verilmeyeceğini belirtiyor.</p>

<h2>Zenginleştirilmiş uranyum konusunda görüş ayrılığı</h2>

<p>ABD ve İran arasındaki en önemli anlaşmazlıklardan biri zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği.</p>

<p>ABD yönetimi, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyumun İran’da etkisiz hâle getirildikten sonra ülke dışına çıkarılmasını istiyor. Bazı Amerikalı yetkililer, nihai anlaşmanın İran’ın nükleer programının tasfiyesiyle sonuçlanacağını savunuyor.</p>

<p>İran ise zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasına sıcak bakmıyor. Tahran yönetimi, stokun İran sınırları içinde seyreltilerek düşük zenginlik seviyesine indirilmesini istiyor.</p>

<p>Son taslakta uranyumun İran içinde seyreltilmesi seçeneğine yer verildiği, bunun uygulanma yönteminin 60 günlük müzakere sürecinde kararlaştırılacağı aktarılıyor.</p>

<p>Bu farklılık, anlaşmanın kalıcı hâle gelmesinin önündeki en önemli sorunlardan biri olarak görülüyor.</p>

<h2>Bölgedeki silahlı gruplara destek de masada</h2>

<p>ABD yönetimi, anlaşmanın yalnızca nükleer faaliyetlerle sınırlı kalmasını istemiyor.</p>

<p>Washington, İran’ın Orta Doğu’daki silahlı gruplara verdiği mali ve askerî desteğin sona ermesini kalıcı barışın şartlarından biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Amerikalı yetkililer, anlaşmanın İran, Körfez ülkeleri, İsrail ve Lübnan’ı içine alan daha geniş bir güvenlik düzenlemesine dönüşebileceğini savunuyor.</p>

<p>İran ise bölgedeki askerî üslerin ve yabancı güçlerin varlığının sona erdirilmesini talep ediyor. Taslağın daha önce yayımlanan bazı sürümlerinde ABD güçlerinin İran çevresindeki bölgelerden çekilmesi yönünde maddeler bulunduğu ileri sürülmüştü.</p>

<h2>Lübnan konusu yeni anlaşmazlık yarattı</h2>

<p>İran, Lübnan’daki çatışmaların da anlaşma kapsamına alınmasını istiyor.</p>

<p>ABD yönetimi, daha geniş bir bölgesel uzlaşmanın Lübnan’ı da kapsayabileceğini açıklarken İsrail bu yaklaşıma karşı çıktı. İsrail yönetimi, ABD ile İran arasındaki mutabakatın tarafı olmadığını ve Lübnan’daki askerî faaliyetlerini sürdürebileceğini belirtti.</p>

<p>Bu durum, ABD-İran anlaşması imzalansa bile bölgedeki bütün çatışmaların hemen sona ermeyebileceğini gösteriyor.</p>

<p>İran’ın Lübnan ve bölgedeki müttefikleri hakkındaki tavizleri, nihai anlaşma görüşmelerinin en zor başlıklarından biri olacak.</p>

<h2>Anlaşma petrol ve altın fiyatlarını nasıl etkiler?</h2>

<p>Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, küresel petrol arzına ilişkin endişeleri azaltabilir.</p>

<p>İran’ın petrol ihracatına dönmesi ve tanker geçişlerinin normale yaklaşması, petrol fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Enerji fiyatlarının gerilemesi, taşımacılık maliyetleri ile küresel enflasyon açısından da rahatlatıcı olabilir.</p>

<p>Buna karşılık anlaşmanın gecikmesi veya görüşmelerin yeniden bozulması, petrol ve doğal gaz fiyatlarında sert yükselişlere yol açabilir.</p>

<p>Jeopolitik gerilimin azalması güvenli liman talebini zayıflatabileceği için altın fiyatlarında kısa vadeli satış baskısı görülebilir. Ancak anlaşmanın uygulanmasına ilişkin belirsizlikler devam ettiği sürece altının tamamen gündemden çıkması beklenmiyor.</p>

<h2>Anlaşma neden henüz kesinleşmedi?</h2>

<p>Tarafların temel başlıklar üzerinde yakınlaşmasına rağmen uygulama konusunda önemli görüş ayrılıkları devam ediyor.</p>

<p>Uranyumun İran’da tutulup tutulmayacağı, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerde ücret alınıp alınmayacağı, yaptırımların ne hızla kaldırılacağı ve Lübnan’ın anlaşmaya dahil edilip edilmeyeceği henüz kesinleşmedi.</p>

<p>İran içerisindeki bazı sertlik yanlısı grupların da ABD ile yapılacak anlaşmaya karşı çıktığı bildiriliyor. Tahran yönetimi bu nedenle metnin iç siyasi ve hukuki sonuçlarını değerlendiriyor.</p>

<p>ABD tarafı ise İran’ın taahhütlerini yerine getirmemesi durumunda ekonomik ve askerî baskının yeniden artırılabileceği mesajını veriyor.</p>

<h2>ABD-İran anlaşmasında son durum ne?</h2>

<p>14 Haziran 2026 itibarıyla taraflar bir mutabakat zaptı üzerinde büyük ölçüde yakınlaşmış durumda. Ancak İran’ın nihai onayı ve karşılıklı imzalar henüz resmî olarak doğrulanmadı.</p>

<p>Taslağın kabul edilmesi hâlinde Hürmüz Boğazı ticari gemilere açılacak, ABD deniz ablukasını kaldıracak, İran petrolüne geçici yaptırım muafiyeti tanınacak ve dondurulmuş varlıkların bir bölümü serbest bırakılacak.</p>

<p>İran ise nükleer silah üretmemeyi, uranyum zenginleştirmeyi geçici olarak durdurmayı ve nükleer tesislerini genişletmemeyi kabul edecek.</p>

<p>En tartışmalı nükleer, bölgesel güvenlik ve yaptırım konuları 60 günlük yeni müzakere döneminde çözüme kavuşturulmaya çalışılacak.</p>

<p>Bu nedenle gündemdeki metni nihai barış anlaşmasından çok, çatışmaları sona erdirme ve kapsamlı anlaşmaya ulaşma yolunda hazırlanmış geçici bir diplomatik çerçeve olarak değerlendirmek gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/abd-iran-anlasmasinda-son-durum-hurmuz-bogazi-acilacak-yaptirimlar-esnetilecek</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 13:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/amerika-iran.jpg" type="image/jpeg" length="96492"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bill Gates Epstein dosyasında ifade verdi: “Beni özel hayatımla tehdit etmeye çalıştı”]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/bill-gates-epstein-dosyasinda-ifade-verdi-beni-ozel-hayatimla-tehdit-etmeye-calisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/bill-gates-epstein-dosyasinda-ifade-verdi-beni-ozel-hayatimla-tehdit-etmeye-calisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jeffrey Epstein dosyasında yıllardır tartışılan bağlantılar, Washington’da yapılan kritik bir kapalı oturumla yeniden gündemin merkezine yerleşti. Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates, ABD Temsilciler Meclisi Denetleme Komitesi’nin Epstein soruşturması kapsamında düzenlediği oturumda ifade verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Küresel kamuoyunun yakından takip ettiği oturumda Gates, Epstein ile geçmişte kurduğu ilişkiye dair soruları yanıtladı. Milyarder iş insanı, Epstein ile tanışmasının küresel sağlık projeleri için bağış sağlama amacıyla gerçekleştiğini, ancak bu temasın daha sonra kendisi için “ciddi bir muhakeme hatası” olduğunu söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates’in ifadesinde en dikkat çeken bölüm ise Epstein’in kendisine şantaj girişiminde bulunduğu iddiası oldu. Gates, Epstein’in evlilik dışı ilişkilerine dair bilgileri ve bu bilgilere eklediği bazı yalanları kendisine karşı baskı aracı olarak kullanmaya çalıştığını belirtti.</span></p>

<h2><span>Epstein dosyasında Bill Gates dönemi</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Jeffrey Epstein dosyası, yalnızca ABD’de değil dünya genelinde yıllardır tartışılan en büyük suç dosyalarından biri olarak kabul ediliyor. Epstein, 18 yaş altındaki kız çocuklarına cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturma suçlamalarıyla yargılanırken, bağlantılı olduğu ünlü isimler nedeniyle dosya sürekli kamuoyunun gündeminde kaldı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates’in adı da Epstein ile geçmişte yaptığı görüşmeler nedeniyle uzun süredir tartışılıyordu. Gates, daha önce de bu ilişki nedeniyle pişmanlık duyduğunu açıklamıştı. Ancak Kongre oturumunda verdiği ifade, ilişkinin içeriğine ve Epstein’in baskı girişimlerine dair yeni ayrıntılar ortaya koydu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates, Epstein ile ilk temasının 2011 yılında gerçekleştiğini söyledi. Bu dönemde Epstein’in, küresel sağlık çalışmalarına büyük bağışlar bulabileceği yönünde bir izlenim verdiğini belirten Gates, görüşmelerin bu nedenle başladığını aktardı.</span></p>

<h2><span>“Onunla görüşmem büyük bir hataydı”</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates, Kongre’ye sunduğu açılış konuşmasında Epstein ile görüşmesini açık biçimde hata olarak nitelendirdi. Gates’e göre Epstein, çevresindeki güçlü isimlerle bağlantı kurarak kendisine meşruiyet alanı yaratmaya çalışan biriydi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates, Epstein ile temasının bağış ve hayırseverlik projeleri çerçevesinde başladığını, ancak zamanla bu kişinin vaat ettiği hiçbir şeyi gerçekleştirmediğini gördüğünü söyledi. Bu nedenle ilişkiyi 2014 yılında tamamen sonlandırdığını belirtti.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates’in bu açıklaması, Epstein ile ilişkisinin 2011-2014 yılları arasında sürdüğünü ve daha sonra kesildiğini gösteriyor. Ancak bu üç yıllık dönem, soruşturma komitesinin en çok mercek altına aldığı başlıklardan biri olmaya devam ediyor.</span></p>

<h2><span>Şantaj iddiası: “İhanetlerimi bana karşı kullandı”</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Oturumun en çarpıcı kısmı, Gates’in Epstein’in kendisine yönelik baskı girişimlerine dair anlattıkları oldu. Gates, Epstein’in özel hayatına ilişkin bazı bilgilere ulaştığını ve bunları kendisiyle yeniden iş ilişkisi kurmak için koz olarak kullanmaya çalıştığını söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates’e göre Epstein, evlilik dışı ilişkilerine dair bilgileri, üzerine bazı yalanlar ekleyerek kendisine karşı kullanmak istedi. Gates, bu girişimin amacının kendisini Epstein ile yeniden temas kurmaya zorlamak olduğunu savundu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Milyarder iş insanı, bu baskının başarısız olduğunu belirterek Epstein ile iş ortaklığına dönmediğini ifade etti. Gates, özel hayatına dair hatalarını kabul ederken, bunların Epstein ile yürüttüğü görüşmelerle bağlantılı olmadığını vurguladı.</span></p>

<h2><span>“Adasına, çiftliğine, malikanesine hiç gitmedim”</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates, ifadesinde Epstein’in mülklerine gittiği yönündeki iddiaları da net bir dille reddetti. Gates, Epstein’in Karayipler’deki adasına, New Mexico’daki çiftliğine ya da Florida’daki malikanesine hiçbir zaman gitmediğini söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates ayrıca Epstein’in suç teşkil eden eylemlerine tanıklık etmediğini, bu tür faaliyetlere hiçbir şekilde katılmadığını ve kimseyi mağdur etmediğini ifade etti.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu açıklamalar, Gates’in savunmasının en önemli bölümlerinden biri oldu. Çünkü Epstein dosyasında kamuoyunun en çok merak ettiği başlıklardan biri, ünlü isimlerin Epstein’in mülklerindeki faaliyetlerden haberdar olup olmadığı ya da bu faaliyetlere katılıp katılmadığıydı.</span></p>

<h2><span>“Hiç kimseyi mağdur etmedim”</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates, komiteye sunduğu açıklamada kendisiyle ilgili en ağır iddiaları reddederek, hiçbir mağduriyet yaratmadığını söyledi. Epstein’in kendisiyle daha kişisel ve yakın bir bağ kurmak için çaba göstermiş olabileceğini kabul eden Gates, buna hiçbir zaman karşılık vermediğini savundu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates’in bu sözleri, dosyanın kamuoyundaki algısı açısından da dikkat çekti. Çünkü Epstein ile aynı çevrede görünmek, yıllardır birçok ünlü isim için ağır bir itibar krizine dönüşmüş durumda.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates ise ifadesinde, bu ilişkinin kendisi için büyük bir hata olduğunu kabul etmekle birlikte, Epstein’in suçlarından haberdar olmadığını ve herhangi bir yasa dışı eyleme dahil olmadığını yineledi.</span></p>

<h2><span>2011’de başladı, 2014’te bitti</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates’in anlatımına göre Epstein ile ilişkisi 2011 yılında başladı. Gates, Epstein ile “güvenilir profesyonel çevreler” aracılığıyla tanıştığını ve ilk etapta küresel sağlık alanındaki hayırseverlik projelerine kaynak sağlanabileceğini düşündüğünü söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ancak zaman içinde Epstein’in vaat ettiği bağışları sağlayamayacağını anladığını belirten Gates, 2014 yılında teması tamamen kestiğini ifade etti.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bu noktada Gates’in en çok eleştirilen yönü, Epstein’in 2008’de cinsel suçlardan mahkum olmasına rağmen 2011 sonrasında onunla görüşmüş olması. Gates, ifadesinde Epstein’in geçmişteki mahkumiyetini bildiğini ancak suçlarının boyutunu o dönemde tam olarak kavramadığını savundu.</span></p>

<h2><span>Gates Vakfı da mercek altında</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Epstein dosyasındaki tartışmalar yalnızca Bill Gates’in kişisel ilişkileriyle sınırlı kalmadı. Gates Vakfı’nın Epstein ile temasları da kamuoyunun gündemine geldi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates, Epstein’in hiçbir zaman Gates Vakfı’nın çalışmalarında rol almadığını, vakfın projelerinde belirleyici olmadığını ve hayırseverlik faaliyetlerinde bir aktör haline gelmediğini söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Buna karşın, Epstein ile yapılan görüşmelerin vakfın itibarına zarar verdiğini kabul etti. Güncel haberlerde Gates Vakfı’nın geçmiş Epstein temaslarına ilişkin dışarıdan bir inceleme başlattığı da aktarılıyor.</span></p>

<h2><span>Komitede kapalı oturum yapıldı</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates’in ifadesi kamuya açık bir duruşmada değil, kapalı oturumda alındı. ABD Temsilciler Meclisi Denetleme Komitesi, Epstein dosyasındaki temas ağını ve federal kurumların bu dosyayı nasıl ele aldığını araştırıyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Komite daha önce Epstein ile bağlantılı farklı isimlerin de ifadesine başvurmuştu. Gates’in ifadesi ise soruşturmanın en yüksek profilli aşamalarından biri olarak görülüyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Kapalı oturumların ardından Kongre tutanaklarının daha sonra kamuoyuna açıklanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle Gates’in ifadesinin tamamı ilerleyen günlerde daha ayrıntılı şekilde gündeme gelebilir.</span></p>

<h2><span>Epstein dosyası neden yeniden gündemde?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Jeffrey Epstein, yıllarca reşit olmayan kız çocuklarına cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturma suçlamalarıyla gündemde kalmıştı. 2019 yılında tutuklu bulunduğu New York’taki Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’nde ölü bulunmuştu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Resmi açıklamalarda Epstein’in ölümünün intihar olduğu belirtilse de dosya üzerindeki tartışmalar hiçbir zaman tamamen bitmedi. Özellikle bağlantılı olduğu iş insanları, siyasetçiler, akademisyenler, sanatçılar ve kraliyet ailesinden isimler kamuoyunun ilgisini canlı tuttu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD’de Adalet Bakanlığı ve FBI’ın incelemeleri sonucunda, ünlü isimlerden oluşan sistematik bir “müşteri listesi” tutulduğuna dair kanıt bulunamadığı açıklanmıştı. Ancak dosyada adı geçen kişiler ve Epstein ile bağlantıları hâlâ siyasi ve toplumsal tartışmaların merkezinde yer alıyor.</span></p>

<h2><span>Gates hakkında suçlama var mı?</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Güncel haberlerde Bill Gates’in Epstein dosyası kapsamında herhangi bir suçla itham edilmediği belirtiliyor. Gates’in Kongre’de verdiği ifade, daha çok Epstein ile geçmişteki temasları, görüşmelerin amacı ve bu ilişkinin nasıl sona erdiği üzerine yoğunlaştı.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates, ifadesinde suç teşkil eden bir eyleme tanık olmadığını, Epstein’in mülklerine gitmediğini ve hiç kimseyi mağdur etmediğini söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bununla birlikte, Epstein ile ilişki kurmuş olması Gates’in kamuoyundaki imajı açısından ciddi bir tartışma yaratmayı sürdürüyor. Gates de bu ilişkiyi defalarca “hata” olarak nitelendirdi.</span></p>

<h2><span>İtibar krizi derinleşti</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates, uzun yıllardır teknoloji dünyasının en bilinen isimlerinden biri olmasının yanı sıra küresel sağlık, aşı, yoksullukla mücadele ve eğitim projeleriyle de öne çıkan bir figür. Ancak Epstein bağlantısı, Gates’in yıllar içinde inşa ettiği hayırsever imajı üzerinde ciddi bir gölge oluşturdu.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Gates’in Epstein ile temasının ardından bazı organizasyonlarda daha geri planda kaldığı, kamuoyundaki eleştirilerin ise özellikle son dosya açıklamalarıyla yeniden arttığı belirtiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Kongre’de verdiği ifade, Gates açısından bu tartışmalara yanıt verme ve kendisini doğrudan savunma fırsatı olarak görüldü.</span></p>

<h2><span>Sonuç: Gates pişmanlığını yineledi, suçlamaları reddetti</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Bill Gates’in ABD Kongresi’nde verdiği ifade, Epstein dosyasında yeni bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Gates, Epstein ile görüşmesini büyük bir hata olarak kabul etti ancak herhangi bir suç teşkil eden eyleme katılmadığını, Epstein’in mülklerine gitmediğini ve kimseyi mağdur etmediğini söyledi.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>En çarpıcı açıklama ise Epstein’in Gates’in özel hayatına dair bilgileri şantaj amacıyla kullanmaya çalıştığı iddiası oldu. Gates’e göre Epstein, evlilik dışı ilişkilerine dair bilgileri ve bazı yalanları kendisine karşı baskı aracı haline getirmeye çalıştı ancak bu girişim başarısız oldu.</span></p>

<p><span>Epstein dosyası yıllar sonra bile ABD siyasetinin, iş dünyasının ve kamuoyunun en tartışmalı başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Gates’in ifadesi de bu dosyanın henüz kapanmadığını ve güçlü isimlerin geçmiş bağlantılarının hâlâ mercek altında olduğunu bir kez daha gösterdi.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/bill-gates-epstein-dosyasinda-ifade-verdi-beni-ozel-hayatimla-tehdit-etmeye-calisti</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 15:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/06/bill-gates.jpg" type="image/jpeg" length="85586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD–İran Gerilimi Piyasaları Sarsıyor: Küresel Risk İştahı Dalgalı Seyrediyor]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/abd-iran-gerilimi-piyasalari-sarsiyor-kuresel-risk-istahi-dalgali-seyrediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/abd-iran-gerilimi-piyasalari-sarsiyor-kuresel-risk-istahi-dalgali-seyrediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel finans piyasaları 1 Haziran 2026 haftasına jeopolitik gerilimlerin gölgesinde başladı. ABD ile İran arasında devam eden siyasi ve askeri tansiyon, özellikle enerji piyasaları üzerinden dünya ekonomisini etkilerken, yatırımcıların risk iştahı dalgalı bir seyir izliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p class="isSelectedEnd"><span>Son günlerde artan haber akışı, petrol fiyatlarından hisse senetlerine kadar birçok varlık sınıfında sert hareketlere yol açtı. Uzmanlara göre piyasalar, bir yandan olası barış görüşmelerine dair iyimserliği fiyatlarken diğer yandan çatışma riskinin devam etmesi nedeniyle temkinli davranıyor.</span></p>

<h2><span>Petrol ve Enerji Piyasalarında Sert Dalgalanma</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD–İran hattındaki gerilimin en büyük etkisi enerji piyasalarında hissediliyor. Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan petrol sevkiyatına ilişkin endişeler, arz güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Brent petrol fiyatları, zaman zaman 90 dolar bandının üzerine çıkarak yatırımcıları tedirgin ediyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Enerji uzmanlarına göre bu bölgedeki en küçük bir askeri hareketlilik bile küresel petrol fiyatlarında hızlı sıçramalara neden olabiliyor. Bu durum hem enflasyon beklentilerini artırıyor hem de merkez bankalarının faiz politikalarını doğrudan etkiliyor.</span></p>

<h2><span>Küresel Borsalarda Karışık Seyir</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Jeopolitik riskler nedeniyle küresel borsalarda net bir yön oluşmuş değil. Asya ve Avrupa piyasalarında gün içinde dalgalı hareketler görülürken, ABD vadeli endekslerinde de yatırımcıların temkinli duruşu dikkat çekiyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Analistler, teknoloji hisselerindeki güçlü bilançoların piyasaları desteklediğini ancak jeopolitik risklerin bu yükselişi sınırladığını belirtiyor. Özellikle yapay zekâ ve çip sektöründeki şirketler endeksleri ayakta tutan ana unsur olarak öne çıkıyor.</span></p>

<h2><span>Altın ve Dolar Güvenli Liman Olarak Öne Çıkıyor</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Belirsizlik dönemlerinde olduğu gibi yatırımcıların güvenli liman arayışı bu dönemde de artmış durumda. Altın fiyatlarında zaman zaman yükseliş görülürken, dolar endeksi de güçlü seyrini koruyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Uzmanlara göre piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın faiz politikası kadar Orta Doğu’daki gelişmelere de odaklanmış durumda. Bu nedenle kısa vadeli fiyatlamaların tamamen haber akışına bağlı olduğu ifade ediliyor.</span></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2><span>Türkiye Ekonomisine Yansımalar</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>ABD–İran geriliminin Türkiye açısından en kritik etkisi enerji maliyetleri üzerinden hissediliyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş, ithalat faturalarını artırırken enflasyon üzerinde de yukarı yönlü baskı oluşturuyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Ekonomistler, Türkiye’nin cari açık ve enerji bağımlılığı nedeniyle bu tür jeopolitik krizlerden doğrudan etkilendiğini belirtiyor. Bu nedenle piyasalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) atacağı adımları da yakından takip ediyor.</span></p>

<h2><span>Uzmanlardan “Dalgalı Dönem” Uyarısı</span></h2>

<p class="isSelectedEnd"><span>Finans analistleri, piyasaların kısa vadede net bir yön bulmasının zor olduğunu ifade ediyor. ABD–İran hattındaki gelişmelerin yanı sıra küresel veri akışı ve merkez bankalarının açıklamaları da fiyatlamaları etkiliyor.</span></p>

<p class="isSelectedEnd"><span>Uzmanlara göre önümüzdeki günlerde piyasalarda “yüksek oynaklık” devam edecek. Özellikle enerji fiyatları, enflasyon verileri ve diplomatik gelişmeler yatırımcıların ana gündem maddeleri olmaya devam edecek.</span></p>

<p><span>Küresel piyasalar şu an için iki zıt senaryo arasında sıkışmış durumda: Bir yanda diplomatik çözüm beklentisi, diğer yanda ise gerilimin tırmanma ihtimali. Bu denge bozulmadığı sürece risk iştahındaki dalgalanmanın sürmesi bekleniyor.</span></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/abd-iran-gerilimi-piyasalari-sarsiyor-kuresel-risk-istahi-dalgali-seyrediyor</guid>
      <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 18:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/03/trump-3.jpg" type="image/jpeg" length="57426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lassa Salgınında Ölü Sayısı 190'a Çıktı]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/lassa-salgininda-olu-sayisi-190a-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/lassa-salgininda-olu-sayisi-190a-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batı Afrika ülkesi Nijerya, ölümcül Lassa ateşi salgınıyla mücadele etmeye devam ediyor. Ülkede yıl başından bu yana Lassa ateşi nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısının 190’a yükseldiği açıklandı. Sağlık yetkilileri, özellikle ölüm oranındaki artışın ciddi bir risk oluşturduğunu belirterek vatandaşlara uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><span class="align-baseline cursor-pointer entity-underline hover:entity-accent inline"><span class="whitespace-normal">Nijerya Hastalık Kontrol Merkezi</span></span> tarafından yapılan açıklamada, salgının farklı eyaletlerde yayılmayı sürdürdüğü ve sağlık ekiplerinin teyakkuz halinde olduğu ifade edildi.</p>

<h3>Ölüm oranı yükseldi</h3>

<p>Yetkililerin paylaştığı verilere göre, Lassa ateşine bağlı ölüm oranı geçen yılın aynı döneminde yüzde 19,1 seviyesindeyken bu yıl yüzde 25,2’ye çıktı. Yeni vaka sayılarında kısmi düşüş görülmesine rağmen, hastaların sağlık kuruluşlarına geç başvurması ve bazı sağlık çalışanlarının da enfekte olması endişeyi artırıyor.</p>

<h3>Kemirgenlerle temas uyarısı</h3>

<p>Lassa ateşi genellikle enfekte farelerin dışkısı veya idrarıyla temas sonucu insanlara bulaşıyor. Hastalık ayrıca insandan insana da yayılabiliyor. Uzmanlar, yüksek ateş ve iç kanama gibi ciddi belirtilere yol açabilen hastalığın ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetkililer, vatandaşlardan yiyecekleri açıkta bırakmamalarını, hijyen kurallarına dikkat etmelerini ve fare gibi kemirgenlerle temastan kaçınmalarını istedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Yaşam</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/lassa-salgininda-olu-sayisi-190a-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 12 May 2026 08:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/05/lassa-salgini.webp" type="image/jpeg" length="70942"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Netanyahu'ya Çifte Darbe: Yolsuzluk Davası ve Savaş Krizi]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/netanyahuya-cifte-darbe-yolsuzluk-davasi-ve-savas-krizi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/netanyahuya-cifte-darbe-yolsuzluk-davasi-ve-savas-krizi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail Başbakanı Netanyahu'nun yolsuzluk davası pazar günü yeniden görülecek. İran Dışişleri Bakanı duruma ilişkin çarpıcı açıklamalar yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun siyasi kariyeri, hem uluslararası alanda yaşanan gerilimler hem de iç politikadaki yolsuzluk suçlamaları nedeniyle kritik bir dönemece girmiş durumda. İran ile yaşanan savaş nedeniyle ertelenen Netanyahu yolsuzluk davası, geçici ateşkes sonrasında yeniden başlayacak. Bu gelişme, İsrail siyasetinde yeni tartışmaları beraberinde getiriyor.</p>

<p>İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin konuya ilişkin yaptığı açıklamalar, bölgedeki diplomatik dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Erakçi'nin Netanyahu'nun hukuki durumuna ilişkin yorumları, uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.</p>

<h2>İsrail Yargı Sisteminin Normalleşme Süreci</h2>

<p>İsrail yargı sistemi, haftalardır süren savaş durumu nedeniyle olağanüstü kısıtlamalar altında faaliyet gösteriyordu. Geçici ateşkes anlaşmasının devreye girmesiyle birlikte, mahkemeler normal işleyişlerine dönmeye başladı. Bu durum, Netanyahu'nun yolsuzluk davasının da yeniden gündem başına taşınması anlamına geliyor.</p>

<p>Yargı sisteminin normalleşme süreci, sadece Netanyahu davası açısından değil, İsrail toplumunun genel hukuki yapısı için de kritik önem taşıyor. Savaş koşullarında ertelenen birçok dava, önümüzdeki dönemde yeniden görülmeye başlanacak.</p>

<h2>Uluslararası Diplomatik Hesaplaşmalar</h2>

<p>İran Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları, bölgesel güçlerin Netanyahu'nun iç siyasi durumunu yakından takip ettiğini gösteriyor. Erakçi'nin ateşkes ve Netanyahu'nun hukuki durumu arasında kurduğu bağlantı, diplomatik hesaplaşmaların ne kadar karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ABD'nin bölgedeki rolüne ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekici. İran'ın, Amerika'nın Netanyahu'ya verdiği desteği eleştirirken, bunun ABD ekonomisine zarar verebileceği uyarısında bulunması, küresel güç dengelerindeki hassasiyeti yansıtıyor.</p>

<h2>İsrail İç Siyasetinde Yeni Dinamikler</h2>

<p>Netanyahu yolsuzluk davası sadece bir hukuki süreç değil, aynı zamanda İsrail iç siyasetinin geleceğini belirleyecek kritik bir gelişme. Savaş döneminde geri planda kalan yolsuzluk suçlamalarının yeniden gündeme gelmesi, koalisyon hükümetinin istikrarını etkileyebilir.</p>

<p>İsrail kamuoyunun bu konudaki tutumu da merak konusu. Savaş koşullarında ulusal birlik önceliği ile hukuki hesap verebilirlik arasındaki denge, toplumsal tartışmaların odak noktasını oluşturuyor. Opposition partileri, davanın adaletli bir şekilde sonuçlanması için baskılarını artırıyor.</p>

<h2>Bölgesel Etkilerin Analizi</h2>

<p>Bu gelişmelerin sadece İsrail ile sınırlı kalmayacağı açık. Ortadoğu'nun en tartışmalı liderlerinden biri olan Netanyahu'nun hukuki durumu, bölgedeki tüm aktörlerin stratejilerini etkileyecek. Özellikle Lübnan, Suriye ve Filistin topraklarındaki durum, İsrail'in iç siyasi istikrarından doğrudan etkileniyor.</p>

<p>İran'ın bu konudaki proaktif yaklaşımı, Tahran'ın bölgesel stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Netanyahu'nun zayıflamasının İran'ın bölgedeki konumunu güçlendirebileceği hesabı, diplomatik manevralarının arkasındaki temel motivasyonu oluşturuyor.</p>

<p>Sonuç olarak, Netanyahu'nun yolsuzluk davası tek başına bir hukuki süreç olmaktan çıkarak, bölgesel güç mücadelesinin önemli bir bileşeni haline gelmiş durumda. Pazar günü başlayacak duruşmalar, sadece İsrail için değil, tüm Ortadoğu için kritik sonuçları olan gelişmeleri tetikleyebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Kenti // Haber Servisi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/netanyahuya-cifte-darbe-yolsuzluk-davasi-ve-savas-krizi</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 20:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/04/netanyahuya-cifte-darbe-yolsuzluk-davasi-ve-savas-krizi.jpg" type="image/jpeg" length="37526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hizbullah Liderinden İlk Açıklama: "Düşmana Teslim Olmayacağız"]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/hizbullah-liderinden-ilk-aciklama-dusmana-teslim-olmayacagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/hizbullah-liderinden-ilk-aciklama-dusmana-teslim-olmayacagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıların başlamasının ardından ilk kez kamuoyuna seslendi. Kasım, her koşulda direniş sürdüreceklerini ve teslim olmayacaklarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Kasım'dan Sert Mesaj</h2>

<p>İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının tırmanmasının ardından sessizliğini bozan Naim Kasım, İsrail-ABD ittifakına karşı kararlılıklarını net bir dille ortaya koydu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kasım, İsrail'in Lübnan'a yönelik son saldırılarının önceden planlanmış olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:</p>

<blockquote>
<p><i>"Saldırganlıkla karşı karşıyayız. Seçeneğimiz, ne kadar fedakarlık gerekirse gereksin buna karşı koymak ve teslim olmamak. Haklarımızı savunmaktan çekinmeyeceğiz ve düşmana teslim olmayacağız. Saldırganlıkla mücadele edeceğiz, bu bizim için hayati bir savunmadır ve hedeflerimize ulaşana kadar devam edecek."</i></p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Cephede Çatışmalar Sürüyor</h2>

<p>Açıklamanın geldiği gün Hizbullah, Lübnan'ın güneyindeki Khiam kenti yakınlarında İsrail kuvvetleriyle çatışmaya girdi. Bölgedeki gerilimin tırmandığı bu dönemde Kasım'ın açıklaması, örgütün tutumunu bir kez daha netleştirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/hizbullah-liderinden-ilk-aciklama-dusmana-teslim-olmayacagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/04/hizbullah-lideri-naim-kasimin-yegeni.jpg" type="image/jpeg" length="50921"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD ve İsrail'den Tahran'da Kritik Noktalara Hava Saldırısı]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/abd-ve-israilden-tahranda-kritik-noktalara-hava-saldirisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/abd-ve-israilden-tahranda-kritik-noktalara-hava-saldirisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD ve İsrail, İran'ın başkenti Tahran'da stratejik noktaları hedef alan bir hava saldırısı gerçekleştirdi. Şehid Beheşti Üniversitesi ve Mehrabad Havalimanı saldırının ana hedefleri oldu. Saldırılarda can kaybı yaşanmazken, olay yerinde bazı yaralanmalar meydana geldiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Tahran'da Kritik Noktalar Vuruldu</h2>

<p>ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırılarında, Tahran'daki önemli tesisler hedef alındı. Özellikle Şehid Beheşti Üniversitesi ve Mehrabad Havalimanı'na yönelik saldırılar, İran basınında geniş yer buldu. Yerel saatle 16.02'de gerçekleşen saldırılarda, üniversiteye ait bazı binaların hasar gördüğü, ancak can kaybı yaşanmadığı açıklandı. Patlamanın etkisiyle bazı çalışanların yaralandığı belirtildi.</p>

<h2>Diğer Hedefler: Mehrabad ve Telo Bölgesi</h2>

<p>Saldırılar sadece üniversite ile sınırlı kalmayarak, Mehrabad Havalimanı ve Tahran'ın kuzeydoğusundaki Telo bölgesini de kapsadı. Yetkililerin hasar tespit çalışmaları devam ederken, saldırıların boyutu hakkında henüz net bir bilgi paylaşılmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Buşehr'de İnsani Yardım Merkezi Vuruldu</h2>

<p>Öte yandan, Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) tarafından yapılan açıklamada, Buşehr eyaletinde bir yardım deposunun insansız hava aracı ile hedef alındığı bildirildi. Bu saldırıda, iki konteyner, iki otobüs ve çeşitli acil durum araçları kullanılamaz hale geldi. Saldırının insani yardım çalışmalarını olumsuz etkilediği vurgulandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>İhlas Haber Ajansı</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/abd-ve-israilden-tahranda-kritik-noktalara-hava-saldirisi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 18:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/haberkenti-com/uploads/2026/02/haber-logo.jpg" type="image/jpeg" length="31534"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump'tan İran'a "Taş Devri" Tehdidi: "2-3 Haftada Çok Sert Vuracağız"]]></title>
      <link>https://www.haberkenti.com/trumptan-irana-tas-devri-tehdidi-2-3-haftada-cok-sert-vuracagiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haberkenti.com/trumptan-irana-tas-devri-tehdidi-2-3-haftada-cok-sert-vuracagiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Trump, Ulusa Sesleniş konuşmasında İran operasyonunun dozunu artıracaklarını açıkladı. Elektrik santrali tehdidi, Hürmüz Boğazı çağrısı ve "32 gün" kıyaslamasının detayları haberimizde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>Trump: "İran'ı Taş Devri'ne Göndereceğiz" – Ulusa Sesleniş'ten Çarpıcı Mesajlar</h2>

<p>ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği Ulusa Sesleniş konuşmasında İran'a yönelik sürdürülen askeri operasyona ilişkin sert ve net mesajlar verdi. Operasyonun gidişatından memnuniyetini dile getiren Trump, önümüzdeki haftalarda saldırıların dozunun önemli ölçüde artacağını açıkladı.</p>

<h3>"2-3 Haftada Çok Sert Vuracağız"</h3>

<p>Askeri kapasitenin tam güçle devreye gireceğini vurgulayan Trump, süreç hakkında net bir takvim ortaya koydu: "Bu işi hızlı bitireceğiz, çok yakınız. Önümüzdeki 2-3 haftada çok sert vuracağız." ABD'nin İran'daki stratejik hedeflerini tamamlamak üzere olduğunu belirten Başkan, "Amerika'nın tüm askeri hedeflerini çok kısa bir süre içinde tamamlama yolundayız" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İran saldırılarında 13 Amerikan askerinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Trump, sürecin nihayete ermesinin an meselesi olduğunu da vurguladı.</p>

<h3>Elektrik Santrallerine Saldırı Tehdidi</h3>

<p>Trump, İran ile varılacak olası bir diplomatik çözüm için kapıyı tamamen kapatmadı; ancak anlaşmaya varılamaması halinde sivil altyapının hedef alınacağını açıkça duyurdu: "Eğer bu süre zarfında bir anlaşma sağlanamazsa elektrik santrallerinin her birini vuracağız." Bununla birlikte İran halkına fırsat tanımak istediklerini ifade eden Başkan, ülkenin petrol tesislerinin şu aşamada hedef alınmayacağını da belirtti.</p>

<p>Saldırıların genel amacını ise çarpıcı bir ifadeyle özetledi: "Bu saldırılarla İran'ı Taş Devri'ne geri göndereceğiz."</p>

<h3>"Petrol İhtiyacımız Kalmadı": Hürmüz Boğazı'nı NATO'ya Bıraktı</h3>

<p>Trump, konuşmasında ABD'nin Orta Doğu petrolüne olan bağımlılığının sona erdiğini savundu. Rusya ve Suudi Arabistan'ın toplam rezervlerinden daha fazla petrole sahip olduklarını öne süren Başkan, dünya ülkelerine sert bir mesaj verdi: "Gidin petrolünüzü alın."</p>

<p>Hürmüz Boğazı'nın güvenliği konusunda ise NATO'ya açık bir çağrı yaptı: "Hürmüz Boğazı üzerinden petrol alan ülkeler, o geçidi korumakla yükümlüdür. Onu ele geçirmeli ve değerini bilmelidirler. Bunu kolayca yapabilirler."</p>

<h3>"Sadece 32 Gündür Görevdeyiz"</h3>

<p>Trump, konuşmasının sonunda ABD'nin tarihsel savaşlarını rakamlarla sıralayarak İran operasyonunun hızını ön plana çıkardı. Vietnam Savaşı'nın 19 yılı, Irak Savaşı'nın ise 8 yılı aşkın sürdüğünü hatırlatan Başkan şöyle devam etti: "İran'daki operasyonda sadece 32 gündür görev yapıyoruz." Bu kıyaslama ile ABD'nin kısa sürede İran ordusuna ciddi hasar verdiğini iddia eden Trump, operasyonun rejimsiz geçmiş savaşlara kıyasla çok daha hızlı ilerlediğini vurguladı.</p>

<p>Trump, İran'ın ana hedefinin rejim değişikliği olmadığını yinelemekle birlikte, operasyonlar sonucunda yönetimin aldığı hasarın bu sonucu doğurabileceğini de ima etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://www.haberkenti.com/trumptan-irana-tas-devri-tehdidi-2-3-haftada-cok-sert-vuracagiz</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 08:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://haberkenticom.teimg.com/crop/1280x720/haberkenti-com/uploads/2026/04/trump-yine-tehdit-etti.webp" type="image/jpeg" length="19986"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
