Malezya Başbakanı Enver İbrahim, “Ülkeler arasında görüş ayrılıkları olacaktır ama bu, iletişimin sona ermesi anlamına gelmemelidir” dedi.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, Ankara’da bir otelde Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından gerçekleştirilen “Malezya ve Türkiye İlişkileri İçin Güç Kayması Stratejik Tercihler” konulu bir programa katıldı.
Başbakan İbrahim, ülkesi için önceliğin iyi yönetişim, ekonomik istikrar ve yolsuzlukla mücadele olduğunu belirterek Türkiye ile birçok konuda benzer görüşlere sahip olduklarını dile getirdi. Gazze konusunda Türkiye’nin “vicdanın sesi” olduğunu belirten İbrahim, küresel siyasette tek taraflı eğilimlerin risk oluşturduğunu vurguladı ve buna rağmen diyalog ile diplomatik angajmandan vazgeçilmemesi gerektiğini ifade etti.
Ayrıca, Türkiye ile Malezya’nın birçok konuda benzer hassasiyetlere sahip olduğunu vurgulayan İbrahim, iki ülkenin tarih, kimlik ve kültüre bağlı kalırken modern teknolojiyi de yakından takip ettiğini aktardı.
“Türkiye, Gazze’de aklın ve vicdanın sesi oldu”
Gazze’de yaşananlara dair değerlendirmede bulunan İbrahim, Türkiye’nin bu süreçte uluslararası alanda öne çıkan ülkelerden biri olduğunu belirterek, “Türkiye, Gazze halkına yönelik işlenen ağır insan hakları ihlallerini cesaretle dile getirerek aklın ve vicdanın sesi oldu” dedi.
“Tek taraflı politikalar küresel istikrar için risk”
Programın soru-cevap bölümünde, küresel siyasette “Trumpism” olarak tanımlanan tek taraflı politik eğilimlerin artışı hakkında bir soru üzerine konuşan İbrahim, bu eğilimin yalnızca ABD iç siyasetini değil, uluslararası sistemi de etkileyen bir boyuta ulaştığını ifade etti. İbrahim, “Uluslararası hukuk ve kuralların dışında kalan tek taraflı girişimler, hangi ülkeden gelirse gelsin istikrarsızlık yaratır. Bu nedenle bizim ilkesel duruşumuz nettir: Kararlar uluslararası hukukla uyumlu olmalı ve hiçbir ülke büyük ya da küçük kendi başına hareket ederek diğerlerinin egemenliğini zedelememelidir” değerlendirmesinde bulundu.
“Halkın iradesi esas alınmalı”
Malezya’nın Venezuela konusunda aldığı tutuma değinen İbrahim, “Venezuela’da da aynı ilkeyi savunduk. Halkın iradesi esas alınmalı ve dış müdahalelerden kaçınılmalıdır” dedi. Bu tür tek taraflı yaklaşımların, özellikle Küresel Güney ülkelerinde endişeyle karşılandığını dile getiren İbrahim, “Dünyanın birçok bölgesinde binlerce insanın hayatını etkileyen krizler yaşanıyor. Böyle bir dönemde uluslararası sistemin güven verici, tutarlı ve öngörülebilir olması gerekir” ifadelerini kullandı.
“İtiraz ederiz ama ilişkileri koparmayız”
Malezya’nın eleştirel olduğu politikalara rağmen diyalogdan vazgeçmediğini vurgulayan İbrahim, “Biz pozisyonumuzu açıkça ortaya koyuyoruz. Ancak bu, ilişkileri koparmak anlamına gelmez. Diplomasiyi sürdürmek zorundayız. Bu, akılcı ve sorumlu devlet yönetiminin gereğidir” dedi. İbrahim, “Ülkeler arasında görüş ayrılıkları olacaktır ama iletişimin sona ermesi anlamına gelmemelidir” şeklinde konuştu. Malezya içinde zaman zaman ilişkilerin tamamen kesilmesini savunan radikal görüşlerin bulunduğunu belirten İbrahim, bu yaklaşımı doğru bulmadıklarını ifade ederek, “Bazen duygusal tepkilerle ilişkilerin kesilmesi çağrıları yapılabiliyor. Fakat bu gerçekçi bir dış politika değildir” dedi.
İbrahim, bu nedenle ABD ile diyaloğun sürdürüldüğünü, eleştirilerin ise açık bir dille ifade edildiğini kaydetti.
“Malezya ve Türkiye birlikte hareket etmeli”
Malezya’nın hem ABD hem de Çin ile ilişkilerini sürdürdüğünü hatırlatan İbrahim, güç dengelerini dikkatli ve gerçekçi şekilde yönettiklerini söyledi. Türkiye ile işbirliğine de ayrı bir önem verdiklerini vurgulayan İbrahim, “Belirsizliğin arttığı bu dönemde geri çekilmek yerine birlikte hareket etmeliyiz. Malezya ve Türkiye’nin ortak akıl ve işbirliğiyle hareket etmesi önemlidir” dedi.
İhlas Haber Ajansı

