Kış mevsimiyle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanıyor.
Soğuk algınlığının en yaygın viral hastalıklardan biri olduğunu ifade eden Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, antibiyotik kullanımı konusunda uyarı yaparak, “Soğuk algınlığı viral bir enfeksiyondur ve tedavisi genellikle semptomlara yöneliktir. Hastalığa neden olan etken virüs olduğu için antibiyotikler etkili değildir ve gereksiz kullanımından kaçınılmalıdır” dedi.
Kapalı ortamlar riski artırıyor
Güven Çayyolu Tıp Merkezi İç Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Irmak Sayın Alan, havaların soğumasıyla birlikte soğuk algınlığı vakalarında artış yaşandığını vurguladı. Soğuk algınlığı çoğu zaman hafif seyretse de günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. Doç. Dr. Alan, özellikle kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığı kış aylarında virüslerin yayılımının daha da kolaylaştığını belirtti.
Soğuk algınlığının temel nedeninin virüsler
Soğuk algınlığının temel nedeninin virüsler olduğunu vurgulayan Alan, en sık rinovirüslerin sorumlu olduğunu, bunun yanı sıra koronavirüsler, adenovirüsler ve RSV gibi başka virüslerin de tabloya yol açabileceğini ifade etti. “Soğuk algınlığı, her yaş grubunda görülebilen ancak özellikle çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha sık karşılaştığımız bir enfeksiyondur. Kış aylarında kapalı ve kalabalık ortamlarda bulunma süresinin artması, bulaş riskini belirgin şekilde yükseltir. Damlacık yoluyla ve kirli yüzeylere temas sonrası virüsler kolayca yayılabilir” diye konuştu.
Yetersiz beslenme, düzensiz uyku
Bağışıklık sisteminin zayıflamasının, soğuk algınlığına yakalanma riskini artıran en önemli faktörlerden birisi olduğunu kaydeden Alan, sözlerine şöyle devam etti: “Yetersiz ve dengesiz beslenme, düzensiz uyku, yoğun stres ve kronik hastalıklar bu riski daha da yükseltiyor. Çocukların kreş ve okul ortamlarında sık temas halinde olması, sigara kullanımı ve sigara dumanına maruz kalmak da enfeksiyonlara karşı savunma mekanizmalarını zayıflatır. Mevsim geçişleri ve soğuk hava şartları da, soğuk algınlığının kış aylarında daha sık görülmesini açıklayan önemli etkenler arasında yer almaktadır.”
Soğuk algınlığı belirtileri
Soğuk algınlığı belirtilerinin, virüsle temas sonrası genellikle 1-3 gün içinde başlayabileceğini belirten Doç. Dr. Alan, “En sık karşılaşılan şikayetler burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve hapşırmadır. Boğaz ağrısı, hafif öksürük ve geniz akıntısı da tabloya sıkça eşlik edebilir. Bazı hastalarda halsizlik, baş ağrısı ve hafif ateş görülebilir. Ateş genellikle yüksek değildir, ancak çocuklarda daha belirgin seyredebilir. Çoğu vakada belirtiler 7-10 gün içinde geriler” ifadelerini kullandı.
Gereksiz kullanımından kaçının
Soğuk algınlığının viral bir enfeksiyon olduğunun altını çizen Alan, antibiyotiklerin bu hastalıkta etkili olmadığını ve gereksiz kullanımının ciddi sorunlara yol açabileceğini önemle vurguladı. Tedavide temel amacın belirtileri hafifletmek olduğunu ifade eden Alan, yeterli istirahat, bol sıvı tüketimi ve dengeli beslenmenin iyileşme sürecinde önemli rol oynadığını belirtti. “Burun tıkanıklığı için deniz suyu veya serum fizyolojik içeren spreyler, ortam havasının nemlendirilmesi ve ılık duş, solunum yollarını rahatlatabilir. Belirtilerin uzaması, yüksek ateşin eşlik etmesi, şiddetli boğaz ağrısı veya genel durumun bozulması durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. Alan, antibiyotik kullanımına karşı uyararak, “Soğuk algınlığı viral bir enfeksiyondur ve tedavisi genellikle semptomlara yöneliktir. Hastalığa neden olan etken virüs olduğu için antibiyotikler etkili değildir ve gereksiz kullanımından kaçınılmalıdır” dedi.
İhlas Haber Ajansı