İzmir’de Yeraltı Sularının Kontrolsüz Kullanımı Çökme Riski Taşıyor

Editör
4 Dakika Okuma
İzmir’de Yeraltı Sularının Kontrolsüz Kullanımı Çökme Riski Taşıyor

TÜBA Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in Çöküşü Hakkında Uyardı

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’de yer altı sularının kontrolsüz kullanımı ile kentin çökmesine sürüklendiğini belirterek, önlem alınmazsa 50 yıl içinde deniz suyunun Basmane’ye kadar ilerleyebileceği konusunda uyarıda bulundu.

Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu üyeleri, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ile bir araya gelerek İzmir ve Türkiye’nin büyüyen su ve enerji krizini değerlendirdi.

Platform Başkanı Yunus Karakaya, yöneticiler Oktay Karaçelik, Tekin Alptekin ve Cem Şeker ile birlikte yapılan toplantıda, özellikle İzmir’i tehdit eden kuraklık, yer altı suyu kullanımı ve çökme riski hakkında dikkat çekici analizler yapıldı.

Toplantıda söz alan Prof. Dr. Doğan Yaşar, İzmir’in uzun vadede karşı karşıya olduğu en büyük tehdidin “çökme” olduğunu belirterek, şehrin bu gerçeği bugüne kadar göz ardı ettiğini ifade etti. Ahmet Piriştina’dan bu yana görevdeki belediye başkanlarının su tasarrufu ve Körfez konularında yeterli adım atmadığını dile getiren Yaşar, Aziz Kocaoğlu, Tunç Soyer ve Cemil Tugay ile görüşme fırsatı bulamadığını, uyarılarını mektup yoluyla iletmek zorunda kaldığını aktardı.

42 yıldır denizler ve İzmir Körfezi üzerine çalışan bir akademisyen olduğunu hatırlatan Yaşar, Körfez ile ilgili en kapsamlı bilimsel çalışmayı 1998 yılında gerçekleştirdiklerini, 1999’dan beri de kamuoyunu sürekli olarak uyardığını dile getirdi. Büyük Kanal Projesi sonrasında Körfez’in temiz suyla desteklenmesi halinde yüzülebilir hale geleceğini, ancak derelerin betonlanması ve yanlış çevre uygulamaları nedeniyle bunun imkansız olduğunu vurguladı.

İzmir’in ciddi bir su krizi ile karşı karşıya bulunduğunu kaydeden Yaşar, 2000 yılında yüzde 60 olan su kayıp-kaçak oranının yıllar içerisinde azalmasına rağmen hâlâ yüzde 35 seviyesinde olduğunu belirtti. Kentte kullanılan suyun yaklaşık yüzde 80’inin yer altı kuyularından elde edildiğine dikkat çeken Yaşar, kuyu derinliklerinin 600 metreden 1200 metreye kadar indiğini, bunun Manisa Ovası başta olmak üzere tüm bölgenin altını boşalttığını ifade etti.

Kuraklığın yalnızca çevresel bir sorun olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Yaşar, “Enflasyon, ekonomik kriz, enerji krizi, balıkların yok oluşu ve hatta savaşların temelinde kuraklık yatıyor” dedi. Tarihî süreçte büyük göçlerin ve toplumsal kırılmaların da kuraklık dönemlerinde yaşandığına dikkat çekti.

“Deniz Suyu Basmane’ye Kadar Gelebilir”

İzmir’de çökme sürecinin sessiz ama sürekli bir şekilde ilerlediğini belirten Yaşar, dikkat çekici bir uyarıda bulunarak, “İzmir’in en büyük sorunu ne ulaşım ne de Körfez’in kokması ya da kirlilik. Uzun vadede tek bir sorun var: Çökme. Eğer önlem alınmazsa 50-60 yıl sonra deniz suyu Basmane’ye kadar gelebilir. Alsancak’ta bugün hissedilen kanalizasyon kokularının nedeni de boruların deniz seviyesinin altına inmeye başlamasıdır” şeklinde konuştu.

Cakarta ve Mexico City örneklerini veren Yaşar, bu kentlerde yılda 10-15 santimetre çökme yaşandığını, çözüm olarak bazı bölgelerin tamamen boşaltıldığını ifade etti. Yer altı sularının stratejik bir rezerv olduğuna dikkat çeken Yaşar, kaçak kuyuların mutlaka engellenmesi gerektiğini vurgulayarak, Türkiye genelinde tahminen 550 bin kuyu bulunduğunu, bunların 120 bininin kaçak olduğunu belirtti.

Toplantıya ilişkin değerlendirmede bulunan Temiz Toplum Temiz Gelecek Platformu Başkanı Yunus Karakaya, uyarıların artık göz ardı edilemeyecek bir noktaya geldiğini ifade etti. Karakaya, “Bu mesele siyasi tartışmaların ötesindedir. İzmir’in altı boşalıyor ve biz hâlâ günü kurtarmaya çalışıyoruz. Bilimin söylediklerini dikkate almazsak, çocuklarımıza yaşanabilir bir şehir bırakamayacağız.” dedi.

Karakaya ayrıca, suyun plansız kullanımının sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına aldığını vurgulayarak, “Bugün atılmayan her adım, yarın çok daha ağır bedellerle karşımıza çıkacak.” ifadelerini kullandı.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş