Hamilelikte Demir Eksikliği Anne ve Bebek Sağlığını Tehdit Ediyor

4 Dakika Okuma

Demir Eksikliği Hamilelikte Ciddi Riskler Taşıyor

Anne ve bebek sağlığını doğrudan etkileyen demir eksikliğinin, hamilelik döneminde en yaygın karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merve Sarıkaya Eraslan, “Gebelikte artan demir ihtiyacının normal diyetle karşılanması mümkün olmayabilir. Bu nedenle, Gebelere Demir Destek Programı dahilinde her gebeye rutin takviye önerilmektedir” şeklinde belirtti.

Gebelikte vücudun kan hacminin yüzde 40-50 oranında artması, yaklaşık 1000 mg ek demir ihtiyacını gerektiriyor. Bu ihtiyacın karşılanmaması durumunda hem anne hem de bebek için ciddi riskler ortaya çıkabiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merve Sarıkaya Eraslan, bu konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu.

Op. Dr. Eraslan, durumun tek bir nedene bağlı olmadığını ifade ederek; “Artan plazma hacmi için gereken 1000 mg ek demir ihtiyacı, yetersiz depolar ve emilim problemleriyle birleştiğinde demir eksikliği kaçınılmaz hale geliyor. Normal diyetle bu ihtiyacın karşılanması genelde mümkün değildir” dedi.

**Anne ve bebeği bekleyen riskler**

Demir eksikliğinin hem anne hem de bebek üzerinde olumsuz etkilerinin bulunduğunu vurgulayan Dr. Eraslan, şu risklere dikkat çekti: “Annede; aşırı yorgunluk, enfeksiyonlara yatkınlık ve doğum sonrası kanama riskinde artış. Bebekte; prematürite yani erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve uzun dönemde nörogelişimsel sorunlar.”

**Belirtiler her zaman ortaya çıkmayabilir**

Halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı, nefes darlığı, saç dökülmesi ve soğuğa hassasiyetin en sık görülen belirtiler arasında olduğunu söyleyen Op. Dr. Eraslan, “Demir eksikliği uzun süre belirti vermeyebilir. Bu nedenle yalnızca şikayetlere değil, rutin kan tetkiklerine (Hemoglobin ve Ferritin) dayanmak gerekir. Ferritin düzeyinin 30 ng/mL’den düşük olması eksiklik kabul edilir” şeklinde uyarıda bulundu.

**C vitamini demir emilimini artırır**

Gebelikte yalnızca beslenmeyi kullanarak demir ihtiyacını karşılamanın genellikle mümkün olmadığını belirten Op. Dr. Eraslan, “Demirden zengin besinler kırmızı et, tavuk, hindi, balık, yumurta, kuru baklagiller (mercimek, nohut), yeşil yapraklı sebzeler (ıspanak, pazı), tam tahıllar, pekmez, ve kuruyemişler zengin kaynaklardır. C vitamini (portakal, limon) takviyelerin aç karnına alınması ve gün aşırı demir kullanımı demir emilimini artırır. Çay, kahve, süt ürünleri ve mide ilaçları (antiasitler) ise demir emilimini engeller” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanlığı’nın ‘Gebelere Demir Destek Programı’ kapsamında her gebeye rutin takviye önerildiğini aktaran Dr. Eraslan, uygulamanın esaslarını şöyle özetledi: “Başlangıçta genellikle 2. trimesterden (4. aydan) itibaren başlanır. Ancak eksiklik tespit edilmişse tanı konur konmaz başlanmalıdır. Kullanım şekli; Demir ilaçları gün aşırı ve aç karnına alınmalıdır.”

**Yan etkilerle başa çıkma yolları**

Gebelerin demir takviyesi kullanırken dikkat etmeleri gereken noktaları da dile getiren Eraslan, “Gebeler doğru dozda, doğru zamanda, engelleyicilerden uzak takviye kullanmaya özen göstermelidir. Yan etki durumunda hekimlerine bildirmeli ve takip ile izlem sürecini sürdürmelidirler” dedi.

Demir takviyelerinin bazı yan etkilerinin olduğunu hatırlatan Eraslan, “Bulantı, mide yanması ve en sık görülen yan etki olan kabızlık bazen hastaları zorlayabilir. Bu etkileri azaltmak için ilaçlar gün aşırı kullanılabilir, doz bölünebilir veya tolere edilemiyorsa akşamları hafif tok karnına alınabilir” tavsiyesinde bulundu.

**Doğumdan sonra da takip şart**

Demir ihtiyacının doğumda yaşanan kan kaybı ve emzirme süreci nedeniyle doğum sonrasında da devam ettiğini vurgulayan Eraslan, tedavinin ihmal edilmesinin annenin sağlık durumunu ve bebeğine bakım kapasitesini olumsuz etkileyebileceğini belirtti ve doğumdan sonraki süreçte de demir takibinin devam etmesi gerektiğinin altını çizerek sözlerini tamamladı.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version