Güzelhisar Kalesi’nin Geleceği, Hukuki Süreçlerin Etkisiyle Belirsizlikte Kalıyor

7 Dakika Okuma

Güzelhisar Kalesi Geleceğini Arıyor

Karadeniz’e hakim konumu, yüzyıllara dayanan tarihi ve kentin belleğindeki yeriyle Trabzon’un en özel alanlarından biri olan Güzelhisar Kalesi ve çevresi, bugün çok başlı hukuki süreçlerin gölgesinde geleceğini aramaktadır. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olarak öne çıkan ve yaklaşık bin 300 dönümlük alanı kapsayan bölge, şu anda işlevsiz bir görünüm sergilemektedir.

Doğal Doku ve Tarihsel Birikim

Trabzon’un limana hakim yamaçlarında, Karadeniz’e karşı kenti seyreden Güzelhisar Kalesi ve çevresi, doğal dokusu ve tarihsel birikimiyle kentin en dikkat çekici alanlarından biri olarak kendini göstermektedir. Tarih boyunca kentin en stratejik ve simgesel noktalarından biri olan Güzelhisar Kalesi, uzun yıllardır süren hukuki süreçlerin etkisi altında kalmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü, hazine ve çeşitli kurumlar arasında süren davalar, kamuoyunda “kent balkonu” olarak nitelendirilen alanın geleceğini belirsizliğe sürüklerken, bölgenin kamusal kullanımı da yıllardır mümkün olamamıştır. Ganita mevkiinde yer alan ve halen askeri bölge statüsünde bulunan alan, geçmişte Trabzon Belediyesi mülkiyetindeyken 1960 darbesinin ardından orduya devredilmiştir. Bu süreçten sonra başlayan mülkiyet tartışmaları ve davalar, Güzelhisar Kalesi ve çevresinin uzun süredir işlevsiz kalmasına yol açmıştır. Bir dönem askeri gazino olarak kullanılan tarihi kale ve çevresi, bugün aktif bir kamusal işleve sahip değildir. Alanın büyük bölümü askeri personel ve ailelerinin otoparkı olarak kullanılırken, Trabzon’un merkezindeki bu değerli bölge kamuoyunda “atıl bırakılan tarihi miras” olarak nitelendirilmektedir.

Venedik ve Cenevizlilerden Uzanan Tarih

Güzelhisar Kalesi’nin bulunduğu alan, Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlilerin imtiyaz alanları arasında yer almıştır. Tarihi kaynaklara göre, bölgede Venediklilere ait yapılar bulunmaktaydı. Osmanlı döneminde ise Trabzon Valisi Üçüncüzade Ömer Paşa burada bir saray inşa ettirmiştir. Osmanlı yapı geleneğinde kalıcı konut yapma yetkisinin devlete ait olması nedeniyle bu yapı merkezi yönetimin tepkisini çekmiştir. Hakkında padişaha ulaşan söylentilerin ardından Üçüncüzade Ömer Paşa, yaptırdığı sarayın bahçesinde idam edilmiştir. Bu olaydan sonra alan Osmanlı Devleti’ne geçmiş ancak uzun süre kullanılmamıştır. İdamın ardından bölgenin halk arasında “lanetli” olarak anıldığı, bu nedenle uzun yıllar tercih edilmediği ifade edilmektedir. Rus saldırıları döneminde askeri tabyaların yer aldığı alan, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte yeniden halkın kullanımına açılmıştır. 1960 darbesi sonrası ise tekrar askeri bölge haline gelmiştir.

Üçüncüoğlu Ailesi de Kaleyi İstiyor

Bölgeyle ilgili davalar yalnızca kamu kurumlarıyla sınırlı değildir. Osmanlı döneminde Trabzon Valiliği yapan Gümüşhaneli Üçüncüzade Ömer Paşa’nın mirasına dayanan bir hukuki süreç de yargı gündeminde bulunmaktadır. Üçüncüzade Ömer Paşa’nın torunları, söz konusu arazinin aile mirası olduğu iddiasıyla varisliklerinin tescili ve tapu kaydının kendileri adına yapılması talebiyle dava açmışlardır. Bu dava, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasında süren mülkiyet davalarıyla birlikte, Güzelhisar Kalesi ve çevresinin geleceğini belirsizlikte bırakan hukuki başlıklardan biri olarak öne çıkmaktadır.

Mecliste ‘Kent Balkonu’ Çağrısı

Ortahisar Belediyesi AK Parti Meclis Üyesi olan mimar Ufuk Hoş, belediye meclisi toplantısında yaptığı konuşmada Güzelhisar Kalesi ve çevresinin Trabzon için taşıdığı öneme dikkat çekmiştir. Hoş, alanı “Trabzon’un kent balkonu” olarak tanımlayarak, halkın bu bölgeden mahrum bırakıldığını belirtmiştir. Kent merkezindeki bu alanın, denizcilik temalı bir müze, açık hava etkinlik alanları ve tamamen yeşil bir kent parkı olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Ufuk Hoş, “Kale park tarihsel geçmişi ile Trabzon kentinin ismini aldığı yer. Tarih boyunca Trabzon kentinin temaşe alanı olarak kullanılmış, halkın üzerine piknik yaptığı, bir dönem tenis kortlarının olduğu, kentin kültür sanatının etkilendiği bir bölge. Şu anda kullanılmıyor ve atıl durumda. İyi bir değerlendirme ile tekrar Trabzon halkının kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. İçerisinde Trabzon kent sembolü olan denizcilikle ilgili bir müze de olabilir. Ancak çok fazla dokunulmadan, üzerindeki ağaçlar korunarak tamamen yeşil bırakılmalı ve halkın kullanımına açılmalıdır. Alan askeri bölge ama kullanılmıyor. Önceden askeriyenin gazinosu vardı içerisinde ama şu anda faaliyette değil. Askeriyenin orada bir yükü olduğunu düşünüyorum. Mülk, geçmiş dönemlerde Trabzon Belediyesi’nin mülküydü. Sonrasında askeri darbe sonrası ordu alana yerleşti. O yerleşim sonrası pek çok dava oluştu. Vakıflar Genel Müdürlüğü ile hazine arasındaki davalar devam ediyor. Hangisi kazanırsa kazansın mülkiyet onlarda kalmak şartıyla kullanım Trabzon halkına açılmalıdır” şeklinde konuşmuştur.

“Kent Kültürüne Geri Kazandırmalıyız”

“Mülkiyet kimde olursa olsun halkın kullanımına açılmalıdır” diyen Ufuk Hoş, “Trabzon İmparatorluğu döneminde Venedik ve Cenevizlerin imtiyaz alanlarından bir tanesi burasıdır. Üzerinde Venediklilere ait saraylar mevcuttu. Daha sonra Üçüncüzade Ömer Paşa orada bir saray yaptırmıştır. Osmanlı’nın yapı geleneğinde kalıcı konut yapmak sadece devlete ait bir şeydir. Padişahlar bile kalıcı konutları inşa edemez. Orada bir kalıcı konut yapıldığında Osmanlı idaresi tarafından uyarılmıştır. Osmanlı’nın merkezi yönetiminin zayıflamasından dolayı Ömer Paşa’nın burada kendine ait bir devlet oluşturacağı yönünde padişah 1. Mahmut’a dedikodular gitmiştir. Nihayetinde Üçüncüzade Ömer Paşa, kendi yaptırdığı sarayın bahçesinde idam edilmiştir. Ömer Paşa’nın malları paylaştırılmış, devlet evlatlarına bakmak için vakıf senedi oluşturulmuştur. Şu anda onun davası devam etmektedir. Ömer Paşa idamından sonra mülk Osmanlı devletine geçmiş ancak atıl kalmıştır ve kimse kullanmamıştır. Ömer Paşa’nın idamından sonra Trabzon halkı orayı lanetli bir alan olarak görmüş ve girmemiştir. Sonrasında Rus saldırıları sırasında Osmanlı’nın koruma amaçlı tabyalarının olduğu bir alana dönüşmüştür. Osmanlı Devleti yıkılıp Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra alan halkın kullanımına açılmıştır. 1960 yılındaki darbenin ardından tekrar orduya geçmiştir. Oranın belediye tarafından çoktan alınıp halkın kullanımına açılması gerektiğini düşünüyorum. Burada bir hukuki süreç devam edebilir. Mülkiyet kime geçerse geçsin hiç problem yok. Ortahisar Belediyesi, Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Üçüncüoğlu ailesi veya hazine kimin mülkiyetine geçerse geçsin, tüm birimler bunu mutlaka halkın kullanımına vermelidir. Çünkü orada bir mülkiyet oluşmaz. Zaten tescilli bir alan olarak, oraya getirip bir yapı yapamazsınız, böyle bir şeye kimse izin vermez. Trabzon’un çok değerli alanları ve arazileri var. Buraları kent kültürüne geri kazandırmalıyız” ifadelerini kullanmıştır.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version