Güneş enerjisiyle kendi enerjisini üreten Çankaya’daki Süleyman Bölünmez Camii, sosyal ve kültürel alanlarıyla dikkat çekiyor.

6 Dakika Okuma

Güneş panelleri ile kendi enerjisini üreten Ankara’nın Çankaya ilçesindeki Süleyman Bölünmez Eğitim Vakfı Camii, mimari yapısı, ibadet alanı ve sosyal alanları ile öne çıkıyor.

Çayyolu semtinde inşa edilen Süleyman Bölünmez Eğitim Vakfı Camii, kendi enerjisini üreten yapısı, mimarisi, kadınlara yönelik donanımlı alanları ve 25 bin kitap kapasiteli kütüphanesi ile dikkat çekiyor. Güneş enerjisi sistemi sayesinde tüm giderlerini karşılayan cami, ibadet alanının yanı sıra sosyal ve kültürel bir merkez olarak da hizmet vermektedir.

Çayyolu’nda cami ve kütüphane ihtiyacı doğrultusunda başlatılan çalışmanın, Süleyman Bölünmez’in katkılarıyla 2022’de temelinin atıldığını ve 2 yıl içinde tamamlandığını belirten Süleyman Bölünmez Eğitim Vakfı Camii Dernek Başkanı Muharrem Ek, İhlas Haber Ajansı muhabirine cami ile ilgili bilgiler sundu.

“220 panelden oluşan, 100 kilovat enerji üreten bir sistem kurduk”

Camilerdeki genel sorunların elektrik, su gibi giderler olduğunu ifade eden Muharrem Ek, “Cemaat tarafından karşılandığı için bu sürekli bir sorun haline geliyor. Biz yola çıkarken kendi kendini idame ettiren bir cami yapmak istedik. Elektrik giderleri yüksek olduğu için hem ısınmada hem soğutmada güneş enerjisi kullanmayı düşündük. Bu konuda araştırmalara başladık. Alan büyük olduğu için otopark üzerinde 220 panelden oluşan, 100 kilovat enerji üreten bir sistem kurduk. Dolayısıyla biz şimdi yazın soğutma, kışın ısıtma işlemlerini güneş enerjisinden elde ettiğimiz enerjiyle gerçekleştiriyoruz. Bu sayede cami kendi kendini destekliyor. Cami için yardım toplanmıyor ama yardım etmek isteyenler oluyor. Onları da yönlendiriyoruz. Ya Diyanet’e ya da derneğimizin resmi hesaplarına. Yardım yapmak istiyoruz diyenlere de engel olmuyoruz” şeklinde konuştu.

“2 bin kişiye kadar namaz kılabilecek alanımız var”

Cami yapımı için hem Selçuklu mimarisinden hem de kapısı ve minaresi için Mardin Şehidiye Camisi’nden esinlendiklerini dile getiren Muharrem Ek, “Genel olarak yapılan hatalar, küçük yerlerde kubbeli büyük camiler inşa edilmektedir. Biz de bunu göz önüne alarak küçük bir cami yaptık. Alanı biraz küçültüp çatılı bir yapı oluşturduk. Böylece hem ısınmada hem soğutmada hem de cemaati karşılayacak şekilde şu anda yeterli oluyor cami. Etrafını düzenlediğimizde 2 bin kişiye kadar namaz kılabilecek bir alanımız mevcut. Hayırseverlerimiz Mardinli olduğundan taşlar Mardin, Midyat’tan geldi. Minaremizde de biraz Mardin esintisi olması için Mardin Şehidiye Camisi’nin minaresinin aynısını yaptık. Zaten bunu tanıyanlar, burada Mardinli birisi var herhalde diyorlar” diye konuştu.

“Türkiye’de ilk defa böyle bir halı kullanıldı”

Muharrem Ek, caminin özel ahşap işçiliği ile dikkat çektiğini vurgulayarak, “Bilhassa kündekari işçiliği zor bir işçilik. Konya’da yapıldı. Orada bu işi severek yapan işçilerimiz var. Kapılarımız, minberimiz, kürsümüz her şeyimiz kündekari işçiliği. Camide biz sadeliği ön plana çıkarıyoruz. Taş ve ahşap kullandık. Kimyasal hiçbir malzeme yok. Halımız yüzde 100 yün halıdır. Halıda da iddialıyız. Türkiye’de ilk defa böyle bir halı kullanıldı. Saf çizgisi olmayan, bütün olmayan, parçalı bir halı kullandık. Deforme olduğunda değiştirilebilen, kirlendiğinde yıkanabilen bir halıdır. Özellikle caminin mimarisine uygun bir avize seçtik. Bu avizeler İstanbul’da cam sanatçısı tarafından üflenerek yapılmıştır. İçinde amber rengi ışık kullandık. Geceleri camimiz çok hoş bir ortam sunuyor. Gelen herkes çok huzurlu bir cami diyor. Hedeflediğimiz birçok noktaya ulaşabildik” dedi.

“Herhangi bir kadın buraya geldiğinde çok rahat bir şekilde abdest alıp ibadet yapabiliyor”

Lavabolara, tuvaletlere ve abdest alınan alanlara çok önem verdiklerini ifade eden Ek, “En büyük sorun camilerde özellikle kadınların abdest alması, lavaboya ulaşması zor. Genelde kadınlar caminin girişlerini bulmakta zorluk çekiyorlar. Burada kadınlara yönelik girişlerimiz var. Asansörlü giriş, merdivenli giriş. Şadırvanlarımız kadınlara özel yapıldı. Geniş alanlar, temiz, muhafazalı. Herhangi bir kadın buraya geldiğinde evinden çok daha rahat bir şekilde abdest aldıktan sonra asansörle namaz katına çıkarak huzurlu bir şekilde ibadetini yapıp ayrılabiliyor. Bu noktada çok olumlu tepkiler almakta olduğumuzu belirtmeliyim. Sosyal medyada camimiz tanıtıldığında binlerce yorum geldi. O yorumlar da bizi çok mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.

25 bin kitap kapasiteli kütüphane

İnsanlara huzurlu bir ibadet ortamı ve bunun yanında ilim yönünde de güzel bir kütüphane sunmanın mutluluğunu yaşadığını belirten Muharrem Ek, kütüphanede 25 bin kitabın bulunduğunu söyledi. Kütüphanenin profesyonel bir şekilde yönetilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığına devredildiğini ifade eden Ek, 3 memurun orada istihdam edildiğini de dile getirdi. Aynı zamanda, yüksek lisans yapanların ve doktora öğrencilerinin tercih ettiğini belirtti.

Ramazan’da iftar

Geçen sene Ramazan’da 30 gün boyunca herkese açık şekilde iftar verildiğini söyleyen Muharrem Ek, insanların birbirleriyle kaynaştığı güzel bir Ramazan yaşadıklarını ifade etti. Talep yoğunluğu nedeniyle bu sene Ramazan’da da iftarların devam edebileceğini kaydetti.

“Cami, namaz kıldıktan sonra kapatılıp gidilen bir yer olmamalı”

Aynı zamanda Muharrem Ek, şu ifadelere yer verdi: “Biz bu camiyi yaparak örnek olmak istedik. Bir cami nasıl olmalı? Cami, namaz kıldıktan sonra kapatılıp gidilen bir yer olmamalıdır. 24 saat açık, yaşanılabilir bir yer olmalıdır. Kütüphane olmalı, insanların ihtiyaçlarını karşılayacak bir ortam oluşturulmalıdır. İnsanlar camiye geldiğinde buradan ayrılamamalıdır. Dolayısıyla biz şu anda Türkiye’ye bu caminin örnek olduğunu düşünüyoruz. Meyveler de vermeye başladı. Şu anda Ankara’da aynısının bir benzeri tamamlandı. 3 proje için de ruhsatlar alındı. Aynı sistemde 3 cami daha inşa edilmektedir. Bu açıdan mutluyuz, örnek olduğumuzu düşünüyoruz.”

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version