Down sendromlu bebek sonrası hekim tazminata mahkum edildi, HEKİMSEN durumu eleştirdi.

Editör
4 Dakika Okuma
Down sendromlu bebek sonrası hekim tazminata mahkum edildi, HEKİMSEN durumu eleştirdi.

Gebelikte ikili ve üçlü tarama testlerini yazılı olarak reddeden hastanın, down sendromlu doğan bebek sonrası açtığı davada hekimin 77 milyon lira tazminata mahkum edilmesi tepkiye yol açtı.

Adli Tıp Kurumu’nun “hekim hatası yok” raporuna rağmen bu kararın alındığını belirten HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, “Bu kabul edilemeyen bir mesele” dedi.

HEKİMSEN Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, hekime verilen cezayı eleştirdi.

Kurban, “Bir insanın 77 milyon lirayı ödeyip ödeyemeyeceği meselesi bir kenara, bu kadar ceza nasıl haklı görülebilir? Adli tıp kurumunun olumsuz raporuna rağmen nasıl malpraktis (hatalı tıbbi uygulama) yapmış olarak kabul edilir ve buna ceza kesilir, bunları konuşmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Olayın detaylarına ilişkin bilgi veren Kurban, 35 yaşındaki bir hastanın gebeliğinin 14. ve 17. haftalarında yapılması gereken ikili ve üçlü tarama testlerini reddettiğini ancak doğumun ardından bebeğin down sendromlu olması üzerine ailenin tazminat davası açtığını ifade etti.

Adli tıp kurumu raporunun hekim lehine olmasına rağmen verilen kararı hukuka aykırı bulduklarını vurgulayan Kurban, “İşin garip tarafı şu, adli tıp kurumunun verdiği rapora rağmen, ’burada hekim hatası yoktur’ demesine rağmen hekime ceza kesiliyor. Bu kabul edilemeyen bir mesele” değerlendirmesinde bulundu.

Bir hekim, istenmeyen bir şeyi yaptıramaz

Kurban, hekimin hastanın istemediği hiçbir işlemi zorla yaptırma yetkisine sahip olmadığını belirterek, “Biz her ne kadar hekimler olarak buna katılmasak da, aşı da, kişinin vereceği tahlillerde tamamen kişinin talep etmesiyle uygulanabiliyor. Bunun dışında hastaya hiçbir test ya da girişim yapılamaz. Dolayısıyla da bu konuda bir hekim sorumlu tutulamaz. Bir hekim, istenmeyen bir şeyi yaptıramaz” dedi.

Hekimimizi savunacağız

Kararın istinaf sürecinde olduğunu ve HEKİMSEN olarak davayı üstlendiklerini bildiren Uzm. Dr. Kurban, “HEKİMSEN olarak bu davayı üstlendik ve hekimimizi savunacağız. Üyemiz olmamasına rağmen, hekim arkadaşımız olduğu için bunu yapıyoruz. Yargıtay aşaması da var. Yargıtay’a rağmen bu ceza kalırsa bilemiyorum, hekim arkadaşımız bu cezayı nasıl ödeyecek” ifadelerini kullandı. Tıbbi hataların göz ardı edilmesini istemediklerini ancak cezaların ölçülü olması gerektiğini kaydeden Kurban, malpraktis davalarında hükmedilen tazminatların ödenemez boyutlara ulaştığını belirtti. Tıbbi hatalardaki tazminat yükünü ölümlü trafik kazalarındaki yaptırımlarla karşılaştıran Kurban, istenmeyen sonuçların her zaman hekimden kaynaklanmadığını, teknik aksaklıklar veya diğer personelden kaynaklı sorunların da söz konusu olabileceğini ifade etti.

Özel sektördeki hekimlerin koruma mekanizması yok

Kamuda çalışan hekimlerin yönetmeliklerle kısmen korunduğunu, üniversite personelinin ise soruşturma izninin üniversite komisyonlarına bağlı olduğunu aktaran Kurban, “Malpraktis davaları kamuda biraz tatmin edilmiş durumda. Yönetmelikle devlet tarafından kısmen ödenirken, özel sektörde bir koruma mekanizması yok. Özel sektördekiler tamamen bu parayı ceplerinden ödemek zorundalar. Malpraktis davaları, üniversitede çalışan personele karşı açılamıyor. İlgili savcılık, öyle bir davayı üniversitenin ilgili komisyonlarına sevk ediyor ve orada takip ediliyor. Üniversitelerin, kamunun ve özel sektörün malpraktis uygulamaları farklı” dedi.

Yasa tasarımızla bu sorunları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz

Kurban, sendika olarak hazırladıkları ve Sağlık Bakanlığına sundukları “Hekimlik Meslek Kanunu Tasarısı” ile malpraktis davaları, deontoloji ve özlük hakları konusunda adaletli bir standart getirmeyi amaçladıklarını sözlerine ekleyerek, “Bunu Bakanlığımıza da kısmen tanıttık, onlar da olumlu buldular. İnşallah bundan sonraki süreçte daha da geliştirerek milletimiz için kullanıma sunacağız. Hekime uygulanacak bütün uygulamaları adaletli ve düzgün bir şekilde, tecrübemizle olaya kümülatif bakarak çözdüğümüzü düşünüyoruz. Malpraktisi de deontolojiyi de tabip odalarını sorunlarını da bunun gibi cezaları da özlük haklarıyla ilgili bütün bilgi ve verileri de en ideal, en adaletli şekilde hazırlayarak devletimizin onayına ilettik. İnşallah onaylanır ve bir daha böyle problemler yaşanmaz” şeklinde konuştu.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş