Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna’daki ateşkes sonrası deniz güvenliği için Türkiye’nin rolünü vurguladı.

7 Dakika Okuma

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna’da muhtemel bir ateşkes sonrasında deniz güvenliğinin sorumluluğunu Türkiye’nin üstlenmesi gerektiğini belirtti. Fidan, “Karadeniz’in güvenliğinin Karadeniz’de en büyük filosu bulunan NATO üyesi olarak Türkiye’nin sorumluluğunda olmasından daha doğal bir konu yok.” dedi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Paris’te düzenlenen Ukrayna Konulu Gönüllüler Koalisyonu toplantısına katıldı. Fidan, Paris’te Suriye ve Ukrayna’ya dair temaslarının ardından Türkiye’nin Paris Büyükelçiliği’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“İsrail, Suriye ve ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ediyoruz”

Fidan, Paris’te gerçekleşen Gönüllüler Koalisyonu zirvesinin yanı sıra Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin Fransa ziyareti kapsamında yaptığı temaslar hakkında bir soruya yanıt vererek, “Bugün Paris’te çok yoğun bir gün geçirdik. Şu anda büyükelçiliğimizdeyiz. Suriye Dışişleri Bakanı Sayın Şeybani, bir üçlü görüşme için Paris’te bulunuyordu; İsrail, Suriye ve Amerika arasındaki müzakereler amacıyla. Biz bu müzakereleri başından beri çok yakından takip ediyoruz. Sürekli hem Suriye tarafıyla hem de Amerika tarafıyla istişare halindeyiz. Bu görüşme sonrası kendisiyle buluştuk ve iki konuyu detaylıca görüştük; hem bugün yapılan müzakerelerde hangi aşamaya gelindi hem de birkaç gün önce YPG ile yaptıkları görüşmelerde hangi sonuçlara ulaştılar veya ulaşmadılar, bunları ele aldık.” şeklinde konuştu.

Fidan, “Daha sonra (ABD’nin Türkiye Büyükelçisi) Tom Barrack ile bir araya geldim. O da bu görüşmelerde Amerika’yı temsilen Suriye Özel Temsilcisi sıfatıyla bulunmaktaydı, Amerikan heyetinin başında. Ondan da bugünkü yapılan üçlü görüşmelerin seyrine ilişkin bilgi aldık, görüşlerimizi aktardık, bir sonraki görüşme alınan kararları etraflıca ele aldık.” dedi.

“İsrail’in Somaliland’da son yaptığı, bölme tabanlı istikrarsızlık yayma projelerinden biri”

Suriye’de İsrail’in provokatif eylemlerine ilişkin bir değerlendirme yapan Fidan, “Bu provokatif eylemler, İsrail’in bölgede geniş çaplı yürüttüğü yayılmacı ve bölücü politikanın bir uzantısı, biz bunu görüyoruz. Gerekli tespitlerin yapılması, bu tespitlerin analiz edilip gerekli tedbirlerin alınması bölge istikrarı açısından son derece önemli. Bu hem bölge ülkeleriyle beraber yapılması gereken bir davranış, hem de Amerika’nın bu konuda oynayabileceği önemli roller var. Özellikle İsrail’in Somaliland’da yaptığı son hareket de bölgedeki toprak tabanlı, bölme tabanlı istikrarsızlık yayma projelerinden biri. Bunu çok net görüyoruz. Suriye bizim hemen yan komşumuz olduğu için orada olan her şey bizi yakından ilgilendiriyor. Umarım herkes için memnuniyet verici, bölgeye istikrar getirecek bir müzakereler ve anlaşma zemini buluruz.” şeklinde konuştu.

“Ukrayna’da kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız”

Paris’te gerçekleştirilen Gönüllüler Koalisyonu zirvesine ilişkin değerlendirmede bulunan Fidan, “Bugünkü zirve önemli bir zirveydi. Cumhurbaşkanımızı temsilen katıldık Liderler Zirvesi’ne. Ülkelerle birlikte burada Avrupa Birliği, NATO gibi kurumların yöneticileri de vardı ve önemli konular tartışıldı. Şunun altını çizmekte fayda var; Son 4 yıldır devam eden bu savaşta bence kalıcı bir barışa oldukça yakın bir durumdayız. En azından barışın anahtarı olan birkaç alanın detaylı şekilde tartışıldığını görüyoruz. Türkiye’nin de süreç içerisinde katkıları var.” dedi.

Fidan, Ukrayna’da muhtemel bir barış antlaşmasının sadece savaşı bitiren bir anlaşma olmayacağını vurgulayarak, “Bu anlaşma, aynı zamanda yeni dönemde Rusya ile Avrupa arasındaki barışın modalitelerini de uzun dönemli belirleyecek bir anlaşma olacak. Aynı zamanda Rusya’nın bölge politikalarını da bundan sonra belirleyecek kapsamlı bir anlaşma olacağını değerlendiriyorum.” şeklinde sözlerine devam etti.

“Karadeniz’in güvenliğinin Türkiye’nin sorumluluğunda olmasından daha doğal bir konu yok”

Bugün zirvede tartışılan meselelere ilişkin bilgi veren Fidan, “Askeri komutanlarının sürekli devam eden hazırlıkları var, biliyorsunuz, onlar bize bir sunum yaptılar. Geldiğimiz noktada barış anlaşmasının imzalanması durumunda, ateşkes imzalandığı andan itibaren ateşkesin gözetlenmesi, daha sonra Ukrayna’nın caydırıcı durumda tutulması ve ateşkesin bozulması durumunda alınabilecek askeri tedbirler nelerdir, kime hangi görev düşüyor, ne türden perspektifler var; bunlar çok detaylı tartışıldı.” diye belirtti.

Muhtemel bir barış gerçekleşirse oluşturulacak deniz unsurunun sorumluluğunun Türkiye tarafından üstlenilmesi gerektiğine dikkat çeken Fidan, “Bu konuda önemli mesafeler kat edildiğini düşünüyorum. Karadeniz’in güvenliğinin, Karadeniz’de en büyük filosu bulunan NATO üyesi olarak Türkiye’nin sorumluluğunda olması konusunda daha doğal bir konu yok. Umuyorum barış anlaşması en kısa sürede imzalanır ve daha fazla insan kaybının önüne geçilir, bölge istikrar kazanır.” şeklinde konuştu.

“Yaraların sarılması konusunda Türkiye’den daha mahir bir ülke yok”

Fidan, “Diğer oturumda da barış antlaşmasının imzalanmasını müteakip, Ukrayna ekonomisinin nasıl ayağa kalkacağı ve diğer sorunlarının nasıl giderileceği konusunda görüşler ortaya kondu. Cumhurbaşkanımız bu konuda son derece hassas. Yaraların sarılması açısından Türkiye’den daha mahir bir ülke yok. Hem kendi yaralarımıza hem de muhtaçların yaralarını sarmada oldukça iyiyiz. Ekonomik yatırımlar, iş adamlarımızın becerisi, özellikle altyapı anlamında son derece önemli. Barışın gelmesiyle beraber ekonomik canlanmanın ve kalkınmanın sağlanmasında Türkiye büyük bir rol oynayacak.” dedi.

Değerlendirmelerinde, ikili görüşmelerin de yapıldığını ve diğer devlet başkanlarıyla önemli konuları ele aldıklarını dile getiren Fidan, Avrupa Birliği yetkilileriyle gündemi ilgilendiren konuları değerlendirdiklerini belirtti.

“Bölgemizde böl, parçala, yut veya yönet tarzı politikalar artık geride kaldı”

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın bugün Somaliland’a yaptığı provokatif ziyarete ilişkin düşüncelerini dile getiren Fidan, “Tanıma olayı ilk gerçekleştiğinde Türkiye olarak buna ciddi bir karşı duruş sergiledik ve bölgedeki dost ve kardeş ülkelerle ortak bir açıklama yaptık. Egemen bir ülkenin toprağını parçalamaya yönelik davranışların kabul edilemeyeceğini ve bölgemizde böl, parçala, yut veya yönet tarzı politikaların artık geride kaldığını, bölge ülkelerinin dayanışma içerisinde buna geçit vermeyeceğini ifade ediyoruz. Somaliland’ın uzun zamandır Somali’deki merkezli hükümetle iç problemlerin bulunduğunu, bunu çözmeye çalıştıklarını da belirttim. Hatta kendi bakanlığımızda bununla ilgilenen bir arabulucu büyükelçimiz mevcut.” dedi.

“Somaliland’i tanıya tanıya İsrail’in tanıması, bir gayrimeşruluğu temsil ediyor”

Fidan, “Somaliland’in statüsü, Somali açısından uzun süre tartışılan bir konu. Biz Birleşmiş Milletler kararları, politikamız ve diğer uluslararası teamüller çerçevesinde Somali’nin toprak bütünlüğünü her zaman sonuna kadar savunduk. Barışçıl bir şekilde kendi sorunlarını halletmelerini bekledik. Ancak, Somaliland’ı tanıya tanıya İsrail’in tanıması, oldukça hakları olsa da aslında bir gayrimeşruluğu temsil ediyor. Yani İsrail gibi gayrimeşruluğun merkezi olan bir aktör, Somaliland’ın her tarafına destek verse ne olur?” şeklinde ifade etti.

Fidan, İsrail’in bu hamlesiyle jeostratejik açıdan bir güç göstermeye çalıştığını da sözlerine ekledi.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version