DEM Parti Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları, “Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür” dedi.
Hatımoğulları, partisinin grup toplantısında konuştu. Hatımoğulları, 27 Şubat’ta daha yılın başında demokratik toplum ve barış eksenli asrın çağrısının gerçekleştiğini belirterek, “Abdullah Öcalan yaptığı bu çağrıyla barış için büyük bir imkan sundu. PKK de çağrıya uyarak kendini feshetti, silahlı mücadele yerine demokratik mücadeleyi esas alacağını tüm dünya kamuoyuna duyurdu. Dünya şahittir. Kürt halkı ve özgürlük hareketi barış iradesini çelikten bir duruşla ortaya koydu. Bu duruşu da sürdürmektedir. Parti olarak bizler de bütün çabamızı barışa, rotamızı demokrasiye, umudumuzu, adalet içinde bir geleceğe yönlendirdik. Mücadeleyi ve müzakereyi bu eksen etrafında yürüttük. Meclis’te tüm Türkiye kamuoyunun yakından takip ettiği üzere bir komisyon kuruldu. Komisyon önemli dinlemeler gerçekleştirdi. Akabinde beklenen İmralı ziyaretini de yaptı. Ve Kürt meselesinde tarihi bir eşikten atlandığını ifade ettik. İktidar ve devlet 2025’teki bu gelişmelere yakışacak adımları ve toplumsal beklentileri ne yazık ki henüz karşılayamadı. Artık adım atma zamanı. Barışı gerçekleştireceğimize, demokrasiyi bu topraklara armağan edeceğimize yürekten inanıyoruz, kendimize güveniyoruz ve bizler bu güvenle 2026’ya adım attık. Bu yıl bizler biliyoruz ki bu anlamıyla hepimize çok büyük görev ve sorumluluklar düşmektedir. Bakın 2026’da barış ve demokrasiyi eş zamanlı olarak büyütme ile karşı karşıyayız. Böyle bir sorumlulukla karşı karşıyayız. Türkiye’de yaşanan sorun şu: Barış için ortaya çıkan tarihi imkan, somut adımlarla karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış, açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. Dört parti olarak şunun altını ısrarla çiziyoruz: Barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz. Bu süreç, niyet beyanıyla değil, Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebilir. Yapılması gerekenler somut, ilk aşamada hızlıca bazı adımlar atılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.
Hatımoğulları, Venezuela’da yaşananlara atıfta bulunarak, “ABD’nin Venezuela’ya saldırıları, kullandığı yöntemler, hukuku resmen tanımaması 21. yüzyılda emperyalizmin gelebileceği sınırları göstermektedir. Bunu kabul etmek mümkün değildir. Venezuela’da yaşananlar uyuşturucu söylemleriyle meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Latin Amerika yeniden arka bahçe olarak ilan ediliyor. Ne bir halkın egemenliğini hedef alan dış kuşatma ne de bir halkı baskıya mahkum eden bir yönetim anlayışı kabul edilebilir. Çözüm ikisi de değildir. Çözüm, Venezuela halkının özgür iradesini kullanabileceği bir ortamın sağlanmasıyla mümkündür. Bu zorba düzeni kabul etmiyoruz. Demokratik dünya pekala mümkündür. Emperyalist güçlerin dünyayı 3. büyük savaşa sürüklemesini durdurmanın yolu enternasyonalist barış hareketini örgütleyebilmekten geçer. Milyonlarca insan açlık ve yoksullukla karşı karşıya ve haklarını aramak için meydanlarda. Son protestolarda onlarca sivil katledilmiştir. Saldırılar yoğunlaşıyor. Bunu kabul etmek asla mümkün değildir. Başta İran ve Türkiye olmak üzere bu iki ülke emperyalistler tarafından oynanan oyunları bozmak istiyorsa bunun için atılacak adımlar bellidir: İçerideki baskılara son vermek. Evinizin içini düzeltmeniz, halklarla barışmanız gerekiyor. Bu hakikat tüm Orta Doğu ülkeleri için geçerlidir” dedi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Hatımoğulları, DEM Parti ile Cumhurbaşkanı’nın görüşmesine ilişkin, “Randevu talebi var ama henüz netleşmedi” ifadelerini kullandı. SDG konusunda Hatımoğulları, “Suriye’deki gelişmelerin Türkiye’yi etkilediğinin farkındayız. Barış ve demokratik toplum süreci devam ediyor. En sağlıklı şekilde devam etmesinin önemli buluyoruz. Burada sağlıklı bir ilerlemenin kaydedilmesi, bunun Suriye’ye de olumlu yansıması olacaktır. Bugün SDG ile Suriye Geçici Yönetimi görüşme gerçekleştirdi. Burada mutabakat arayışı karşılıklı olarak devam ediyor. Burada Türkiye’ye düşen en önemli görev, Suriye’deki gelişmelerin demokratik zeminde entegrasyon zemininde hayat bulmasına katkı sağlamaktır” şeklinde ifade etti.
İhlas Haber Ajansı
