Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Duran, dijital mecralarda içeriklerin bireylerin psikolojisi üzerinde olumsuz etkileri olabildiğini aktardı
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Ruh sağlığı kırılganlaşmasından ve dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz” dedi.
Duran, ‘Sosyal Medyada Sorumluluk, Özgürlük ve Güvenlik Paneli’nde konuştu. İletişim Başkanlığında gerçekleşen programın açılışında, insanların artık normal hayatlarının yanı sıra dijital hayatlarının da bulunduğunu belirten Duran, “Burada sorumluluğun, özgürlüğün ve güvenliğin tartışılmasından ve dengenin aranmasından daha makul bir şey olamazdı” ifadelerini kullandı.
Dijital mecraların yalnızca ifade özgürlüğünü genişletmekle kalmadığını, mahremiyete, bilgi kirliliğine ve dezenformasyona dair yeni risk alanları oluşturduğuna dikkat çeken Duran, “Ortaya koyduğu özgürlüğün yanı sıra bu tarafının da önemli bir şekilde dikkate gelmesi gerekir. Bugün sosyal medyaya dair en önemli çalışmaları yapan kişilerin, sosyal medyanın özgürlük alanı savunucusu olsalar bile, bilgi, imge, moda, inanış, kanaat alışverişi gibi birçok alanda sosyal medyanın nasıl algoritmalarla yönetildiğini bizlere anlattıklarını görüyoruz. Dolayısıyla bu panelin özgürlük, güvenlik ve sorumluluk üçlemesinde bir araya gelmiş olması büyük bir değer taşıyor” dedi.
Sosyal medya mecralarında çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız
Duran, dijital mecraların gençlere ve çocuklara toplumla doğrudan temas kurma fırsatı verdiğini, fakat aynı zamanda etik tartışmalara neden olduğunu aktardı. “Her anımızı kuşatan mahremiyet, aleniyet, sınırlar, güvenlik ve toplumsal kaygı gibi konularda zaaf üreten bu alanın etik anlamda da önem arz ettiğini söylemek gerekir. Sosyal medya mecralarında dezenformasyon yapılmaması, nefret söylemine katkıda bulunulmaması, cinsiyetçi kodların beslenmemesi, sınıfsal adaletsizliğin pekiştirilmemesi, teşhirciliğin olmaması ve çocukların ruhsal ve zihinsel gelişimine olumsuz etkilerin olmaması gibi birtakım ilkeler üzerinde uzlaşmak zorundayız” şeklinde konuştu.
Ekran başında olan gençlerimizin algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini görmek durumundayız
Hem Türkiye hem de dünya düzleminde ortak bir alan oluşturulması gerektiğini vurgulayan Duran, “Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı rekabetçi piyasa koşulları, tıklanma ve etkileşim alma gibi birçok kaygı da söz konusu. Bu kaygıların zaman zaman etik kaygıları aştığını ve sorun ürettiğini görmekteyiz. Dolayısıyla ekran başında olan gençlerimizin algoritmalarla nerelere yönlendirilebileceğini fark etmemiz gerekir. Gençlerimiz sosyal medyadaki belirli düşünceler ve kanaatlerle yönlendiriliyorlar, bu durum başıboş bırakılamaz. Gerçeklikle olan bağımızı azaltacak veya farklı gerçeklikleri zihinlerimize sokacak algoritmaların farkında olmamız şart” dedi.
Dijital zorbalıktan, şiddet ve nefret dilinin giderek dijital alana hakim olmasından rahatsızlık duyuyoruz
Dijital mecralardaki içeriklerin risklerine de değinen Duran, “Durmadan kaydırılan ekranlar ve anlık olarak izlenen videolarla bambaşka bir dijital hafıza ve zeka oluşuyor. Bunun getirdiği zihinsel yorgunluğun, anksiyetenin, depresyonun etkilerini nasıl hissettiğimizin farkında mıyız? Buna henüz emin değiliz. Hem ruh sağlığının kırılganlaşması hem de dijital zorbalık ve nefret dilinin dijital alanda giderek etkili olmasından dolayı rahatsızlık duyuyoruz” şeklinde konuştu.
Dijital dünyanın risklerine karşı korunma konusunda bütün bireylerimiz bir risk altındadır
Duran, dijital ekosistemin zararlı içeriklere erişimi kolaylaştırdığına dikkat çekerek, “Bu risklerden biri sanal bahis ve kumar içeriklerinin yaygınlaşmasıdır. Bu durum sadece kişisel bağımlılık oluşturmakla kalmıyor; aileleri yıkan, sosyal ilişkileri ve bireyin hayatına olumsuz etkiler doğuran durumlar üretiyor. Bu nedenle dijital dünyanın risklerine karşı korunma konusunda yalnızca çocuklarımız ve gençlerimiz değil, tüm bireylerimiz bir risk altındadır ve bunun bilincine varmak gerekmektedir” dedi.
Çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin de dijital risklere karşı direnç ve farkındalıklarının arttırılması çalışmalarına destek oluyoruz
Dijital mecralara büyük sorumluluk düştüğünü belirten Duran, “Devletimiz, oluşturulacak hukuki çerçeve içerisinde düzenleyici ve denetleyici bir rol üstlenmeli. Ailelerimiz, hem kendilerinin hem de çocuklarının farkındalık düzeyini artırmalı. Dijital platformlar ise daha fazla sorumluluk alarak, gençlerimiz ve çocuklarımız için güvenli bir dijital dünya tesis edilmesine katkı sunmalıdır. Bizler de İletişim Başkanlığı olarak, çocuklarımızın ve ebeveynlerimizin medya okuryazarlık düzeyinin yükseltilmesi ve dijital risklere karşı direnç ile farkındalıklarının artırılması çalışmalarına var gücümüzle destek vermekteyiz ve bunu sürdüreceğiz.”
İhlas Haber Ajansı
