CHP İstanbul İl Kongresi’ne hile iddiasıyla 10 sanık hakim karşısında ifade verdi.

Editör
12 Dakika Okuma

Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi’ne hile karıştırıldığı iddiasıyla aralarında CHP İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 10 sanık ilk kez hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunma yapan Özgür Çelik, savunma yaptı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İstanbul 8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirilen İstanbul İl Kongresi seçiminde oylamaya hile karıştırıldığı iddiasıyla, aralarında CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in de bulunduğu 10 sanık, bugün ilk kez hakim önüne çıktı. İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından Marmara Ceza İnfaz Kurumları Silivri Kampüsü’nde görülen duruşmaya, tutuksuz sanık CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP’li Belediyelere yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde tutuklanan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Veli Gümüş ve tarafların avukatları katıldı. Ayrıca, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, CHP İstanbul Milletvekili Ali Gökçe, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile Küçükçekmece Belediye Başkanı Kemal Çebi başta olmak üzere çok sayıda partili ve belediye başkanı duruşmaya iştirak etti.

’’Konuşmada, spor konuşuyorlar, Giresun’un yaylaları konuşuluyor ama ben konuşulmuyorum’’

Duruşmada kimlik tespiti yapılan Özgür Çelik, mesleği ile ilgili olarak Serbest Ticaret ile uğraştığını ve aylık gelirinin 200 bin lira olduğunu belirtti. Çelik savunmasında, “Bugün burada, 3 aşamalı bir savunma gerçekleştireceğim. 44 yaşına kadar hiç mahkeme yüzü görmedim, hakim karşısına çıkmadım. 2 yıl önce il başkanı seçildim. Bugün 2. kez hakim karşısındayım. CHP’li olmanın, seçilmemin cezasını çekiyoruz. Bugün devletin kurumlarının kararlarını yok sayan, YSK’nın kararlarını yok sayan kişiler yüzünden buradayız. Belediye başkanlarımız teker teker tutuklu. İlk duruşması olanlar serbest kaldı. Cumhurbaşkanı adayımız halen tutuklu. Partimizin kurumsal kimliğine yönelik saldırılar olmaktadır. 300’den fazla öğrenci tutuklandı, sonrasında serbest kaldı. Son yazılan iddianameler, CHP’nin kapatılması için somut girişimlerdir. İddianame, Beşiktaş Belediyesinin aşevi projeleri, İBB’nin seçim kampanyalarını suç saydı. İstanbul’un 3 bölgesinin ilçe başkanları toplandı, beni bir ilçede 6 yıl ilçe başkanlığı yaptım diye aday olsun dediler, ben de oldum. Biz, Cemal Canpolat ile yarıştık, ben seçildim. Canpolat beni aradı, tebrik etti. İlk dava İstanbul Kongresine 19 Mart 2025 tarihinde açıldı. 8 Temmuz’da bir dava daha açıldı. Davanın gönderildiği her iki mahkemede görevsizlik verdi. Sonunda İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi kabul etti ve bizi görevden aldı. Joplarla binlerce polisle hizmet binamıza girdiler. Benim görev süremin bitmesine 5-6 ay kala bu davalar açıldı. İddianamenin içeriğine gelecek olursam, tutuklu birinin cezaevinde verdiği ifade ve bize husumet besleyen isimler. 18-19 Mart dönemi, bizim en hararetli dönemimizdir. Bu dönemde bize davalar açıldı. Nasıl yaparız da, İstanbul’un seçimlerini nasıl durdururuz dediler. Konuşmada, spor konuşuyorlar, Giresun’un yaylaları konuşuluyor ama ben konuşulmuyorum. Bununla ilgili ne ilgim ne de bilgim var. Ben tek başıma aday olmadım, delegemde 290 kişi var.” ifadelerini kullandı.

’’Gümüş’ün iddia ettiği gibi bir menfaat teklifi olsaydı, rakip listede yönetici adayı olarak seçimi kazanmak için çıkar, İstanbul kongresinde bu konuyu konuşurdu’’

Çelik savunmasının devamında, İl Başkanlığına kayyım atanmasına değinerek, “Bir binaya binlerce polisle girip, seçim kaybettirmek, bu diğer alanlardaki başkanlık seçimlerine de zarar vermez mi? Futbol kulübünde istenilen aday kazanamadığında, o kulübe kayyım mı atanıyor? Bu kongreyi 32 oy farkıyla kazandım, bu son yılların en yüksek farkıdır. Ben bu seçimi insanlara değişim umudu vererek, kaybetmekten bıkmış CHP’lilere değişimin umudunu vererek kazandım. Ben adayken, günde 600 delege ile görüşürdüm. Bu konuşmaya dair dökümü, telekomünikasyon şirketinden istedim, vermediler. Kimseden özellikle destek istemedim, rakibim Veli Gümüş ile alakalı da kimseye konuşmadım. O konuşma dökümü süresi 3 dakikayı geçmedi, bu tespitler orada yapılabilir. Mehmet Ali Tanışman’ın il delegesi yapılma şartıyla Beşiktaş Belediyesine girişinin yapıldığı iddia ediliyor. Çekmeköy İlçe Başkanı Melda Tanışman Tutan’ın kardeşi Mehmet Ali Tanışman’ın kongrede il delegesi yapıldığını ve Özgür Çelik’e oy vermesi karşılığında Beşiktaş Belediyesi’nde işe başladığı dile getirilmiş. Ancak Mehmet Ali Tanışman, o tarihte üye değil, bu yüzden üye olmadığı için delege olması mümkün değil. Ayrıca, 38. Olağan İstanbul il delegeleri listesinde adı yok. Partiye 1 Temmuz 2024 tarihinde üye olmuş. Yani il kongresinden 9 ay sonra. Belediye de ise işe giriş tarihi 2 Aralık 2024’tür. Yani İstanbul Kongresi’nin üzerinden 1 yıldan fazla zaman geçtikten sonra. Veli Gümüş’ün bu ifadelerinin de gerçekleri yansıtmadığı açıkça görülmektedir. Önemli noktalardan birisi de, Veli Gümüş’ün iddia ettiği gibi bir menfaat teklifi olsaydı, rakip listede yönetici adayı olarak seçimi kazanmak için çıkar, İstanbul kongresinde bu konuyu konuşurdu. CHP İstanbul İl Kongresinde rakibinin eksiğini istediği gibi çıkıp, söylemezdi. Bu eksiklikler bizim parti içerisinde yapılır, Gümüş’e, en yakın sürede özgürlüğüne kavuşmanı diliyorum. Burada, Rıza Akpolat 1 yıldır tutuklu, halen daha hakim karşısına çıkmadı. Bir diğer belediye başkanımız İnan Güney’dir. Daha kendisi hakkında iddianame bile düzenlenmedi.” şeklinde konuştu.

’’İddianameler ortaya çıktığında görüldü ki, itirafçılık iddiası tamamen yalandı’’

Duruşmada aylık gelirinin 500 bin lira olduğunu ve inşaat mühendisi olduğunu beyan eden Beşiktaş Belediyesi’nin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı Rıza Akpolat, “Yaklaşık bir senedir tutsak tutulduğum hücremden çıkmış olmayı, burada dostlarla, arkadaşlarla, yol arkadaşlarımla bir arada olmayı ve yalnız olmadığımızı bir kez daha hissetmeyi ne kadar özlediğimi belirtmek isterim. Adaletin kırıntısına dahi ihtiyaç duyduğumuz bir dönemdeyiz. Bu nedenle bugün burada dinlenmiş olmak benim için ayrıca anlamlıdır. Önümüzdeki hafta tutukluluğumun birinci yılını doldurmuş olacağım. Ben tutuklandığımdan beri güneşin etrafında şimdilik bir kere döndü dünya. Daha kaç kere dönecek, bilmiyorum. Eğer hukuki bir davanın sanığı olsaydım, bununla ilgili bir öngörüde bulunabilirdim. Ancak siyasi davaların siyası sanıkları olduğumuzda, ne yazık ki böyle bir öngörü mümkün olmuyor. Ben, CHP’de gençlik kolları yöneticiliği, ilçe yöneticiliği ve beş yıl ilçe başkanlığı yaptım. 6 yıldır Beşiktaş Belediye Başkanlığı görevini yürütüyorum. Partinin hem örgüt tarafında, hem yerel yönetim tarafında, hem alaylı hem mektepli olarak görev yaptım. Adaletin yara almaması gerektiğini savunuruz. Bu nedenle tutuklandığım günden itibaren hiçbir basın kuruluşuna demeç vermedim, hiçbir sosyal medya paylaşımı yapmadım. Yargıya saygı duydum, sabrettim. Bu süre boyunca hakkımızda sayısız iftira atıldı. Gizlilik kararı olan dosyalardan bilgiler sızdırıldı, kamuoyunda gerçekmiş gibi dolaşıma sokuldu. Masumiyet karinesi yok sayıldı. Ailelerimiz itibarsızlaştırıldı. Aile üyelerimiz gözaltına alındı, evleri ve iş yerleri defalarca arandı, mal varlıklarına el konuldu. Tutukluluğumun 201. gününde, sadece bir kez açıklama yapmak zorunda kaldım. Hakkımda ‘itirafçı olduğum’, yüzlerce sayfa ifade verdiğim, partimi ve arkadaşlarımı suçladığım yönünde sistemli bir yalan dolaşıma sokuldu. O gün, tek kişilik hücremde bu iddiaları izlerken kendi kendime şunu sordum, ‘Bu organize kötülükle nasıl mücadele edeceğim?’ Ama sabrettim. İddianameyi bekledim. Mahkeme huzuruna çıkacağımız günü bekledim. İddianameler ortaya çıktığında görüldü ki, itirafçılık iddiası tamamen yalandı. Nasıl bu yalan çöktüyse, hakkımda yöneltilen tüm suçlamalar da teker teker çökecektir.” dedi.

’’Adımın geçtiği iddialarla ilgili ne bana yöneltilmiş somut bir soru vardır, ne de ortaya konulmuş bir delil vardır’’

Savunmasına devam eden tutuklu sanık Akpolat, “Bugün burada Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi’ne hile karıştırma suçlamasıyla bulunuyorum. Ancak isnat edilen suçun ne olduğunu açıkça anlayabilmiş değilim. Dinlediğimiz ses kaydında adım yoktur. İddianamede ismim dört yerde geçmektedir. Bunlardan biri başka bir kişinin babasının adıdır. Biri sanık listesinde ismimin geçmesidir. Diğeri ‘Özgür Çelik ile Rıza Polat yakın arkadaştır’ ifadesidir. Sonuncusu ise bir kişinin ‘burada bulunmasını Özgür Çelik ve Rıza Polat istedi’ şeklindeki beyanıdır. Bu durumda anladığım kadarıyla suçum, Özgür Çelik ile yakın arkadaş olmaktır. Türk Ceza Kanunu’na baktım; böyle bir suç tanımı yoktur. Adımın geçtiği iddialarla ilgili ne bana yöneltilmiş somut bir soru vardır, ne de ortaya konulmuş bir delil vardır. Bana isnat edilen fiilin ne olduğu açıkça söylenmemiştir. Bu nedenle huzurunuzda açıkça şunu talep ediyorum: Suçumun ne olduğunu bana anlatın. Eğer bir delil varsa, sunulsun; ben de savunmamı ona göre yapayım. Ortada somut bir suç, somut bir fiil ve somut bir delil olmadığı için bu isnatlara karşı söyleyebileceğim başka bir şey bulunmamaktadır. İddianamede doğru olan tek husus şudur: 8 Ekim 2023 tarihinde yapılan İstanbul İl Kongresi’nde Sayın Özgür Çelik’i destekledim. Ancak bu eksik bir ifadedir. O kongrede, sonrasındaki olağan ve olağanüstü kongrelerde ve yapılan kurultaylarda da Sayın Özgür Çelik’i destekledim. Bu bir suç değil, siyasi bir tercihtir. Bu nedenle, hukuka, vicdana ve adalet duygusuna uygun bir karar verilmesini talep ediyorum.” diye konuştu.

’’Ses kayıtlarında değil benim sesim, orada varlığım bile ispat edilememiştir’’

Kimlik tespitinde aylık gelirinin 300 bin lira olduğunu ve mali müşavir olduğunu belirten Beyoğlu Belediyesinin görevinden uzaklaştırılan tutuklu başkanı İnan Güney’in savunması öncesi, bazı sanıklar arasında gerçekleştirilen konuşmalara ilişkin ses kayıtları dinlendi. Yaklaşık 3 dakikalık ses kaydının ardından savunma yapan sanık Güney, “Ben hem dosyada, hem de ses kayıtlarında kendimle alakalı bir hususa rastlamadım. Ben 5 aydır 20 metrekare hücrede, Beyoğlu’ndan uzaktayım. Biz, kongrelerimizi demokrasi şöleni olarak nitelendiririz. Bu nedenle bu tür yargılamalar bizi yıldıramaz. İstanbul İl Kongresi sürecinde parti meclis üyesiydim. Bu kurultayda benim oy verme hakkım yoktu ancak, ben tüm kalbimle Özgür Çelik’i destekledim. Aynı şekilde genel başkan seçimlerinde, Özgür Özel’i destekledim. Ses kayıtlarında değil benim sesim, orada varlığım bile ispat edilememiştir. Baz kayıtlarında, ses kayıtlarında, 27 kişiden ayrı ayrı sorulmuş, hiçbir yerde İnan Güney ismi yok. Ben nasıl hala buradayım bilemiyorum. Savcı Sayan isimli şahıs beni suçlamıştır, kendimizden o kadar eminiz ki, bunu çok kolay bir şekilde yalan olduğunu ispatladık.” ifadelerini kullandı.

Ayrıca tutuksuz sanık Niyazi Güneri ise savunmasında, “Davaya konu olan 2 dairemden 1’ini, 2002 yılında KİPTAŞ’tan aldım. Yani bu dava ile uzaktan yakından bir alakası yok. Bir diğerini ise oğluma aldım. Kendi işimden dolayı bunları alabilecek durumdayım. Bunların dekontlarını dava dosyasına sundum. Burada olmamın sebebi, Müslim Aytaç yüzündendir. Ben, Özgür Çelik’i kendi isteğim ile destekledim.” dedi.

Savunmaların ardından duruşmaya 1 saat ara verildi. Aranın ardından diğer sanıkların savunma yapması bekleniyor.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş