Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün yüksekten düşmesiyle ilgili davada otopsi raporu tartışma yarattı

9 Dakika Okuma

Çanakkale’de 39 yaşındaki restoratörün 5. kattan düşerek hayatını kaybettiği olayla ilgili görülen davaya ölen kadın ile ilgili yanlış bilgilerin yer aldığı otopsi raporu damga vurdu.

1.55 boyunda 81 kilo ağırlığındaki Tuğba Yavaş’ın otopsi raporunda boyunun 1.70 olarak kaydedildiğini belirten Müşteki avukatı Türkan Kara, “1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığınızda, o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz” dedi.

30 Ekim 2024 tarihinde merkeze bağlı Kepez beldesi Hamidiye Mahallesi Aziz Nesin Caddesi’ndeki bir apartmanda Tuğba Yavaş (39), 5’inci kattaki dairenin balkonundan park halindeki motosikletin üzerine düştü. Durumu fark eden komşuların ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen ambulansla Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edilen Yavaş, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından polis ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonucunda olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Yapılan çalışmalarda ekipler Tuğba Yavaş’ın eşi Prof. Dr. Alptekin Yavaş’ın ifadesine başvurdu. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Alptekin Yavaş, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Çanakkale Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturmayı tamamlamasının ardından iddianame hazırlandı. Prof. Dr. Alptekin Yavaş hakkında ‘başkasını intihara yönlendirme halinde intiharın gerçekleşmesi’ suçundan Çanakkale 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. İlk duruşmanın ardından dava, Çanakkale 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi. Bu arada sanık Alptekin Yavaş’ın avukatları, yeni duruşma öncesi tutukluluk için itiraz etti. Mahkeme, sanık Yavaş’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ayrıca, davanın 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüleceğine karar verildi. Geçtiğimiz günlerde 5’inci duruşması görülen davada hakim, keşif raporu talebi ve bilirkişi raporunun yenilenmesi talebini reddetti.

Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür

Dava dosyasının suç niteliği değiştirilerek ağır ceza mahkemesinden, asliye ceza mahkemesine taşınmasının hukuki olarak doğru olmadığını ifade eden İstanbul Barosu Avukatı Türkan Kara, “Tuğba Yavaş, Çanakkale’deki evinde gece yarısı 5. kattaki balkonundan şüpheli bir şekilde düşerek hayatını kaybeden bir kardeşimiz. Dava bize göre şüpheli bir kadın ölümüdür. Dolayısıyla titizlikle incelenmesi gereken bir dosya. Fakat garip bir şekilde dosya en başında ‘Kadına Karşı Kasten Öldürme’den açılmış olmakla beraber kısa bir süre içinde bizim çok daha açıklayamadığımız, anlayamadığımız bir biçimde dosya ağır cezadan görevsizlikle ve ‘İntihara Yönlendirme’ şeklinde bir suç vasfında değişiklik yapılarak asliye cezaya gönderiliyor ve dava oradan görülmeye devam ediyor. Biz bunu hukuki olarak doğru bulmuyoruz. Başından beri itirazlarımızı yaptık. Ağır cezada görülmesi gereken bir dosya olduğunu vurguluyoruz. Fakat mahkeme sürekli reddetmektedir. Bizden önce de reddedilmiş. Gerek tanık beyanları, gerekse Tuğba’nın yaşamı, buna ilişkin görgüler ve olayın oluş şekli ile düşmesine dair tanık beyanının yüzüstü, kafa üstü düştüğüne dair durum, hemen düşmesinden evvel eşiyle evde yaşamış olduğu bir arbede, evde bulunan kanlı peçeteler gibi çok ciddi şüpheler söz konusu iken, garip bir şekilde intihara teşvik gibi bizim de anlamlandıramadığımız bir biçimde dosya asliye cezada görülüyor. Buna itirazımız sürekli olarak yapılıyor fakat kabul görmüyor” dedi.

Yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde doğal mı ittirilme mi olduğu araştırılmalı

Yüksekten düşmeye bağlı bir ölümde mutlaka olayın kaza mı, ittirilme mi olduğunun detaylı olarak incelenmesi gerektiğini belirten Avukat Türkan Kara, “Bu celse biz dosyada soruşturma aşamasından beri özellikle şüpheli yüksekten düşmeye bağlı ölümlerde mutlaka bu düşmenin bir doğal, kazayla bir düşme mi olduğu yoksa bir itme ile ileri itilmek suretiyle mi kişinin oradan düştüğünün araştırılması gerektiğini ifade ettik. Bu tip davalarda maddi gerçeğin ortaya çıkması için olmazsa olmaz bir ana delildir. Ne gariptir ki bu dosyada hiçbir aşamada bu yapılmamış. Biz dosyayı aldıktan sonraki duruşmalarımızda da sürekli olarak bunu talep etmemize rağmen, bir önceki celsede bu talebimizin değerlendirileceği söylenmiş olmasına rağmen, son katıldığımız duruşmada talebimiz açıkça gerekçesiz bir biçimde reddine karar verildi. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bu hukuki olarak bir garabettir” diye konuştu.

Bu tarz kadın ölümleri intihar gibi gösterildiği için artıyor

Bu davada gerçeğin ortaya çıkması için olay yerinde keşif yapılması için çabaladıklarını ifade eden Türkan Kara, sözlerine şöyle devam etti: “Eğer maddi bir gerçeği ortaya çıkarmak ve bu kadının intihar mı ettiğini yoksa gerçekten o an yanında bulunan eş tarafından itilip itilmediği noktasını açıklığa kavuşturmadan böyle bir dosyayı kapatamazsınız. Bu dosyayı bu şekilde kapattığınızda, bu tarz ölümlere ve bu tarz kadın ölümlerine giderek artış gösteriyor farkındaysanız. Yüksekten düşmeler, düşerek ölümler. Neden? Çünkü intihara kaydırma ya da kaza diyerek üstünü örtme ihtimalinin daha yüksek olduğu bir ölüm biçimidir yüksekten düşme, özellikle de bir kadın ölümü ise bu durum mutlak surette şüphelidir. Bizim çabamız bu keşfin yapılması; ODTÜ veya benzeri bir kurumdan fizik mühendisi, adli kriminal birimlerden gelecek bilirkişilerle mevcut olay yeri dediğimiz balkonda bir keşif yapılması ve hatta bir canlandırma yapılmak suretiyle işin gerçeğinin açığa çıkarılması.”

Biz kimseyi itham etmiyoruz masumiyet karinesi esastır

Kimseyi cinayetle itham etmediklerini ve masumiyet karinesinin esas olduğunu, sadece olayın açıklığa kavuşmasını istediklerini belirten Avukat Kara, “Biz kimseyi itham etmiyoruz, masumiyet karinesi esastır. Sadece olayın gerçekte nasıl olmuş olduğunun bilimsel olarak ortaya dökülmesinin şart olduğunu ve ancak bu şekilde verilecek kararın güvenilir bir hukuk kararı olup vicdanları rahatlatabileceğine inanıyoruz ki doğrusu da budur. Beklentimiz bu yöndeydi fakat talebimiz reddedildi” şeklinde ifade etti.

Hiçbir hatayı basit veya yanlışlıkla yapılmış bir hata olarak değerlendiremiyoruz

Enteresan bir şekilde pek fazla bir rapor bulunmadığını vurgulayan Türkan Kara, “Sadece otopsi raporu var ve bunun da yanlışlıklar içerdiğini belirtmek gerekir. Bu raporda, vefat eden Tuğba Yavaş’ın boyu 1.55 ve kilosu 81 olmasına rağmen, boyu 1.70 olarak yazılmış, kilosu ise daha düşük gösterilmiştir. Bu durum, ne kadar ciddiyetsiz bir şekilde düzenlendiğini de göstermektedir. Bizi şu açıdan düşündürüyor; Tuğba Hanım’ın boyu 1.55, düştüğü iddia edilen balkondaki yükseklik ise 1.30. Dolayısıyla bu hatanın, belki de bunun önüne geçmek için, sehven diye düşünmek istememize sebep olma ihtimali oldukça düşündürücüdür. Ancak pek çok farklı durumlarla karşılaştığımız için dosyalarda fazlasıyla temkinli yaklaşıyoruz ve hiçbir hatayı basit bir hata olarak değerlendiremiyoruz. Hukukçu olarak dosyaların akıbetini etkileyen bir durum. Bütün ayrıntılar çok önemlidir ve bu tarz bir hatayı kabul etmiyoruz. Böyle bir rapora nasıl güvenebiliriz? 1.55 boyundaki mütevvefayı 1.70 yazdığı zaman, o balkondan onun atlayabilme ihtimalini güçlendirmiş oluyorsunuz” dedi.

Birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok

Otopsi raporundaki yanlışlığın dosya seyrini değiştirebileceğine dikkat çeken Kara, “Oysa ki kadının bir yardım almadan ya da birisi tarafından itilmeden ya da bir şeyin üstüne basmadan o balkona çıkabilme ihtimali yok. Boyu 1.55 çünkü ve 80 kilo bir kardeşimiz. Dolayısıyla hani belki tırmanış sporlarıyla ilgilenenlerin o çevikliği gösterebileceği bir ortamdan bahsediyoruz. Ben gidip kendim de olay yerini gördüm ve orada gördüğümüz balkonun üzerindeki trabzanın yakınlığına baktığınızda, hani ayağınızı bile sokamıyorsunuz. Öyle bir yapıda ki biri orada, herhangi biri bugün Tuğba ya da bir başkası oraya ayağını attığı anda aşağıdadır. Orada sanığın anlattığı gibi bir sürü tutulu kalma durumu, o arada sohbet etme, ellerinden kayması gibi hiçbir şekilde bize göre bir gerçeklilik taşımıyor ve inandırıcılık taşımıyor. Bu, hayatın olağan akışına son derece ters bir durum.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır

Kadın cinayetleri dosyalarında genellikle ölen kadınların suçlu gösterilmeye çalışıldığını vurgulayan Avukat Türkan Kara, “Bu kadar çelişki varken burada canlandırmalı bir keşfin yapılmamasını sadece ailenin avukatı olmamdan değil, her türlü yüksekten düşmeye bağlı kadın ölümlerinde bunun yapılmamasını kabul edemem. Çünkü bu yapılmadan gerçeğe ulaşmak gerçekten mümkün değil. Maalesef kadın cinayetleri dosyalarında ölen kadınlarımız hep suçlu gösterilmeye çalışılır. Ölen kadınlar mutlaka kötü yoldadır, istenilen gibi giyinmiyordur, istenmeyen bir saatte dışarı çıkmıştır, kesin psikolojik sorunları vardır ve senaryo hep bunun üzerine kurgulanır. Adeta ölmüş olan kadın olaydan suçlu çıkar ve bu ölümü hak etmiştir gibi bir imaj yaratılır. Özellikle sanık tarafından ölen kadınlarımız, hep suçlu gösterilmeye çalışılarak yaşamları sorguya çekilir ve adeta hak ettikleri bir durum olarak ifade edilir bu son derece yanlış. Biz bu algının toplumda değişmesi için mücadele ediyoruz” ifadelerini kullandı.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version