BM Güvenlik Konseyi Suriye Gelişmelerini Ele Aldı
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirmek amacıyla bir toplantı yaptı. Suriye, Terör örgütü PKK/YPG’nin uzantısı SDG’nin DEAŞ tutuklularını siyasi baskı ve pazarlık aracı olarak kullanma girişimlerini kınayarak, terörle mücadelede kararlılık vurgusu yaptı. Türkiye ve Irak, Suriye’nin istikrarı ve egemenliğine yönelik desteklerini yineledi.
Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi Olabi’nin Açıklamaları
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, “Orta Doğu’da durum” başlıklı toplantıda Suriye’deki son gelişmeleri ele aldı. Suriye’nin BM Daimi Temsilcisi İbrahim Olabi, “devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı bir milis grup” olarak tanımladığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Suriye toplumunun özgün ve asli bir parçası olan Kürt halkı arasında net bir ayrım yapan devletlere teşekkür etti. Olabi, Suriye hükümetinin Kürt vatandaşların haklarını tanıma ve onları devlet kurumlarına entegre etme yönündeki çabalarını ile DEAŞ terör örgütü mensupları ve firarilerinin tutuklanması gibi hassas bir konuda gösterdiği hızlı refleksi not eden ülkelere de teşekkür etti; ayrıca SDG elebaşı Mazlum Abdi’nin yaklaşık 1 yıl önce Şam’ı ziyaret ederek Suriye hükümeti ile bir anlaşma imzaladığını hatırlattı.
Suriye hükümetinin o zamandan bu yana hukukun üstünlüğünü sağlamak, güvenlik reformları gerçekleştirmek, uluslararası kuruluşlarla işbirliği yapmak, terörle mücadeledeki uluslararası sorumluluklarını yerine getirmek ve uyuşturucu üretimi ile mücadele etmek gibi istikrar sağlamaya yönelik pek çok adım attığını hatırlatan Olabi, “Temel hizmetler yeniden işler hâle getirilmiş, ekonomik toparlanmanın ve kalkınmanın ilk adımları atılmıştır. Doğu ve batıdan artan diplomatik temaslarla birlikte yatırımlar ve kalkınma ortaklıkları başlamıştır” ifadelerini kullandı.
Toplumsal Yapının Korunması
Bu süreçte Suriye’nin zengin ve çok katmanlı toplumsal dokusunun tüm unsurları ile birlikte korunduğuna dikkat çeken Olabi, “Hiçbir yanılsama ve ideoloji, bu toplumsal yapıyı parçalamayı başaramamıştır ve başaramayacaktır” şeklinde konuştu. Suriye’nin bu yıl yayınlanan bir kararname ile Suriyeli Kürt vatandaşların Suriye halkının asli bir parçası olduğunu teyit ettiğini hatırlatan Olabi, “Suriye, Kürt vatandaşlarının kültürel ve dilsel kimliklerinin ulusal kimliğin ayrılmaz bir unsuru olduğunu vurgulamıştır. Devletin bu çeşitliliği koruma taahhüdü yeniden teyit edilmiştir. Kürtçe ulusal bir dil olarak tanınmış; tüm Suriyeli Kürtler için kadın ve erkek ayrımı olmaksızın tam kültürel ve medeni haklar güvence altına alınmıştır. Newroz, baharı ve kardeşliği simgeleyen ulusal bir bayram olarak ilan edilmiştir. Suriye devletinin yaklaşımı; çoğulculuğun korunması ve eşit vatandaşlığın istikrar ve ulusal birliğin temeli olarak inşa edilmesidir” değerlendirmesinde bulundu.
SDG Anlaşmayı İhlal Etti
10 Mart 2025’te, SDG unsurlarının askeri ve sivil devlet kurumlarına entegrasyonunu düzenleyen bir anlaşmaya varıldığını hatırlatan Olabi, “Ancak SDG bu anlaşmayı uygulamamış; özellikle Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine ilişkin Nisan mutabakatını ihlal etmiştir. SDG ve PKK terör örgütü, bu mahalleleri Suriye’nin ekonomik başkenti ve büyüme motoru olan Halep’in içinde izole edilmiş iki yerleşim yeri hâline getirmiştir. Bu bölgelerden Halep’e yönelik tekrar eden saldırılar gerçekleştirilmiş; onlarca sivil hayatını kaybetmiş, hayati sivil tesisler tahrip edilmiştir” diye konuştu.
Operasyon Başlatıldı
Bu koşullar altında Suriye hükümetinin seçeneklerinin azaldığına dikkat çeken Olabi, “Hukuku tesis etmek amacıyla hedefli ve hassas bir operasyon başlatılmıştır. Operasyonun amacı sivilleri korumak, silahlı saldırıları durdurmak ve yasa dışı askeri varlığa son vermekti. Sivil halkın korunması mutlak öncelik olmuştur. İnsani koridorlar açılmış, hızlı müdahale noktaları kurulmuş, siviller Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi ile koordinasyon içinde güvenli bölgelere gönüllü olarak tahliye edilmiştir. Operasyon, ayrım gözetme, orantılılık ve askeri gereklilik ilkeleri başta olmak üzere uluslararası insancıl hukuka tam uyum içinde yürütülmüştür. Güvenlik operasyonunun tamamlanmasının ardından, sivillerin güvenli dönüşü için mayın temizleme ve patlayıcı kalıntıların imhasına derhal başlanmıştır. Bunu geçtiğimiz hafta Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde bizzat gözlemledim” ifadelerini kullandı.
Operasyon Genişletildi
Hükümetin sınırlı bir güvenlik operasyonu yürütmesine rağmen, diyaloğa hiçbir zaman kapısını kapatmadığını aktaran Olabi, “Buna rağmen SDG ve PKK, Halep’e yönelik yeni saldırılar düzenlemiş; hatta Halep Valiliği bir insansız hava aracıyla hedef alınmıştır. Bu durum, operasyonların Halep’in doğu kırsalındaki bazı bölgelere genişletilmesini zorunlu kılmıştır” diye konuştu.
SDG ile Ateşkes Anlaşması
Son olarak bu ayın 18’inde Suriye hükümeti ile SDG arasında ateşkes ve tam entegrasyonu öngören kapsamlı bir ön anlaşmaya varıldığını aktaran Olabi, “Ancak SDG, ertesi gün bu mutabakattan geri adım atmıştır. Buna rağmen hükümet, uzlaşı sağlamaya çözümler için diyalog çabalarını sürdürmüştür” dedi. Tüm bu iyi niyetli çabalara rağmen SDG’nin ateşkesi ihlal ettiğini ve Suriye ordusuna yönelik saldırılarını sürdürdüğünü vurgulayan Olabi, “Suriye, SDG’nin DEAŞ tutuklularını siyasi baskı ve pazarlık aracı olarak kullanma girişimlerini şiddetle kınamakta, her türlü firar veya yasa dışı salıvermeden ve bunun sonuçlarından tamamen SDG’yi sorumlu tutmaktadır” şeklinde konuştu.
ABD’nin DEAŞ Tutukluları Nakil Operasyonuna Destek
Suriye vatandaşlarının korunması ve terörün ülkeye geri dönüşünün engellenmesinin en önemli öncelikleri olduğunu ifade eden Olabi, “Hükümet, uluslararası standartlara uygun biçimde ve ABD ile BM koordinasyonunda gözaltı merkezlerini güvence altına almış; kaçanların çoğu yakalanmıştır ve kalanlar için çalışmalar sürmektedir. Devlet egemenliğinin ve hukukun üstünlüğünün tesisi, kalıcı güvenlik ve terörle etkin mücadelenin yegâne garantisidir. Bu bağlamda, DEAŞ tutuklularının başka bölgelere transferine yönelik Amerikan operasyonunu memnuniyetle karşılıyor; gerekli lojistik ve güvenlik desteğini sağlamaya hazır olduğumuzu ifade ediyoruz” dedi.
Suriye’nin Kalkınma ve Refah Yolu
Suriye’nin kalkınma ve refah yolculuğunu kararlılıkla sürdürdüğünü aktaran Olabi, “Suriye’nin kapıları tüm ortaklıklara ve yatırımlara açıktır. Ülkemiz gücünü kurumlarından alan, ülkenin tamamında meşru otoritesini tesis eden, yerel özelliklere saygı duyan ancak devlet dışı silahlı yapılara izin vermeyen birleşik bir ülke olacaktır. Yeni Suriye’de kazanan ya da kaybeden yoktur; kazanan tüm Suriyelilerdir. Araplar, Kürtler, Ermeniler, Türkmenler, Çerkesler; Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler, kadın ve erkek tüm vatandaşların eşitliği temelinde, güvenlik, istikrar ve refah içinde, onur ve hakların korunduğu tek bir vatanı birlikte inşa edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’nin Suriye Üzerine Değerlendirmeleri
Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Ahmet Yıldız, Suriye’nin son haftalarda yaşanan gelişmelerle birlikte rejim değişikliğinden bu yana en kritik değişimlere sahne olduğunu vurguladı. Suriye’nin kritik bölgeleri uzun yıllar süren istikrarsızlıktan faydalanarak yasadışı şekilde ele geçiren ve sivilleri ağır ihlallere maruz bırakan unsurlardan önemli ölçüde temizlediğini hatırlatan Yıldız, “Kuzeydoğuda terör unsurlarının provokasyonlarına rağmen, Suriye Ordusu komuta zinciri içinde hareket etmiş; disiplin sergilemiş ve sivillere zarar verebilecek eylemlerden kaçınmıştır. Müzakereye öncelik verilmesi sayesinde, durum asgari hasarla kontrol altına alınmıştır. Bu gelişmeleri, Suriye’de kalıcı barış, sükûnet ve istikrar için önemli bir örnek olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Suriye Hükümetinin Desteklenmesi
Son gelişmelerin Suriye hükümetinin halk nezdinde sahip olduğu desteği ve geliştirdiği kapasiteyi açıkça ortaya koyduğunu belirten Yıldız, “Suriye toplumunun farklı kesimleri, sözde SDG yapılanmasını artık kabul etmeyeceklerini net biçimde göstermiştir. Suriye’nin birliğini hedef alan ayrıştırıcı ve bölücü projelerin geleceği yoktur” değerlendirmesinde bulundu.
SDG’nin Gerçek Niteliği
Haseke dâhil olmak üzere, SDG yapılanmasının kalıntıları tarafından sivil altyapının tahrip edildiği ve sivillere yönelik toplu katliamlar yapıldığına dair haberler olduğunu hatırlatan Yıldız, bu gelişmeleri “son derece endişe verici” olarak nitelendirdi. Bu olayların söz konusu terör örgütünün gerçek niteliğini daha da görünür kıldığına dikkat çeken Yıldız, “Son iki haftada yaşananlar ve bu örgütün işlediği ihlaller, Türkiye’nin uzun süredir sergilediği tutumun haklılığını teyit etmektedir. Sözde SDG ne Suriyelidir, ne demokratiktir, ne de meşru bir yapıdır; bu oluşum başka bir terör yapılanmasının uzantısıdır” dedi.
Türkiye’nin Desteklediği Suriye Hükümeti
Türkiye’nin Suriye yönetiminin istikrar odaklı çabalarının yanında olduğunu vurgulayan Yıldız, “Türkiye, Suriye devletinin tüm etnik kökenlerin, inançların ve mezheplerin bir arada yaşadığı; birleşik, egemen ve bağımsız bir Suriye inşa edilmesine yönelik çabalarını tam olarak desteklemektedir. Suriye hükümetinin, özellikle dil ve vatandaşlık gibi alanlarda geçmişte yaşanan sorunları gidermeye yönelik yayınladığı cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Kürtlerin Suriye’nin eşit ve onurlu vatandaşları olduğunu bir kez daha teyit etmiştir” diye konuştu.
Suriye’nin Egemenliği ve Ulusal Birliği
Türkiye’nin Suriye’de kapsayıcı yönetim yapılarının oluşturulmasına yönelik çabaları desteklediğini aktaran Yıldız, “Suriye Devlet Başkanı eş-Şara tarafından ilan edilen ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasının güvenlik ve istikrara derhal ve somut katkı sağlamasını umut ediyoruz. Bu sürecin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve ulusal birliği temelinde ilerlemesi esastır” ifadelerini kullandı. PKK/YPG’nin bu anlaşmanın uygulanmasını zayıflatacak her türlü girişimden kaçınması gerektiğinin altını çizen Yıldız, “Sınır kapılarının, gözaltı merkezlerinin ve kampların Suriye hükümetine devri süreci gecikmeksizin ve sorunsuz şekilde tamamlanmalıdır. Sahadaki mevcut dinamikler ve anlaşmaya yönelik samimi bir bağlılık, gerçek entegrasyonun önünü açabilir. Suriye halkı tek bir meşru temsil otoritesi etrafında ne kadar güçlü biçimde birleşirse, kalan zorlukların aşılması da o kadar kolay olacaktır. Bundan sonra Suriye’nin kaynakları, tüm Suriye halkının yararı için kullanılacaktır” şeklinde konuştu.
Suriye’nin Terörle Mücadelesine Destek
Yıldız, Halep, Deyrizor ve diğer şehirlerin sokaklarından yansıyan görüntülerin Suriye halkının barışa duyduğu derin özlemi açıkça gösterdiğini ifade etti. 13 yılı aşkın acı, büyük kayıplar ve fedakârlıkların ardından Suriyelilerin yeniden umuda sarıldığını aktaran Yıldız, “Hiç kimsenin bu gerçeği görmezden gelmeye ya da bu umut ortamını sabote etmeye hakkı yoktur” dedi. Türkiye’nin Suriye’nin yanında olduğunu yineleyen Yıldız, “Türkiye olarak, Suriye’de terörün tüm biçim ve tezahürleriyle tamamen ortadan kaldırılması için her türlü çabayı gösterecek; Suriye hükümetinin bu yöndeki karar ve adımlarını desteklemeyi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Irak’ın Suriye Gelişmeleri Üzerine Görüşleri
Irak’ın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Muhammed Sahib Mejid Marzooq, özellikle Haseke ve kuzeydoğu bölgeleri başta olmak üzere Suriye’deki askerî ve siyasi gelişmeleri büyük bir dikkatle takip ettiklerini vurguladı. Suriye’nin istikrarının Irak’ın ve tüm bölgenin güvenliği açısından kritik önemde olduğunu belirten Marzooq, “Bu bağlamda Irak, Suriye hükümeti ile SDG arasında Haseke vilayetinin geleceğine ve güçler ile kurumların tam entegrasyonuna ilişkin varılan karşılıklı mutabakatı memnuniyetle karşılamaktadır” dedi.
SDG’nin DEAŞlı Tutukluları Serbest Bırakması
Yüksek sivil kayıplar ile DEAŞ teröristlerinin tutulduğu gözaltı merkezleri ve El Hol Kampı ile Şaddadi Hapishanesi gibi kampların geleceğinden endişe duyduklarını ifade eden Marzooq, “Bu tesislerin zaman zaman pazarlık unsuru veya baskı aracı olarak kullanıldığına, güvenliklerinin ihlal edilerek terörist unsurların kaçmasına imkân sağlandığına dair raporlar almış bulunuyoruz. Irak, bu hapishaneler ve kampların güvenliğinin yalnızca yerel bir mesele olmadığını; bunun uluslararası bir sorumluluk olduğunu ve doğrudan Irak’ın ulusal güvenliğini ilgilendirdiğini vurgulamaktadır. Bu alanların kontrolünde gösterilecek herhangi bir gevşeklik, DEAŞ gibi bir terör örgütüne yeniden yapılanma ve toparlanma fırsatı sunarak sınırlarımızın güvenliğini tehdit eder” uyarısında bulundu.
Suriye Hükümetinin Güvenceleri
Söz konusu merkezlerin tam ve etkin şekilde kontrol altında tutulmasının önemine de dikkat çeken Marzooq, “Suriye hükümetinin bu tesislerin büyük bölümünde yeniden kontrol sağladığına dair verdiği güvenceleri memnuniyetle karşılıyoruz” dedi. Asıl tehlikenin yalnızca kaçan teröristlerde değil, on yılı aşkın süredir bu tesislerde radikalizm ile şiddetin hâkim olduğu bir ortamda yetişen kuşak olduğunu hatırlatan Marzooq, “Normal eğitimden ve sivil yaşamdan tamamen kopuk şekilde büyüyen bu çocuklar, Şaddadi Hapishanesi ile El Hol Kampı arasındaki mesafenin 100 kilometreden az olması da dikkate alındığında, kaçan savaş tecrübesine sahip unsurlarla etkileşime girdiklerinde tüm kampı ateşe verebilecek bir kıvılcım hâline gelebilir. Bu durum, kampı bir gözaltı merkezinden silahlı aşırılığın yeniden üretildiği gerçek bir laboratuvara dönüştürme riski taşımaktadır” uyarısında bulundu.
Irak’ın Terör Ağlarını Önleme Amacı
Irak’ın stratejik ve cesur bir adım atarak daha önce SDG kontrolündeki hapishanelerde tutulan Irak vatandaşı ve farklı uyruklu teröristleri Irak’a kabul etme kararı aldığını söyleyen Marzooq, “Bu adım, terör ağlarının birinci kademe liderleri arasında yer alan bu unsurların dağılmasını veya yeniden örgütlenmesini önlemeye yönelik bir tedbirdir. Amaç, bu kişilerin kaçmalarına imkân tanıyabilecek kırılgan ortamlarda bırakılmaları yerine, Irak devletine ait ıslah ve ceza kurumlarında tutul
