Avukat Aslıhan Ergün Ercan, şiddetin sosyal statü ile ilişkisi olmadığını vurguladı.

3 Dakika Okuma

Avukat Aslıhan Ergün Ercan, “Şiddetin; konumla, yoksullukla, fakirlikle zenginlikle, statüyle alakası yok. Bulunduğu çevre, bağlantılı olduğu noktalar ve bunun gibi durumlar, psikiyatriler tarafından da değerlendirilmek zorunda” dedi.

Kamuda artan şiddet olayları ve küçük yaştaki çocukların karıştığı vakalar, Türkiye’nin önemli toplumsal sorunlarından biri haline gelirken, geçtiğimiz yıl Ahmet Minguzzi’nin öldürülmesi ve yakın zamanda İstanbul’da yaşanan Atlas Çağlayan cinayeti kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Avukat Aslıhan Ergün Ercan, şiddetin geldiği noktaya ve hukuki sürece dair İhlas Haber Ajansı’na (İHA) özel açıklamalarda bulundu. Son yıllarda kamu alanlarında gerçekleşen şiddet olaylarına dikkat çeken Ercan, şiddete karışan bireylerin yaş ortalamasının sürekli düştüğünü belirtti. Okullarda, sokaklarda ve hatta kamu kurumlarında çocuk yaş grubundaki bireylerin şiddet eylemlerine karıştığı olayların endişe verici boyutlara ulaştığını vurguladı.

“Güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor”

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da katledilen 17 yaşındaki Atlas Çağlayan hakkında konuşan Ercan, şiddet yaşının giderek düştüğüne değinerek, “Atlas evladımızın başına gelenler hukuki zemininde de anlatılmayacak, açıklanamayacak düzeyde. Tıpkı Ahmet Minguzzi evladımız gibi. Biri ‘pardon kardeşim’ dediği için, diğeri de yan bakma meselesinden dolayı güzeller güzeli evlatlarımız katlediliyor. Mecliste bir araştırma komisyonu var. Umarım o araştırma komisyonunda olması gereken noktalar ele alınır. Çünkü Ahmet’ten sonraki süreçte bu durum bir yoksulluk meselesine dönüştü. Şu anda da yoksul çocuklar suç işliyor algısı oluşmaya başladı. Ancak bu cinayetler, yoksul çocuklar tarafından işlenmiyor. Bu konu çok önemli. ‘Yoksulsa suç işler.’ Hayır, çok net bir şekilde zengin kesimlerin de suç işlediğini gördük. Burada buna önem verilmesi ve bu biçimde dönüşüm yapılmaması gerekiyor. Zaten ciddi anlamda sınıfsal bir ayrımcılığa maruz kalan yoksul çocuklarımız, gariban insanlarımız, işinde gücünde kanuna ve nizama uyan insanlarımız, şu anda kast sistemiyle bir sınıflandırma haline getiriliyor” ifadelerini kullandı.

“Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz”

Çocukların şiddete yönelmesinin yaşla veya yoksullukla bir alakası bulunmadığını ifade eden Ercan, bu durumun farklı bir biçimde ele alınması gerektiğini vurgulayarak, “Çocuklarımıza yoksul olduğu için suç işliyorlar dedirtmeyeceğiz. Bunu dedirtmemek için her şeyi yapacağız. Suç işleyenlerin ailelerine bakmak gerekiyor. Hangi çetelerle ilişkileri var, sosyal çevreleri nedir? Siber ağlar da bu anlamda etkili. Çocukları suç işlemeye teşvik ediyorlar. Bunların hepsinin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerekiyor. Mesela Mersin’de Sevgi Evi var. Sevgi Evi kimsesiz çocukların yaşadığı, devletin kucak açtığı bir yer. Bu evde bir kadın, durduk yere 3-4 yaşındaki bir çocuğa tekme atıyor. Çocuk ağlayamıyor. Tepki bile veremiyor. Kadın başka bir videoda da başka bir çocuğa tekme atıyor. Kadının tarzı şiddet. Şimdi bu şiddetin altında büyümüş, devletin gözetimindeki bir çocuk, birey olduğu zaman ne verecek? Travmatik bir şekilde büyüyor, şiddetle büyüyor veya ailelerinde şiddet gören çocuklar ne verecek? Devletin kucak açtığı, ‘benim evladım’ dediği yerde şiddet görüyorsa, dışarıda, sokakta, her yerde şiddet görür. Kadının, mahkeme kararıyla Sevgi Evi’ne geri döndüğü söyleniyor. Bununla ilgili Aile Bakanlığımızı da özel bir çalışma için davet ediyorum. Çocuklarımızın her biri doktor, mühendis, pilot, geleceğimiz olacak, onlar” şeklinde konuştu.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version