Atmacacılık geleneği, sabunlu su ve küçük kuşlarla süregelen av serüveniyle devam ediyor.

3 Dakika Okuma

Bıldırcın tutmak için sabunlu suyla yola çıkılan ve böcekle küçük kuş, küçük kuşla atmaca tutularak geçmişten bugüne gelen atmacacılık sevdası giderek büyüyor.

Doğadaki av-avcı zinciri, kimi zaman dikkat çekici bir döngü ile anlatılmakta. Sabunlu suyun toprağa dökülmesiyle ortaya çıkan danaburnu böceği, küçük kuşların ilgisini çekerken; küçük kuşlar atmaca için hedef haline gelirken, atmaca ise bıldırcın avında önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlatım, doğada her canlının bir diğerine bağlı olduğu hassas dengeyi ve yüzyıllardır süregelen doğal etkileşimleri gözler önüne seren sembolik bir örnek olarak değerlendirilse de Rizeliler ve Artvinliler için sevdanın asıl adı olmaya devam ediyor.

Bıldırcın işin bahanesi diyerek atmaca tutan atmacacılar, öncelikle Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlükleri’nden gerekli izinlerini alıyor. Ardından sabunlu suyu eline alarak toprağa döküyorlar. Toprağa karışan sabunlu su, danaburdu adı verilen böceği ortaya çıkarıyor. Bu böcekler toplandıktan sonra, ikinci aşamaya geçiliyor. Bu aşamada atmacacılar, küçük kuşların yemini hazırlıyor ve kapanlara düşmesini bekliyor. Bölgedeki ‘Ğaço’ kuşu olarak bilinen küçük kuşlar tutulduktan sonra tepelerde ‘Tenta’ adı verilen ağlar kurulmakta ve bu kuşlar ağların arkasına yerleştiriliyor. Gök yüzünde süzülen atmaca bu kuşu hedef aldığında ise ağa takılıyor. İşte bölgedeki bu sevda böyle başlamakta.

Karadeniz Federasyon Başkanı Yahya Terzi, atmacaların tutulma amacı ve serüveni hakkında bilgi vererek, “Önce sabunu bulacaksın, sonra suyla beraber bir delik bulacaksın. Delikte Türkçesi danaburnu olan böceği çıkartacaksın. Önce oradan başlar bu sevda. Ondan sonra çıkan böcekle küçük kuş tutulur. Sonra dağlarda ağ açılır ve ağda küçük kuşla bu güzel atmacalar tutulur. Arsızını bulacaksın ki bıldırcına saldığın zaman gitsin tutsun. O nedenle arsızını buluyoruz. 1 hafta boyunca eğitim veriyoruz atmacaya. Bıldırcına salmaya alışıyoruz. Ondan sonra av yapıyoruz.” dedi.

Atmacaların sıcak ülkelerde tüy dökme sürecine değinen Terzi, bu sürecin aksamaması için kapalı ortamlarda baktıkları atmacalara özel ısıtıcılar kurduklarını belirterek, “Av sezonu bittikten sonra sıcak bir ortamda bakıyoruz. Kışın bunlar Afrika kıtasına doğru göç ederler. 20 ülke değiştirirler. Gider sıcak ülkede kalırlar ve sonra tekrar geri dönerler. Atmacaların tüy dökmesi lazım. Tüy döktükten sonra 1 yaşında olurlar. O sürece biz tüylek deriz. Tüylek olması için de sıcak ortamda bulunmaları gerekir. Burada dışarıda kalan atmaca tüy dökemez. Bizde o yüzden ısıtıcılar yakıyoruz ki sıcak ortamda olsunlar.” ifadelerini kullandı.

Atmaca bakımının zorluğuna dikkat çeken Terzi, evlatları gibi sevdiği atmacaları için Avrupa’dan özel ilaçlar temin ettiklerinin altını çizerek, “Bu atmacaları yetiştirmek için Avrupa’dan özel ilaçlar alıyoruz. 630 Euro verdim, atmacam ölmesin diye ilaç aldım. Çocuğundan fazla ilgileneceksin, suyunu vereceksin, sıcak yerde olacak, yemini, ilacını vereceksin, tüy döktüreceksin, erkenden çıkarman lazım. Bunların hepsi bir süreçtir. Dükkan tuttuk, ısıtıcı yakıyoruz, sıcak sıcak dursunlar diye. Yoksa tüy dökmezler atmacalar, tüylek olmadıkları zaman da hiçbir işe yaramaz. O yüzden 7’inci, 8’inci aya kadar tüyü döküp kafesten çıkması lazım.” şeklinde konuştu.

İhlas Haber Ajansı

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version