Akalazya Hastalığı Nedeniyle Yutma Güçlüğü Çeken Doktor, Tedavi Sonrası Doğum Gününde Pastasını Yiyebildi

4 Dakika Okuma

56 Yaşındaki Dermatoloji Doktoru Lütfiye Çoban, Akalazya Hastalığıyla Mücadele Etti

Toplumda görülme sıklığı 100 binde bir ile beş arasında değişen ve nadir hastalıklar grubunda yer alan akalazya, 56 yaşındaki dermatoloji doktoru Lütfiye Çoban’ın yaşam kalitesini bir yıl boyunca olumsuz etkiledi. Hekim olması dolayısıyla şikâyetlerini reflü olarak değerlendirerek kendi kendine tedavi etmeye çalışan Çoban, yutma güçlüğü nedeniyle uzun süre düzgün beslenemedi. Doktor arkadaşları tarafından uygulanan tedaviyle yutma kabiliyeti geri kazanan dermatoloji doktoru Çoban, hastanede kesilen doğum günü pastasını rahatça yiyebilmenin mutluluğunu yaşadı.

Yutma Güçlüğü ve Doğru Tanı

Uzun süredir yutma güçlüğü çeken Lütfiye Çoban, akalazya hastalığı nedeniyle katı gıdaları rahatlıkla tüketemez hale geldi. Kendi hekimlik bilgisi dolayısıyla şikâyetlerini başlangıçta reflü olarak değerlendiren Çoban, doğru tanı ve tedavi ile Memorial Göztepe Hastanesi’nde sağlığına kavuştu. Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay tarafından uygulanan Peroral Endoskopik Miyotomi (POEM) yöntemi sonrasında, bir süredir rahatça yemek yiyemeyen Çoban, doğum gününde pastasından ilk lokmayı aldı.

Tanı Sürecindeki Zorluklar

Hasta Lütfiye Çoban, tanı sürecine dair yaşadıklarını şu şekilde aktardı:

“Akalazya tanısını yaklaşık bir-üç ay önce aldım. Ancak şikâyetlerim yaklaşık bir yıldır mevcuttu. Başlangıçta belirtiler daha hafifti ve hekim olmam nedeniyle kendi kendime tanı koyma hatasına düştüm. Daha çok reflü olduğunu düşündüm ve bir süre reflüye yönelik kendi kendime tedavi uygulamaya çalıştım.”

Hastalığının İlerlemesi

Hastalığın zamanla ilerlediğini belirten Çoban, yaşadığı süreci şöyle ifade etti:

“Hastalık sinsi bir şekilde ilerlediği için şikâyetlerim giderek arttı. Yemeklerle boğazda takılma hissi oluşmaya başladı. Her öğünde, lokmaların geçişini kolaylaştırmak için neredeyse bir bardak su içmek zorunda kalıyordum. En çok zorlayan ise gece öksürükleri oldu. Şikâyetlerim arttıkça yapılan tetkiklerle tanı netleşti ve tedavi sürecine geçtik.”

Doğum Gününde İlk Defa Rahat Kahvaltı

Tedavi sonrası yaşadığı değişimi ise şöyle ifade etti: “Yaklaşık 24 saat önce tedavim gerçekleştirildi. Uygulanan yöntem çok konforlu, açık bir ameliyat olmaması büyük avantaj. Kısa sürede toparlanabiliyorsunuz. Bugün su içmeden kahvaltı yapabildim. Doğum günüm iki gün önceydi ama o gün pasta yiyemedim. Şimdi ise rahatlıkla doğum günü pastamı yiyebileceğim.”

Tanının Önemi ve Akalazya

Hastanın tedavi sürecini aktaran Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, akalazyanın tanı sürecine dikkat çekti: “Yutma sırasında ‘yediklerim yemek borumda kalıyor’ şikâyetiyle başvuran hastalar çoğu zaman reflü tanısıyla uzun süre takip edilebiliyor ya da psikolojik nedenlere atfedilebiliyor. Akalazya hastalığında tanı süresi genellikle üç ila beş yıl arasında değişiyor. Bu hastamız bir yıl içinde tanı aldığı için şanslı.”

Akalazyanın sessizce ilerleyen fakat ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Günay, sözlerine şu şekilde devam etti: “Yiyecekler yemek borusunda biriktiği için özellikle yatış pozisyonunda öksürük atakları görülebilir, akciğerlere kaçma nedeniyle zatürre gelişebilir. Tanı geciktiğinde yemek borusu genişler ve yapısı bozulur; bu da tedaviyi zorlaştırır ve tedaviye yanıtı olumsuz etkiler.”

POEM Yöntemi Hakkında Bilgi

Uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Günay, “Bu hastada tanı, ilaçlı yemek borusu filmi, endoskopi ve manometri testlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konuldu. Uyguladığımız POEM yöntemi açık bir cerrahi operasyon değildir. Vücutta kesi olmaz, işlem tamamen endoskopik olarak gerçekleştirilir. Kaslar gevşetildiğinde hastanın şikâyetleri hızla ortadan kalkar.” şeklinde konuştu.

Erken Tanının Önemi

Hastalığın nadir görüldüğünü hatırlatan Günay, erken tanının önemini vurgulayarak şu bilgileri paylaştı: “Akalazya, toplumda görülme sıklığı yüz binde bir ile beş arasında değiştiği için nadir hastalıklar grubunda yer alır. Her merkezde uygulanabilen bir tedavi değildir; deneyim ve altyapı gerektirir. Bu nedenle Türkiye’nin farklı bölgelerinden hastalar başvurmaktadır. Hastamız da Antalya’dan geldi.”

(IHA)

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version