AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek” dedi.
AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısının devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, “Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbirinden ayrılmaz bir bütünlükte iki kavramdır. Zaman zaman bu iki kavramın ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını, aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman geriye neyi yerleştirmeye çalıştıklarına baktığımızda, terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin kazançları dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şekliyle yaklaşımların arkasında olduğunu görmekteyiz. Bütün bu süreç, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinde bulunduğu bu dönemde ne denli stratejik bir adım olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu nedenle hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor” ifadelerini kullandı.
“Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerekiyor”
Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir biçimde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, “Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. İki konuda net cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci dahilinde PKK’nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğidir. Buna Suriye, Irak, İran üzerindeki yapılanmaların ve Avrupa’daki illegal yapılanmaların da dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da farklı yöntemlerin olabileceğini belirttik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz, hem kan dökülmemesi, hem Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulmaları hem de Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kaldırılmasının, sadece bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşebileceğidir. Bu bağlamda 10 Mart Mutabakatı’nın önemini vurguladık” diye konuştu.
“Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu”
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu belirten Çelik, “Kararnameyi tam olarak incelediğinde Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazı kişiler bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor ancak Esad rejiminin özellikle inkar politikası göz önüne alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı dahi yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınmış olmasının ortaya koyduğu irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğurmaktadır. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen böyle bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin ortaya çıkmıştır. Bunun takibi gerekmektedir. Bu konudaki hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetimi de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar” dedi.
“Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır”
Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığında Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olacağını belirten Çelik, “Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu tüm Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların kazanımı olarak değerlendirmek gerekir. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımını, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı bir zihniyetin işlediğini belirtmek gerekir. Birileri çıkıp da SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin DEAŞ Arapları temsil ediyor gibi bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir duruş sergilemek gerekmektedir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin, Türkmenlerin, Arapların ve diğer tüm grupların bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır” ifadelerini kullandı.
“Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir”
Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda son derece ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin bittiği ya da iflas ettiğini söylemeye başladıklarını belirtti. “Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan bazı çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıktan söyleyemiyorlardı. Bugün ise kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edilmesi anlamına gelen son derece çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu belirttik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendinde görenlerin, ilk önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadık kalmaları gerektiği ifade edilmelidir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli görmezseniz, bir gün tsunami etkisiyle karşılaşır ve bununla yüzleşmek zorunda kalırsınız demiştik. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar ancak itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki birçok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri birtakım uygulamaların benzerlerini hala bir ay önce Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir” değerlendirmesinde bulundu. İran’da yaşanan gelişmeleri yakından ve endişeyle takip ettiklerini dile getiren Çelik, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını vurguladı.
“Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir”
Kurulan Gazze Kurulu tarafından yapılacak çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, “Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılmaktadır. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleştirilmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış ifadeler kurulmaktadır. Gazze bir emlak değildir; emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurulması anlamına gelmektedir” dedi.
Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek”
Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların sürdürüleceğini sorması üzerine Çelik, “İlk aşamada 11 tır gitti. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada insani bir durum söz konusu. Bu insani durum çerçevesinde, Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi o olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız” cevabını verdi.
“Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır”
DEM Parti yöneticilerinin AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine yönelik ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, “Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşmektedir. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem gerçekleştirdiğinde ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla, bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğruyu söylemek gerekirse, bu kadar olay yaşanırken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler beklemektedir ancak maalesef bu kadar olay meydana gelirken sadece ideolojik oyunlar sergilenmektedir. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum sergileyerek, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ demek birbirine taban tabana zıt iki cümledir. Bir kez daha görüyoruz ki bu ifadeleri kullananların bize yönelttikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, yalnızca ideolojik propaganda cümleleridir” dedi.
“Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım”
DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de yaşanan güvenlik olaylarına dair terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, “Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzgünüz. Bu noktaya gelinmemesi gerekir, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti göstermektedir. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması gerekir ancak aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.
“Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil”
İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, “Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı açıkça ifade etmektedir. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceği meselesi değil. Hiç kimse o siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar koşa koşa giden maalesef yalnızca Yunanistan Başbakanı oldu. Asıl mesele İsrail halkının düşünmesi gereken, kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimleri altında alınıp değerlendiriliyor olmasıdır” şeklinde konuştu.
DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları çerçevesinde AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine dair bir takvimin sorulması üzerine Çelik, “Her iki meselede de bir takvim yok. Herhangi bir somut adım yok” cevabını verdi.
İhlas Haber Ajansı