AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu destekler devam edecek” açıklamasında bulundu.

11 Dakika Okuma

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “İnsani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek” dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında partisinin Genel Merkez binasında gerçekleştirilen MKYK toplantısının devam ettiği sırada basın açıklamasında bulundu. Çelik, Konya Çumra Belediye Başkanı Mehmet Aydın, Yozgat Kadışehri Belediye Başkanı Davut Karadavut, Şırnak İdil Karalar Belde Belediye Başkanı Hasan Turgut ve Çorum Ortaköy Aştağul Belde Belediye Başkanı Şenol Öncül’ün MKYK toplantısında AK Parti’ye katıldığını ifade etti.

Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konularındaki çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini dile getiren AK Parti Sözcüsü Çelik, “Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge, iç içe ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram”

Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmesine çalışıldığını vurgulayan Çelik, “Aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da terör örgütlerini meşrulaştırmaya, mazur göstermeye çalışan kaynakların olduğunu görüyoruz. Bütün bu süreç terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge kavramlarının ne kadar zamanlı, doğru ve dünyanın içinden geçtiği bu dönemde ne kadar stratejik bir adım olduğunu bir kere daha gösteriyor. Onun için hem MKYK hem MYK hem de partimizin tüm organları açısından en hassasiyetle takip edilen konuların başında bu geliyor” şeklinde konuştu.

“Suriye’de DEAŞ ile mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğini vurgulayan Çelik”

“Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de hiçbir şekilde var olmaması gerektiği esasına dayanmaktadır. Burada önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapmakta olduğumuzu belirttik. İki konuda açık cümleler kurduk ve izahını da net bir şekilde yaptık. Birincisi terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK’nın tüm şube, uzantı ve illegal yapılanmaları ile kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiği idi. Buna Suriye, Irak, İran yapılanmalarının ve Avrupa’daki illegal yapılanmaların dahil olduğunu ifade ettik. Aynı şekilde bunun devamı olarak da farklı yöntemlerinin olabileceğini belirttik. Suriye açısından bizim önemsediğimiz hususlar; kan dökülmemesi, Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının garanti altına alınması ve terörün vesayetinden kurtulması ile Suriye’nin birlik ve bütünlüğüne zarar veren terör ve asimetrik silahlı grupların ortadan kaldırılması, ancak bunun Suriye’nin bir parçası olarak gerçekleşmesidir. Bu bağlamda 10 Mart Mutabakatı’nın önemini özellikle vurguladık” dedi.

“Suriye’de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu”

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından yayımlanan ve Suriye’deki Kürtlerin haklarını garanti altına alan kararnamenin son derece sevindirici olduğunu ifade eden Çelik, “Kararnameyi tam okuduğunuzda Suriye Kürtlerinin Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunu, dillerinin ve kültürlerinin garanti altına alındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Bazı kişiler bu kararnameyi küçümsemeye çalışıyor fakat Esad rejiminin inkar politikası dikkate alındığında Kürt kardeşlerimizin orada nüfus cüzdanı yoktu. Şimdi bunun devlet düzeyinde bir kararname ile garanti altına alınması, ortaya konan irade beyanını hem sevindirici hem de önemli buluyoruz. Ortadoğu’da kimlik kavgaları, mezhep kavgaları son derece acı sonuçlar doğuruyor. Belki de 100 yıl içerisinde ilk defa çoğulculuğu benimseyen bir kararname ortaya çıkmış oldu. Önemli olan eylemlerdir ama Kürt kardeşlerimiz için hukuki bir zemin oluşmuştur. Bunun takibi gerekir. Bu konuda da hassasiyetlerimizi Suriye yönetimi ile paylaşıyoruz. Sayın Şara ve yönetim de tek bir Suriye ilkesi etrafında bu konularda son derece hassas olduklarını ifade ediyorlar” dedi.

“Gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır”

Suriye’de terör örgütleri ortadan kalktığında Suriye Kürtlerinin, Türkmenlerinin, Araplarının ve diğer grupların en çok kazananlar olacağını belirten Çelik, “Dolayısıyla Suriye’de son ortaya çıkan tabloyu bütün Kürtlerin, Türkmenlerin ve bütün Arapların bir kazanımı olarak görmek gerekmektedir. Eğer birileri herhangi bir yerde terör örgütünün kazanımını, herhangi bir etnik grubun kazanımı olarak görüyorsa burada son derece hastalıklı bir zihniyetin işlediğini ifade etmek gerekiyor. Eğer birisi çıkıp SDG Kürtleri temsil ediyor gibi hastalıklı bir cümle kuruyorsa, bu hastalıklı cümlenin DEAŞ Araplarını temsil ediyor gibi bir cümleden farkı yoktur. Terör örgütleri konusunda ilkeli bir tutum geliştirilmesi gerekir. Burada gerçek kazanım Suriye’de Kürt kardeşlerimizin de, Türkmenlerin de, Arapların da bu terör örgütlerinden kurtulmasıdır” ifadelerini kullandı.

“Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir”

Çelik, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen toplantıda oldukça ilginç mesajların verildiğini ve neoliberal siyasi düzeni savunanların belki de ilk defa bu düzenin sona erdiğini ya da iflas ettiğini dile getirdiğini kaydederek, “Uzun süre neoliberal ekonomik düzenin temsilcisi olan çevreler, bu düzenin sorunlarını bilmelerine rağmen bunu açıkça ifade edemiyorlardı. Ancak bugün kamuya açık toplantılarda bu düzenin elitlerinin, neoliberal sistemin ikiyüzlülüğünü dile getirmeye çalıştıklarını görmekteyiz. Bu durum, Cumhurbaşkanımızın yıllar önce dile getirdiği tespitlerin bugün adeta teyit edildiği anlamına gelen çarpıcı ifadelerin duyulmasına yol açmaktadır. Biz her zaman şunu söyledik; bu düzen adına norm koyma yetkisini kendisinde görenlerin, önce bu normlar eksik olsa bile bu normlara sadakat göstermesi gerekmektedir. Avrupa için geçerli gördüğünüz bir insan hakları veya hukuk devleti normunu Afrika ya da Asya için geçerli göremezseniz, bu durum bir gün tsunami etkisiyle gelir ve sizi vurur, bununla karşılaşmak durumunda kalırsınız. Avrupa’daki bazı ülkeler Grönland tartışmaları üzerinden seslerini yükseltiyorlar; ancak itiraz ettikleri şeylerin aynısını Afrika’daki pek çok ülkeye yaptılar. Bugün itiraz ettikleri uygulamaların ve söylemlerin benzerlerini hala bir ay önce Afrika’da bir ülkede darbe teşebbüsüne girişerek yapmaya çalıştılar. Dolayısıyla Avrupa norm koyma kabiliyetini kaybetmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

Çelik, İran’da meydana gelen gelişmeleri yakından ve endişe ile takip ettiklerini dile getirerek, İran’a yönelik herhangi bir dış müdahalenin karşısında olduklarını ve bu durumun son derece yanlış olacağını belirtti.

“Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımıyla değerlendirilecek bir toprak değildir”

Kurulan Gazze Kurulu tarafından gerçekleştirilecek olan çalışmaların yakından takip edileceğini aktaran Çelik, “Her zaman söylediğimiz gibi yanlış haberler ve aşırı söylemler kullanılıyor. Filistin’i Filistinliler yönetmelidir ve bu iradeyi gölgeleyecek tutumlar içerisine girilmemelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hâle gelmesi ve ardından 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, entegre ve toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin devletinin kurulmasıdır. Bu gerçekleşmeden kalıcı barış mümkün değildir. Ayrıca son derece acımasız ve yanlış cümleler kuruluyor. Gazze bir emlak değildir, emlak yaklaşımlarıyla değerlendirilecek bir toprak değildir. Gazze bir vatandır ve bunu yok sayan yaklaşımlar son derece vahşi ve barbar cümleler kurma anlamına geliyor” dedi.

Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

“Aynularab’a 11 tır yardım gönderdik, bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek”

Bir gazetecinin Türkiye’nin Aynularab’a yaptığı insani yardımların devam edip etmeyeceğini sorması üzerine Çelik, “İlk aşamada 11 tır gönderildi. Hangi ideoloji altında olursa olsun Suriye’de ve bölgede bütün terör örgütlerinin karşısındayız. Hiç kimse terör örgütlerini oradaki kardeşlerimizle eşitlemesin. Şartlar ne olursa olsun, Suriyeli Kürtlerin, Türkmenlerin ve Arapların yanındayız. Orada bir insani durum söz konusu. Bu insani durum çerçevesinde Suriye hükümeti ile koordineli bir şekilde onların açtığı insani koridorlardan 11 tır yardım gönderdik. Bu yardımlar kesintisiz bir şekilde devam edecek. Oradaki Suriyeli Kürt kardeşlerimizi olumsuz koşullarda asla yalnız bırakmayacağız” cevabını verdi.

“Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır”

DEM Parti yöneticilerince AK Parti’nin Kürt sivillerin hedef alındığı iddialarına yeterince tepki göstermediğine dair ifadelerinin sorulması üzerine Çelik, “Kürt sivillerin öldürülmesine göz yumduğumuz iddiası ahlak dışı bir yaklaşımdır. SDG’nin ve PKK’nın yıllar boyunca ne kadar Kürt sivili öldürdüğü herkesin gözü önünde gerçekleşmiştir. Bugün Suriye’de ister DEAŞ ister PKK ya da başka bir ad altında olsun, herhangi bir terör örgütü sivillere yönelik bir eylem yaptığında ilk karşı çıkan biz oluruz. Dolayısıyla bunlar ideolojik oyunlardır ve siyasi bir cümle ifade etmemektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse, bunca olay yaşanmışken insan daha makul ve siyasi değerlendirme anlamına gelebilecek cümleler bekliyor ama maalesef bu kadar olay olurken sadece ideolojik oyunlar. Adı SDG ya da PKK olan bir örgütten yana destekleyici bir tutum olarak, ‘Kürtlerin iyiliğini düşünüyorum’ denilmesi birbirine taban tabana zıt iki cümledir. Bir kere daha görüyoruz ki bu cümleleri kuranların bize dönük söyledikleri cevap verilecek siyasi cümleler değil, sadece ideolojik propaganda cümleleridir” dedi.

“Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması lazım”

DEM Parti tarafından yapılan eylem çağrılarının ardından Diyarbakır ve Mersin’de meydana gelen güvenlik olayları bağlamında terörsüz Türkiye sürecindeki değerlendirmelerinin sorulması üzerine Çelik, “Bahsedilen provokasyonlar çerçevesinde hayatını kaybeden merhum için son derece üzüntülüyüz. Bu noktaya gelmemesi lazım, güvenlik güçleri gereken hassasiyeti gösteriyorlar. Her türlü provokasyona karşı dikkatli olunması gerekir, ama aynı zamanda siyasilerin de provokasyona ortam oluşturacak dilden ve üsluptan uzak durması son derece önemlidir” ifadelerine yer verdi.

“Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması değil”

İsrail basınında yer alan Bilal Erdoğan dahil 29 Türk vatandaşının ülkeye girişinin yasaklanacağı yönündeki iddiaların sorulması üzerine Çelik, “Zaten Bilal Bey’in ve adı geçen kişilerin Filistin konusundaki hassasiyeti, her yıl yılbaşı sabahı yapılan mitinglerden birtakım Siyonist ve soykırımcı çevrelerin duyduğu rahatsızlığı net bir şekilde ifade etmektedir. Mesele İsrail’in kimin ülkeye girip girmeyeceğini yasaklaması meselesi değildir. Hiç kimse girip de o Siyonist katillerin elini sıkmak istemez. Şimdiye kadar koşa koşa giden maalesef bir tek Yunanistan Başbakanı oldu. Esas mesele İsrail halkının düşünmesi gereken kendi ülkelerinin bu Siyonist katillerin isimlerinin altında alınıyor ve değerlendiriliyor olmasıdır” şeklinde konuştu.

DEM Parti heyetinin Aynularab’a gerçekleştirdiği ziyaret sonrası siyasi parti liderleriyle görüşme kararı almaları doğrultusunda AK Parti ile bir görüşme talebinin olup olmadığı ve İmralı heyetinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesine ilişkin takvimin sorulması üzerine Çelik, “Her iki konuda da bir takvim yok. Herhangi bir şey olmadı” cevabını verdi.

Bu Makaleyi Paylaş
Exit mobile version